﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?><Search><Pages Count="148"><Page Number="1">1 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="2">konya vizyon • mayıs 2011 2 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="3">3 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="4">konya vizyon • mayıs 2011 4 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="5">5 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="6">konya vizyon • mayıs 2011 6 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="7">7 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="8">konya vizyon • mayıs 2011 8 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="9">9 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="10">konya vizyon • mayıs 2011 10 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="11">11 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="12">konya vizyon • mayıs 2011 12 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="13">13 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="14">konya vizyon • mayıs 2011 14 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="15">15 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="16">konya vizyon • mayıs 2011 16 konya vizyon mayıs sayısı farklı güzel ve şehrin tüm yansımalarıyla siz değerli okuyucularıyla buluştu. konya vizyon fark yaratmaya devam ediyor. siz değerli okuyucularımızdan aldığımız samimi ve olumlu tepkiler bizlere daha çok şevk veriyor. atacağımız adımların daha başındayız, ama yapacağımız yenilikleri her sayımızda görecek bu şehrin dergisinin neler yapabileceğini daha iyi anlayacak-sınız. prof. dr. yusuf küçükdağ’ın yayın kurulu başkanlığını yaptığı konya viz-yon her ay yayın kurulunu daha da güçlendiriyor. türkiye’nin en genç yazarları bu şehirde yaşıyor ve konya vizyon’da yazıyor. zeynep ve elif aydemir kardeş-ler, mayıs sayımızda 3.yazılarıyla karşınızda. zeynep ve elif ’in yazıları gelecek-te neler yapabileceklerinin habercisi. zeynep ve elif ulusal boyutta bir değere sahipler, çünkü onlar türkiye’nin en genç yazarları aynı zamanda. bu gerçekten büyük bir özgüven ve bilgi birikimi istiyor bu kadar dolu dolu yazmaları ve tes-pitte bulunmaları hemşehri konumunda beni inanılmaz mutlu ediyor. kalemi-nizin mürekkebi daim olsun genç yazarlarım…türkiye’de bir ilki daha gerçek-leştirdik beyza çoktosun aydınlatma üzerine yazılarıyla sizlerle olacak. sektör dergileri dışında aydınlatma üzerine makale yazan tek yazar konya vizyon’da sizlerle buluşuyor. farkı ve farklılığı hisetmeye devam edeceksiniz.beyza çok-tosun ekim ayına kadar tüm bilgi birikimini sizlerle paylaşacak. seçimlerin yaklaşması ülkemize va konya’mıza her zaman farklı bir hava ge-tirmiştir.seçimleri ekonomiye verdiği katma değer bakımından önemsiyorum. adayların renklilkleri ve fark yaratma çabalarının bu seçime daha titiz çalışıldı-ğının bir göstergesi. artık adaylardan vaat duymak istemeyen ve proje isteyen bilinçli vatandaşları görmek adayları daha dolu projelerle meclise gitme konu-sunda hassas davranmalarını sağlıyor. değişen ve gelişen türkiye’nin marka de-ğerine sahip şehri konya’mızdaki tüm adaylara buradan başarılar diliyorum. kendi otomobilimiz mayıs ayında sizlerle olamadı tüm sektör görüşleri alın-dı sanayi bakanımızın görüşünün gecikmesi eksik olacağını düşünerek haziran sayımızda sizlerle olacak bu konuda tüm içtenliğimle siz okuyucularımızın affı-na sığınıyorum.türkiye’nin gündemini farklı açılardan yorumlama konusunda hassasiyetimiz devamlı olacaktır. sevgiyle, ailenizle, sağlıcakla kalın… ahmet çakır ahmet@medyafgroup.org türkiye’nin en genç yazarları medya f group adına imtiyaz sahibi funda çakır yazı işleri müdürü ahmet çakır editör ahmet çakır sanat yönetmeni volkan çakır görsel yönetmen vahdet karakaya reklam söreklam elif mut yusuf yıldız şeref özçelebi yayın koordinatörü seycan çakır creative doodles vahdet karakaya, ahmet tok, levent danacı, beyzat aksoy kapak tasarımı vahdet karakaya ofis sorumlusu buket almacı hukuk danışmanı av. ümit yaşar yayın kurulu prof. dr. yusuf küçükdağ, prof. dr. saim sakaoğlu, doç. dr. caner arabacı, doç. dr. hüseyin elmas, yrd. doç. dr. yaşar erdemir, ahmet çakır, ayşenur yazıcı, nasuh mahruki, volkan çakır, serdar aydemir, sefa mungan, seycan çakır, gülsüm yartaş, reyyan şalvarcı, zeynep aydemir kazım öztoklu, atıf dikici, cenk taşbaşlı, cem taşpınar, selçuk kazan, elif aydemir, muammer bingöl, nilgün ottekin, yaşar toy, özden gönüllü, vehbi ağırbaşlı, uğurhan kurt , beyza çoktosun, ayşe balaban, funda çakır fotoğraf volkan çakır, harun şahin m.günce akkoyun baskı ölçü ofset kasaplargil matbaacılık ltd. şti. fevzi çakmak mh. demir cad. 10636 sk. no: 8/1 karatay/konya tel: 0332 345 15 17 - 345 42 36 baskı 2000 adet mayıs/2011 iletişim bilgilerimiz medya f group beyazıt mah. sultan cem cad. a plaza a-blok no:35 kat:4/403 konya/türkiye tel: 90 332 320 25 62 - 63 fax: 90 332 320 25 64 www.medyafgroup.org www.vizyonkonya.com www.konyavizyon.org dağıtım ekin kurye aracılık hizmetleri 0 332 236 36 12 mayıs 2011</Page><Page Number="17">17 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="18">konya vizyon • mayıs 2011 18 içindekiler kısa haberler 18 36 40 44 52 56 alaeddin darüşşifası osmanlı minyatürlerinde kadın para kart mobbıng gökhan türkmen</Page><Page Number="19">19 60 70 96 104 78 88 hıdrellez volkan emrecik on bin yılın eserleri kapak konusu ayetek yabani güzellik memleketimden cennet manzaraları 32</Page><Page Number="20">konya vizyon • mayıs 2011 20 kısa haberler 2011 fiat roadshow başladı yenilenen ve gelişen teknolojik özelliklerini tüketiciyle buluşturan geleneksel fiat roadshow etkinliği başladı. 2011 nisan ayında başlayan roadshow’un 40’tan faz-la şehirde yapılacak olan etkinlikte, fiat 500, bravo, punto evo gibi modellerinin yanında yeni doblo ve hafif ticari araç modellerini yakından inceleme vede test etme şansına sahip olunacak. s.ü. besyo spor yöneticiliği 3.sınıf öğrencilerinin anlamlı ziyareti s.ü. besyo 3.sınıf öğrencileri zehra yıldırım, hati-ce elmas, sibel karaboğa ve demet tekin, öğrt.gör . tuncay sarıipek nezaretinde; insanların gönüllü olarak boş zamanlarında katıldıkları ve kişisel ola-rak doyum sağladıkları aktiviteler olarak tanımla-nan "rekreasyon faaliyetleri" kapsamında 09 ma-yıs 2011 günü meram/konya atatürk ilköğretim okulu ana sınıfı a şubesi öğrencileri ile “ağız ve diş sağlığı bilinçlendirme faaliyeti” programında bir araya geldiler . “diş krallığı” adlı çizgi filmi ana sınıfı öğrencileriyle birlikte seyreden s.ü. besyo spor yöneticiliği öğ-rencileri daha sonra miniklere bu anlamlı günün ha-tırası olarak diş fırçası ve diş macunu ve karikatürlü sağlıklı diş çıkartmaları hediye ettiler. faaliyetin son bölümünde ise besyo’lu gençler minik ana sınıfı öğrencilerine hazırladıkları “çürük diş avcıları kulübü üyesi” katılım belgelerini takdim ederek bu güzel, anlamlı ve örnek günü sonuçlandırdılar. sel-çuk üniversitesi beden eğitimi ve spor yüksek okulu spor yöneticiliği 3.sınıf öğrencisi zehra yıldırım yaptığı açıklamada; gelecek nesillerin sağlıkla gülüm-semesi ve inci gibi dişlere sahip olabilmesi için diş fır-çalama alışkanlığının küçük yaşlarda başlatılmasının gerekliliğine inandıkları için böyle bir faaliyeti düşün-düklerini ve hazırladıklarını belirtti. kıvrak’tan “ölçümü alır mısın?” kıvrak yapı’nın müşteri odaklılık ilkesin-den yola çıkarak müşterilerine sunduğu “ölçümü alır mısın?” projesi beğeniyle kar-şılandı. bu projeyle müşterinin mağazaya girdiği andan itibaren, ürüne karar verme, beğenme, kurulum ve satış sonrası hizmet-ler aşamasında karşılaşılan birçok zorluk-lara son vermek amaçlanmıştır . ”ölçümü alır mısın?” projesiyle kıvrak müş-terilerinin evlerini ziyaret ederek mekanların ölçülerini alıyor . daha sonra mağazaya da-vet ederek uygun ürünlerin sunumunu yapıyor . firma müşterilerinin zihninde belirlediği ürünlerden yola çıkarak, mimarları tarafından banyoları bire bir ölçülere sadık kalınarak, müşterilerinde fikirleri doğrultusunda kişiye özel çok alternatifli çizimler yapılıyor. bu sa-yede müşteriler banyolarının yapım aşamasından önce nasıl bir görüntü kazanacağını ön-ceden görme fırsatı bulabiliyor. bu proje sayesinde yapım aşaması bittikten sonra oluşabi-lecek her hangi bir hayal kırıklığı da önlenmiş oluyor . kıvrak yapı malzemeleri bünyesinde satışını gerçekleştirdiği markalar ise; ytong, ege yıldızı, dominox, filli boya ve doğaltaş ile konyalılara yıllardan beri kalite ve hizmeti vermeye devam ediyor . kulesite 7. yılını muhteşem bir kampanyayla kutluyor kulesite, 7. yılında hem büyükleri hem küçükleri sevindirecek bir kampanya ile kutluyor . 23 nisan – 10 temmuz 2011 tarihleri arasında kulesite mağazalarından yapılan her 50 tl’lik alışveriş, çekilişle bir kişiye mercedes c180, 76 kişiye akülü araba kazandırıyor . konya’nın yaşam ve eğlence merkezi kulesite yedinci yılı "bir kişiye mercedes c180, 76 kişiye akülü araba" kampanyasıyla kutluyor. kulesite’de, 23 nisan – 10 temmuz 2011 tarihleri arasında yapılacak her 50 tl’lik alışveriş, ziyaretçilere bir çekiliş kuponu ka-zandırıyor. 27 temmuz 2011 tarihinde yapılacak çekiliş sonrasında bir talihli mercedes c180 kazanırken, 76 talihli ise akülü jeep sahibi olacak. ziyaretçilerine sadece pek çok markayı bir arada sunarak değil, sosyal ve kültürel etkinliklerle de konya’da alışveriş kavramına yeni bir boyut getirdiklerine dikkat çeken kulesite müdürü mustafa totan, "gerek mağazalarımız gerekse düzenlediğimiz etkinlik ve kampanyalarla konyalıların ha-yatında büyük bir yer edindik. sadece bir alışveriş merkezi değil aynı zamanda bir yaşam alanı hâline gelen kulesite’nin 7. yılını kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. her yıl olduğu gibi, bu yıl da yaş günümüzü ziyaretçilerimizle birlikte kutluyoruz." dedi. iran heyetinden selçuk üniversitesi'nde inceleme iran islam cumhuriyeti sağlık bakanı yardımcısı dr . muhammed mohagheg baş-kanlığındaki heyet selçuk üniversitesi'nde (sü) incelemelerde bulundu. ilk olarak sü rektörü prof. dr. süleyman okudan'ı ziyaret eden muhammed mo-hagheg, selçuk üniversitesi'nin gerek eği-tim kalitesi, gerekse kurumsallaşan yapısı nedeniyle tahran başta olmak üzere iran'ın birçok şehrinde tercih edildiğini belirterek, "buraya özellikle tıp eğitimi için gelen öğrencilerimizin ülkelerine döndüğünde iş bulma şansı ol-muyor . çünkü iran' da selçuk üniversitesi'nden alınan diplomalara ilişkin herhangi bir denklik uygulaması söz konusu değil. bu da yetişmiş insanımızın iş gücü kaybına neden oluyor . bu ne-denle konya'ya geldik. özellikle selçuklu tıp fakültesi, meram tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi'nde gerekli incelemeleri yapıp, bunları rapor haline getirmek istiyoruz." dedi.</Page><Page Number="21">21 genç müsiad’dan okuma projesi genç müsiad eğitim günlerinde bu hafta “okuma-nın önemi” konulu konferansı ile uzman psikolojik danışman aziz yıldırım vardı. dünya kitap haftası sebebiyle genç müsiad eğitim günlerinde “okuma ve okumanın önemi” konulu kon-ferans düzenledi. genç müsiad üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği konferansın açılış konuşmasını müsiad gençlik kurulu başkanı yakup barınlı yaptı. barınlı; “bilgi ça-ğında olduğumuz şu dönemde eğer toplum olarak tüm dünyada ülkemize yakışan bir yer edinmek istiyorsak okumaktan başlamalıyız. inanıyorum ki okumakla başlayan bu süreç devamında bizlere düşünmek ve sorgulamak gibi hassasiyetleri getirecektir . böylelikle okuyan, düşünen bir toplum olacağız, bu durum bize hak ettiğimiz yerde olma imkânı sağlayacaktır . biz genç müsiad ailesi olarak “1 yılda 50 kitap” projesi ile arzu ettiğimiz geleceğe kendimizi hazırlıyoruz. projemizde tüm üyelerimize her hafta belirlenen bir kitap vereceğiz. 1 hafta içerisinde bu kitabın bitirilmesini isteyeceğiz ki bir sonraki hafta başka bir kitaba başlayalım. bu sayede yılsonunda tüm üyelerimizin 50’ şer kitap okumalarını sağlayacağız" dedi. kütahya seramik yeni mağazasının açılışını yaptı seramik sektörünün parlayan yıldızı kütahya seramik’in ana bayiliğini yapan konal inşaat beyşehir çevreyolu üzerine açtığı yeni mağazası ile sektöre hizmete devam etmekte. 1997 yılından beri kütahya seramik’in ana bayisi olan mağazada, batarya grubu, pentamiy-eca, vitrifiye grubu, güral-serel, granit grubu, seranit-hitit, t esisat grubu, vesbo boru sistemleri markalarıyla yeni mağazasında sizleri bekliyor . starpet’ten konya’da 16. istasyon açılışına özel yüzde 19’a varan indirim fırsatı türkiye’ de en hızlı büyüyen akaryakıt dağıtım şirketlerinden biri olan starpet, konya’ daki on altıncı istasyonunu 11 mayıs çarşamba günü hizmete açıyor . starpet yönetim kurulu başkan yardımcısı murat okalin’in ev sahipliğin-de gerçekleşecek olan starpet garzan petrol istasyonu’nun açılışı, konya valisi aydın nezih doğan, ak parti milletvekili adayı hüseyin üzülmez, ak parti milletvekili orhan erdem ve starpet akdeniz saha müdürü der-ya erçetin’in katılımıyla gerçekleşecek. açılışa özel olarak tüm akaryakıt ürünlerinde yüzde 19’ a varan indirimin uygulanacağı bu özel günü takip eden diğer günlerde de yüzde 8’ e varan indirimler uygulanacak. starpet için anadolu’nun kalbinde stratejik öneme sahip konya ilindeki yeni istasyonlarının açışına dair açıklama yapan star-pet yönetim kurulu başkan yardımcısı murat okalin, “starpet olarak kurulduğumuz 2005 yılından bu yana sahip olduğumuz tecrübeyi de arkamıza alarak kısa zamanda, gerçekleştirdiğimiz atılımlar ile ülkemiz akaryakıt pazarında önemli bir noktaya geldik. güvenilir , güçlü ve dinamik yapımızın yanında, uygun fiyat ve yüksek ürün kalitemiz ile müşte-rimize her daim en iyi hizmeti sunmayı felsefe olarak belirledik. bugün 73 ilde 450’ye yakın istasyonumuz bulunuyor . 2011 yılını yatırımlarımızla büyüme ve starpet’i herkesle tanıştırma yılı ilan ettik. iç anadolu bölgesi bizim için çok önemli bir konuma sahip. bugün konya’ da 16. istasyonumuzu hizmete açmış olmanın gururunu yaşıyoruz. şubat ayından bu yana düzenli olarak devam ettiğimiz indirim günleri kampanyamızı burada da tüketici ile buluşturuyoruz. 11 mayıs çarşamba günü starpet konya garzan petrol istasyonu’nun açılışına özel olarak tüm akaryakıt ürünlerde yüzde 19’ a varan indirim uygulayacağız. takip eden diğer günlerde de yüzde 8’ e varan indirimlerimiz devam edecek.” dedi. selçuk öztürk konya ticaret odası’nda yönetim kurulu başkanlığı görevine başladı konya ticaret odası’nda seçim sürecinin tamamlanmasının ardından mazbatası-nı alan selçuk öztürk görevine başladı. konya ticaret odası’nda yönetim kurulu başkanlığı görevine seçilen öztürk, “129 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan konya ticaret odası’nda yönetim kuru-lu üyesi arkadaşlarımızla birlikte hizmet edecek olmaktan mutluluk duyuyorum” dedi. müsiad konya şubesi’nin kuruluşunda görev alan öztürk, müsiad’ın 4. dönem yönetim kurulu başkanlığı görevini yaptı. konya ticaret odası’nda başkan ve bazı yönetim kurulu üyelerinin istifalarının ardından 29 nisan cuma günü yapılan seçimlerde oda yönetim kurulu başkanlığı’na seçilen öztürk, “konya’nın en önemli sivil toplum ku-ruluşlarından biri olan konya ticaret odası’nda birlik ve beraberlik içerisinde konya’mıza hizmet edeceğiz. odamızın ülkemiz için üstlendiği hizmet misyonunu el ele vererek sürdürmesini sağlayacağız” diye konuştu.</Page><Page Number="22">konya vizyon • mayıs 2011 22 kısa haberler ağaç bayramında 10 bin fidan toprakla buluştu konya'nın beyşehir ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen ağaç bayra-mında 10 bin fidan toprakla buluşturuldu. beytepe mahallesi'nde prof. dr . rüçhan arık seyir tepesi yamaçlarındaki ağaçlandırma sahasında gerçekleştirilen ağaç bayramına beyşehir kayma-kamı cumali atilla, beyşehir belediye başkanı izzet taşcı, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile çok sayıda öğrenci katıldı. törende belediye başkanı izzet taşcı, geçen yıl ilki düzenlenen ağaç bayramının beyşehir'de bu yıl ikincisini düzenlediklerini söyledi. çevre ve orman bakanlığı'ndan ağaç bayramı için 10 bin fidan talebinde bulunduklarını belirten taşcı, is-tenilen sayının gelmesi nedeniyle yetkililere teşekkür etti. seha yapı’dan konya’ya yeni yatırımlar geliyor konya’nın önde gelen gayrimenkul şirketi seha yapı, 2011 yılında yatırımlarına hız kazandırdı. selçuklu ilçesinde bulunan 13.548.36 metrekarelik araziyi 10.500.000 tl ihale bedeli ile arazi portföyüne ekleyen seha yapı, aynı zamanda 8.150.000 tl kdv ihale bedeli ile kaba inşaatının yapımını üstlendiği 10.000 metrekarelik arazi üzerinde mevlana üniversitesi’nin tıp fakültesini yapmak için çalışmalara başladı. seha yapı’nın selçuklu’da hayata geçiriceği yeni konut projesi-nin geniş ailelere ve büyük bir dairede yaşamak isteyenlere hitap etmesi ve inşaatın yaz aylarında başlaması planlanıyor. mevlana üniversitesi tıp fakültesi kaba inşaatı nisan ayında başlayıp 15 ay sonra bitirilmesi hedefleniyor. 42.730 m2 inşaat alanı olan tıp fakültesi 66 metre yükseklikte ve 17 katlı olarak tasarlandı. hasta yatak sayısı 309 olacak fakülte, 42 yataklı 3 adet yoğun bakım ünitesi, 24 yataklı acil gözlem bölümü, 10 ameliyathane, 91 poliklinik, 200 kişilik konferans salonu ile ka-palı 302, açık 131 araçlık olmak üzere toplam 433 araç kapasiteli otoparktan oluşacak. seha yapı 2010 yılı içinde, konya selçuklu’da inşaatına başladığı seha mimoza ve seha gardenya projeleri ile toplam 87.678 metrekare inşaat alanında 404 konutluk dev projeleri hayata geçirdi. konya şeker'e fransa'dan altın kategori ödülü business ınitiative direction'in 25 yıldır sürdürdüğü ve daha önce ödül alan şirket-lerin yaptığı oylama ile ödül alacak şirket ve markaların belirlendiği ıslq (ulus-lararası kalite liderliği yıldızı) ödülle-rinden “altın kategori” ödülüne konya şeker layık görüldü. qc 100 kalite standartları dikkate alınarak adayların ve ödül alacak şirketlerin belirlen-diği organizasyonun, bu yıl gerçekleştirilen ödül töreni 60 ülkeden şirket temsilcileri, diplomatlar ve ticari temsilciler ile iktisat-çıların katılımıyla paris'te 10-11 nisan ta-rihlerinde gerçekleştirildi. altı kategoride dağıtılan uluslararası kalite ödüllerinden “kalite liderliği yıldızı” altın kategori ödülünü bu sene ülkemize getiren konya şeker'in ödülünü, recep konuk adına pan-kobirlik apk müdür yardımcısı cem kap-tan, bıd başkanı jose e. prieto'nun elinden aldı. ödül töreni öncesi konya şeker'in ve ürünlerinin tanıtımının da yapıldığı organi-zasyonda bıd başkanı jose e. prieto, aday-ların belirlenmesi sürecinde ve organizas-yon vesilesiyle konya şeker'le türkiye'yi daha iyi tanıma fırsatı bulduklarını belirtti. b.ı.d başkanı prieto, hem türkiye ekono-misinin hem de konya şeker'in gelişimini takdirle izlediklerini ve bu başarının görül-mesi gerektiğini ifade ederken, bıd'ın de bu başarıyı ödüllendirdiğini söyledi. asc endüstri,300 milyon dolarlık yatırımla 1000 kişiye istihdam sağlayacak türkiye’nin önde gelen hidrolik ekipman üreticilerinden olan asc endüstri, konya organize sanayi bölgesinde te-melini attığı 300 milyon dolarlık yeni hidromotor üretim tesisi ile 10 yıl içinde 1,5 milyon adetlik üretim hedefliyor . 2007 yılında 20.000 metrekare kapalı alan, toplamda 91.000 metrekare alan üzerine inşa edilen asc endüstri üretim tesisleri tamamlandığında 300 milyon dolarlık ya-tırım büyüklüğüne erişecek. henüz tüm üniteleri tamamlanmamış olmasına rağmen seri üretime nisan 2011’de başlayan asc endüstri, mevcut sistem ile üretim kapasitesi olan 150.000 adete üretimin ilk yılında ulaşabilecek. 10 yıllık süreç içinde gerçekleşecek 1,5 milyon adetlik üretim hedefiyle ise dünya devi olma yolunda adım adım ilerliyor. asc endüstri, savunma, otomotiv, madencilik, iş makineleri, tarım makineleri sanayii başta olmak üzere bir çok sanayi dalında hid-rolik ekipman ihtiyacını karşılamaya yönelik üretim yapıyor. milli savunma bakanı gönül konya'da milli savunma bakanı vecdi gönül, bugünkü hukuki zeminin askerin açıklama yapmasına imkan verdiğini belirterek, bu konuda yapılan hukuki bir değişikliğe as-kerin mutlaka uyacağını dile getirdi. bir dizi ziyaret ve açılışa katılmak üzere konya'ya gelen bakan gönül ilk olarak konya valiliği'ni ziyaret etti. vali-lik girişinde merasim mangasını selamlayan bakan gönül kendisine çiçek vererek elini öpen iki ilköğretim öğrenci-sini öperek bir süre sohbet etti. daha sonra konya garnizon komutanlığı'na geçen bakan gönül buradaki ziyaretinin ardından konya büyükşehir belediye başkanı tahir akyürek'i ziyaret etti. bu-rada başkan akyürek tarafından bakan gönül'e ziyareti anısına ebru tablo ile mesnevi hediye etti. ziyaretinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan bakan gönül, bir gazetecinin yeni yasama dö-neminde genelkurmay'ın milli savunma bakanlığı'na bağlanıp bağlanmayacağı konusundaki sorusu üzerine, "türkiye yakın zamanda referandumla anayasa değişikliği'ni büyük bir çoğunlukla kabul etti. türkiye, devlet olarak hızlı bir gelişim ve değişim içinde. kuralların da bu gelişime göre değiştirilmesi şart. seçimlerden sonra türkiye'nin ihtiyacı olan bir anayasa gündeme gelebilir ." dedi.</Page><Page Number="23">23 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="24">konya vizyon • mayıs 2011 24 kısa haberler ak parti konya il başkanı sorgun'dan milletvekili adayları değerlendirmesi ak parti konya il başkanı ahmet sorgun, 12 haziran 2010'da yapılacak genel seçimler için belirlenen 14 milletvekili adayı ile ilgili bir açıklama yaptı. il teşkilatı olarak bugüne kadarki süreci başarılı bir şekilde yürüttüklerini belir-ten ahmet sorgun, “7 mart 2011 pazartesi günü başlayan ve 1 hafta süren aday adaylığı resmi baş-vuruları ile il teşkilatımıza birbirinden değerli 171 isim başvurdu. taraf-sız olarak yürüttüğümüz bu süreç sonucunda genel merkezimiz 171 aday adayını büyük bir titizlikle değerlendirdi ve 14 kişilik aday listemiz ortaya çıktı. kararın şehrimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi. aday adaylığı sürecinin sona erip adayların belirlenmesi ile yeni bir sürece girildiğini aktaran başkan sorgun, bu süreçte seçim koor-dinasyon merkezi'nin belirlediği programlar dahilinde yoğun bir çalış-ma başlatacaklarını belirtti. sorgun; “2002 yılından bu yana konyamıza büyük yatırımlar yapıldı. bu yatırımların şehrimize kazandırılmasında milletvekillerimizin payı büyük. ancak bu bir bayrak yarışı. sayın başba-kanımızın ve genel merkezimizin takdiridir .” dedi. zazadin hanı ziyaretçilerini bekliyor konya - aksaray yolu üzerinde bulunan 775 yıllık tarihi zazadin han, restore edilmiş yeni haliyle tarih meraklılarını bekliyor . konya'ya 22 kilometre uzaklıkta tömek köyü yakınlarında bulunan zazadin han'ın yapımına, anadolu selçuklu devleti sultanı alaeddin keykubat döneminde başlandı ve 2. gıyaseddin keyhüsrev döneminde yapımı tamamlandı. yıllar boyunca yol güzergahını kullanan kervan ve or-dulara hizmet veren han, yıllar geçtikçe virane bir hale döndü. belediyeler kanunu'nun çıkmasıyla birlikte selçuklu belediyesi sınırlarında kalan za-zadin hanı için 2007 yılında belediye tarafından restorasyon izni alındı ve restore çalışmalarına başlandı. iç ve dış taş döşemeleri yeniden restore edi-len han, tarih kokan yapısı ve mistik görüntüsüyle ziyaretçilerini bekliyor. temad konya şubesi açıldı türkiye emekli astsubaylar derneği (temad) konya şube binası, düzenlenen törenle hizmete açıldı. açılış törenine konya 3. ana jet üs komutanı tuğgeneral ateş mehmet irez, temad konya il başkanı bedrettin kavalı ile emekli ve muvazzaf astsubaylar ve eşleri katıldı. protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek hizmet binası açıldı. temad konya şubesi'nde incelemelerde bulunan tuğgeneral ateş mehmet irez, askerliğin bir iş değil bir yaşam biçimi olduğunu belirterek, emekli olduk-tan sonra bile bu yaşam tarzının devam ettiğini dile getirdi. sp genel başkanı kamalak konya'da saadet partisi (sp) genel başkanı mustafa kamalak, milletvekili adaylarının tanılatacağı toplantıya katılmak üzere geldiği konya'da mevlana müzesi'ni ziyaret etti. kent girişinde partililer tarafından karşılanan mustafa kamalak, konvoy eşliğinde mevlana müzesi'ne geldi. milletvekili adayları ve il teşkilat yöneticileriyle müzede incelemelerde bulunan kamalak, hz. mevlana'nın sandukası önünde dua etti. müzede bulunan eserleri tek tek inceleyen kamalak, yetkililerden müze hakkında bilgi aldı. müze çıkışı bir açıklama yapan mustafa kamalak, hz. mevlana'nın gel çağrı-sına vurgu yaparak, "bazen üniversite hocalarına sesleniyorum. diyorum ki; başı inancı gereği örtülü olan kızlarımızı üniversitenin semtine bile al-mayan milli eğitim bakanlarımız, doçentlerimiz, profesörlerimiz, rektör-lerimiz... siz mi daha aydınsınız, modernsiniz? yoksa yılların eskitemediği hz. mevlana'mı daha hoşgörülü ve aydın? müzeyi gezdik ama içerdeki eserlerin çoğunu okuyamadık. bu nedenle ilköğretim 1. sınıftan üniversite son sınıfa kadar bütün öğrencilerimiz için osmanlıca seçmeli ders olacak inşallah. böylece gençlerimizi, gelecek nesillerimizi, hz. mevlana ile ecda-dımız ile osmanlı ile ve tarihiyle buluşturacağız" dedi. 23 nisan coşkusu kulesite avm’de yaşandı konya’nın buluşma noktası kulesite alışveriş ve eğlence merkezi, 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı’nda birbirinden renkli ve eğlenceli gösterilere ev sahipliği yaptı. konya’nın yaşam ve eğlence merkezi kulesite, 91. yılını kutlayacağımız ve mustafa kemal ata-türk tarafından çocuklara armağan edilen 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı’nda tüm gün süren etkinliklere ev sahipliği yaptı. kulesite 23 nisan çocuk şenliği’nde animasyon ve pal-yaço eğlencelerinin yanı sıra, ilköğretim öğrencileri birbirinden güzel gösteriler yaptılar. ulusal egemenlik ve çocuk bayramı nedeniyle kulesite’ de düzenlenen etkinlikler, palyaço gösterisi ve yüz boyama aktiviteleriyle başladı. günün anlam ve önemine uygun rengarenk balonlarla süsle-nen kulesite avm’nin etkinlik alanında toplanan yüzlerce çocuk; arı maya, tweety ve mickey mause’ dan oluşan animasyon ekibinin gösterileriyle keyifli dakikalar yaşadılar . gün boyu devam eden yarışmalarda sürpriz hediyeler kazanan çocuklar, yaşıtlarının hazırladığı müzik ve dans göste-rilerini de ilgiyle izlediler.  ilköğretim okulları, anaokulu ve kreş öğrencileri; hazırladıkları müzik ve dans gösterileriyle 23 nisan coşkusuna katıldılar.</Page><Page Number="25">25 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="26">konya vizyon • mayıs 2011 26 kısa haberler 23 nisan’da selva’dan şipşak makarna yeme yarışması 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı’nda binlerce çocuk ile buluşan selva, “şipşak makarna yeme yarışması” ile çocuklara neşeli dakikalar yaşattı. lezzete hız katan ve tamamen doğal şipşak makarnası ile pişirme süresini 3dk’ya indiren selva, 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı’nda çocuklarla bir araya geldi. beşik-taş belediyesi’nin düzenlediği 23 nisan çocuk karnavalı’na destek veren selva, eğlenceli yarışmaları ve hediyeleriyle karnavala renk kattı. binlerce çocuğun buluştuğu etkinlikte selva tarafından düzenlenen “şipşak makarna yeme yarışması” birbirinden renkli görün-tülere sahne oldu. tabağındaki selva makarnayı en hızlı bitirenin kazanacağı yarışmada, çocuklar kıyasıya mücadele verdi. yarışmanın sonunda tüm çocuklara hediye paketlerini sunan selva, minikleri mutlu etti. selva tadım aracının da bulunduğu karnaval alanında eğlenceye doyan çocuklar dilediğince makarna yeme fırsatı da buldu. bağımsız aday konya’yı teknoloji başkenti yapacak konya bağımsız milletvekili adayı özgür akın, konya’yı teknoloji başkenti yapmak için kendisi ile aynı heyecan ve idealleri payla-şanların desteğini beklediğini söyledi. konya gazeteciler cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında ko-nuşan bilgisayar yüksek mühendisi özgür akın, büyük bir heyecan ve mutluluk içerisinde olduğunu ifade ederek, “16 yıllık iş hayatında akınsoft yazılım firmasını teknoloji konusunda söz sahibi bir firma ola-rak bugünlere getirdim. avrupa ve uzak doğuya gerçekleştirdiğim ziya-retlerimde ülkemizin taşıdığı büyük potansiyele rağmen hak ettiği yerde olmadığını üzülerek gördüm. biz özel sektör çalışanlarının, ülkemizin teknolojik eksikliklerini gidermek üzere yaptığımız çalışmalar, bu eksik-liği bir nebze olsun azaltsa da, gerçek atılım kamu eliyle gerçekleştirilmek zorundadır” dedi. özgür akın, resmi kurumlarda yaşanan bürokrasi sorununa internet tabanlı çözümler, kobi ve üniversite işbirlikleri, gençlik merkezlerinin artırılması ve etkinleştirilmesi, robotik otomasyon sistemleri, yabancı dilde meslek eğitimleri, ortak ar-ge ha-vuzları, yazılım şirketleri için konya’nın yatırım üssü haline getirilmesi, internet kullanımını artırmak için e-ticaret eğitimleri projelerinden bazıları olduğunu anlattı. konya’yı teknoloji başkenti yapmak istediğini dile getiren akın, “bizler bunları yapacak teknik ve personel altyapısına sahibiz. plan yapmayı, planlı çalışmayı seviyorum. her sabah kapısında, ‘siz doğru yaşayın. hayalleriniz plan, planlarınız gerçek olur’ yazan bir kapıdan giriyorum. temsil ettiğim tüm değerler adına konya’yı tekrar bilim ve teknoloji üssü yapmak için benimle aynı heyecan ve idealleri paylaşan herkesin desteğini bekliyorum.” diye konuştu. konya'da turizm haftası etkinlikleri konya il kültür ve turizm müdürlüğü tarafından turizm haftası münasebetiyle tarihi zazadın hanı'nda bir resepsiyon düzenlendi. resepsiyona konya valisi aydın nezih doğan, büyükşehir bele-diye başkanı tahir akyürek, il kültür ve turizm müdürü mustafa çıpan, daire müdürleri, konya'da faaliyet gösteren turizm sektörü temsilcileri, davetliler ve öğrenciler katıldı. törende konuşan bü-yükşehir belediye başkanı tahir akyürek, konya'nın geçmişe na-zaran turizm alanında büyük bir ilerleme kaydettiğini ama bunun yetersiz olduğunu söyledi. vali aydın nezih doğan ise, modernleşme karşısında tarihi eserleri ayakta tutmanın giderek zorlaştığını ifade ederek, "biz maalesef yeni yerleşim yerlerine yerleşmek yerine eskile-rin üzerine yeni şeyler yapmayı uygun görmüşüz. bu düşünceyle de bize atalarımızdan miras eserleri tek tek yok etmişiz. oysa ki biz bu eserlerle birlikte bir şehirleşme düşünüyoruz. bu nedenle elde kalan eserleri de çok iyi korumamız ve iyi değerlendirmemiz gerek." şeklinde konuştu. kula eğitim gönüllüleri mevlana diyarı konya'da kula'da kurulan eğitim gönüllüleri derneği ilçe çapındaki faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürüyor . ilçede maddi durumu zayıf öğrencilere verdiği ücretsiz kurslar, kültürel faaliyetler, geziler ve seminerlerle il-çenin eğitimine ve kültürel hayatına katkıda bulunan eğitim gönüllüleri, geçen aylarda başlattığı kültürel ge-zilerine konya ile devam ediyor . kula eğitim gönüllüleri ilçede görevli müdür, müdür yardımcıları ve öğret-menlerle beraber türkiye'nin önemli tarihi ve kültürel merkezi konya'ya gezi düzenlediler. gezi kapsamında mevlana, şehitler müzesi, selçuklu padişahlarının mezarları, alaaddin tepesi, selçuk üniversitesi, mevlana üniversitesi ve konya'nın önemli eğitim kurumları ziyaret edildi. gezinin son akşamında haftalık düzenlenen sema törenini izleyen katılımcılar konya mutfağını da yerinde tattılar. gezilerine hız vermeden devam ede-ceklerini ifade eden dernek yöneticileri, 29 nisan'da çanakkale ve 13 mayıs'ta urfa, diyarbakır ve mardin ilerimize gezilerinin olduğunu ifade ettiler. dünyaca ünlü ressamlar konya'da buluşacak kto karatay üniversitesi konya’yı uluslararası alanda tanıtma hizmetine devam ediyor . ı. uluslararası bilim, kültür ve sanat gün-leri workshop ve karma sergisi 13-28 mayıs 2011 tarihleri arasında açılacak. sonsuz şükran köyü projesi çerçevesinde geçen yıl, konya’nın turistik güzelliği olan kerpiç evlerde ünlü sanatçıları bir araya getiren kto karatay üniversitesi bu sene de uluslararası etkinliğe imza atıyor . prog-ram hakkında bilgi veren kto karatay üniversitesi rektörü prof. dr. mehmet babaoğlu, temel amacı konya’nın tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtılmasına hizmet etmek olan etkinliğin, ülke tanıtımına da büyük katkı sağlayacağını söyledi. rektör babaoğlu “13 mayıs 2011 cuma günü ba-sın toplantısı ile başlayarak 15 gün sürecek etkinliğimizde, sanatçılar ağırlıklı olarak konya merkezde olmak üzere çatalhöyük, sille yöresi, karatay medresesi, ince minare, mevlana müzesi, arkeoloji ve etnografya müzeleri ile konya’ya ait değerleri gezecek. ayrıca akkanat holding’ e ait işletmelerin bulunduğu beyşehir ve antalya belek’te de kalarak resim çalışması yapacak ve ürettikle-ri eserlerini konya’ da bırakacaklardır’ dedi.</Page><Page Number="27">27 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="28">konya vizyon • mayıs 2011 28 kısa haberler dışişleri bakanı davutoğlu konya'da dışişleri bakanı ahmet davutoğlu, partisinin 24. dönem konya milletvekili adaylarının tanıtım toplantısına katıldı. dedeman otel'de düzenlenen programa bakan davutoğlu'nun yanı sıra ak parti konya milletvekilleri sami güçlü, harun tü-fekçi, ayşe türkmenoğlu, mustafa kabakçı, kerim özkul, konya büyükşehir belediye başkanı tahir akyürek, merkez ilçe belediye başkanları, ak parti il başkanı ahmet sorgun, 24. dönem ak parti konya milletvekili adayları, il yönetim kurulu üyeleri, kadın ve gençlik kolları üyeleriyle çok sayıda partili katıldı. bakan davu-toğlu, yaptığı konuşmada, yüzyıllar önce anadolu'da başlayan bü-yük yürüyüşün bugün hala devam ettiğini belirterek, "bizler tarihte özne olmuş, tarihin akışına müdahale edebilen bir ecdadın nesliyiz. böyle bir nesil tarihin akışına kapılıp giden ve ona uyan insanlar ola-maz. hangi ülkeye gidersem gideyim bizden bir nefes görüyorum. ata-larımızın dediği gibi dünyada adaleti hakim kılan ve insanlığın sözcüsü olan bir ülke olma gayreti içindeyiz. bizim 2023 vizyonumuzun tek bir özeti var . tarihe öncülük yapan bir ülke olmak." dedi. makedon kadınlardan konya'da ak parti'ye ziyaret makedonya demokratik türk partisi kadın kolları üyeleri, ak parti konya il başkanlığı'nı ziyaret etti. makedonya dtp kadın kolları başkanı gülser klinçe ve beraberindeki heyeti ak parti konya il kadın kolları başkanı hatice müslümoğlu yaz karşıladı. makedon-yalı meslektaşlarının kendilerini ziyaretinden büyük memnuniyet duyduğunu belirten hatice müslümoğlu yaz, "makedonyalı kardeş-lerimiz bir dizi ziyaret için geldikleri konya' da bizlerden fikir ve öneri almayı da ihmal etmemişler . bu gurur verici bir tablodur . siyasette ka-dının aktif rol alması gerektiğini bilen ve buna göre hareket eden partiler hiçbir zaman kaybetmemiştir . çünkü partilerin bel kemiği kadınlardır . gerekirse evini, çoluğunu, çocuğunu unutup, memleket için bir şeyler yapmaya çalışan kadınlarımız, tüm fedakarlıkları sonucunda başarıyı omuzlarına almıştır . daha iyi bir ülke oluşturmak için kadınlarımızı önemsiyoruz" dedi. gülsen klinçe ise, kendilerini ağırlayan hatice müslümoğlu yaz ve bütün partililere teşekkür ederek, "türkiye'nin siyasi yapısı özellikle son 8 yıldır oldukça değişiklik gösterdi. biz türkiye'yi çok yakından takip ediyoruz. bunca yıldır yapılamayanla-rı yapan ve kadınlara inanılmaz haklar tanıyan bir iktidara sahipsi-niz. dünyada çok ender görülen bir olay bu. neredeyse halkın yarısı ak parti'yi benimsemiş durumda. makedonya' da ise kadınlar çok zor şartlarda hakkını aramaya çalışıyor . ama birlik ve beraberliğin olması umudumuzu arttırıyor" diye konuştu. karatay belediyesi'nden üç modern park konya'nın merkez karatay ilçe beledi-yesi, 2011 yılında mahalle aralarına ye-şil alanlar kazandırmaya devam ediyor . karatay belediye başkanı mehmet hançerli, ilçe genelinde yeşil alan pro-jelerine önem verdiklerini ifade ederek bir taraftan büyük parklar yaptıklarını, bir taraftan da mikro çaplı parklar oluş-turarak halkın hizmetine sunduklarını kaydetti. 2011 yılında gaziosman-paşa, büyüksinan ve çataltömek parklarının yapımına başlanarak bu yıl itibariyle hizmete açacaklarını söyleyen hançerli, "gaziosmanpaşa parkı 12 bin 320 metrekare, büyüksinan parkı 6 bin 700 metrekare ve çataltömek parkı ise 8 bin 640 metrekare alan üzerine yapılacak. parkların yapım ihaleleri ta-mamlandı. karatay'a kazandırılacak bu parkların içerisinde granit kaplamalı havuzlar, kafeteryalar, açık ve kapalı oturma alanları, basketbol ve mini futbol sahaları, açık hava fitness alanları, kamelyalar, yürüme yolları ve mesire alan-ları yapılacak. hizmete açılan büyük parkların yanı sıra mahalle aralarına da modern sportif ve yeşil alanlar kazandırmanın gayreti içerisindeyiz" dedi. oldu da bitti maşallah hollanda’ da hpv (genital siğil) hastalığı teşhisi konulan 33 ve 40 yaşında-ki kolombiyalı iki kardeş, tercihini özel konya farabi hastanesi’nden yana kullandı. üroloji uzmanı op. dr . özgür oruç’un penis kanserine yakalanma riskini azalttığı gerekçesiyle iki kardeşe sünnet olmalarını önermesiyle, ko-lombiyalı kardeşler doktorunun tavsiyesine uyarak sünnet oldu. hollanda’ da yaşayan rafeal sanchez rıvera’ya cinsel yolla bulaşan hpv hasta-lığı teşhisi konuldu. bunun üzerine hastalığının tedavisinin en hızlı ve güvenilir sonuç alabileceği sağlık merkezini bulmak için araştırmaya giren kolombiyalı refeal, konya’ da özel farabi hastanesi’ni buldu. üroloji uzmanı op. dr. öz-gür oruç’ a muayene olan turizmci rafeal, doktorunun “penis kanserine yaka-lanma riskini azaltmak için sünnet olman gerekir” uyarısını dikkate aldı ve yapı-lacak operasyonu kabul etti. konya’ya kardeşi ile gelen 40 yaşındaki alex’te de aynı bulgulara rastlayınca op. dr. özgür oruç, aynı tavsiyeyi kardeşine de bu-lundu. alex, sünnetin faydalarını öğrenince kardeşi gibi kendisi de doktorunu dinleyerek 40 yaşında sünnet edildi. her iki kardeş de türkiye’ deki sağlık sis-teminin hollanda’ya göre daha hızlı olduğunu söyledi. bu yüzden hollandayı değil konya’yı tercih ettiklerini bildiren iki kardeş, hastane doktoru ve perso-neline teşşekür etti. “hastaların sünnet derisindeki siğilleri, sünnet ederek penisten arındırdık. çünkü sünnet olan kişide penis kanserine yakalanma riski neredeyse hiç yok” diyen özel konya farabi hastanesi üroloji uzmanı op. dr. özgür oruç, “avrupa’ da ve amerika’ da sıklığı giderek artan penis kanseri ülkemizde yok denecek kadar az rastlanır . sünnet penis kanserini koruduğu gibi aıds gibi birçok hastalık-larında bulaşma riskini önlüyor . dünya sağlık örgütü hiristiyan afrika’ da sünneti teşvik ediyor . bizde holllanda’ dan gelen hastalarımıza durumu anlattık. onlar da kabul etti. bu hastalıklardan en emniyetli korunma yöntemi sünnettir . şimdi hasta-larımızın sağlık durumu gayet iyi” dedi.</Page><Page Number="29">29 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="30">konya vizyon • mayıs 2011 30 kısa haberler meram ertuğrul gazi sosyal tesisleri hizmete açıldı konya'nın merkez meram ilçe belediyesi tara-fından yaptırılan ertuğrul gazi sosyal tesisleri, düzenlenen törenle hizmete açıldı. içinde aile hekimliği merkezi, emekliler konağı, internet evi, muhtar odası, mermek eğitim merkezi ve fitness salonunun da yer aldığı er-tuğrul gazi sosyal tesisleri'nin açılış törenine konya büyükşehir belediye başkanı tahir ak-yürek, meram belediye başkanı serdar kalaycı, karatay belediye başkanı mehmet hançerli, il sağlık müdürü dr. hasan küçükkendirci ile davetliler ve vatandaşlar katıldı. törende konuşan başkan serdar kalaycı, 2 yıl içinde önemli projelere imza attıklarını belirterek, "göreve geldiğimizde ertuğrul gazi tesisleri fonksiyonelliğini yitirmiş bir durumdaydı. güzel bir projelendirme ile baştan ayağı yenilenen bu tesis uzunharmanlar, kalfalar ve tırılırmak mahallelerine hizmet eden ve birçok fonksi-yonu bünyesinde barındıran bir yapı haline dönüştü. içerisinde emekliler konağı, internet evi, muhtar odası, mermek'in 5 farklı branştaki eğitim merkezi ile hanımlara yönelik fitness ve aerobik salonlarının olduğu bu tesisteki düzenleme yaklaşık 350 bin liraya mal oldu. 6 mahal-lenin aile hekimliği de bu tesis içerisinde hizmet verecek. vatandaşlarımızın çok amaçlı olarak kullanabilecekleri bu tesisin ilçemize ve mahalle sakinlerine hayırlı olmasını diliyorum" dedi. favori kuyumculuk’tan yepyeni bir koleksiyon, “şems hoşgörü koleksiyonu” favori kuyumculuk özel temalı koleksiyonlarının bir yenisi “şems hoşgörü koleksiyonu”, nisan ayından itibaren vitrinler-deki yerini alıyor . kırk beşi aşkın tasarımcısı ve tasarım okuluyla, türkiye’nin en büyük altın takı üreticilerinden olan favori kuyumculuk’un özel temalı koleksiyonlarına bir yenisi ekleniyor. mevlana’ya özel hazırlanan “mevlana hoşgörü koleksiyonunun” devamı niteliğindeki “şems hoşgörü koleksiyonu”, anlamlı tasarımla-rıyla, “zerafeti” tarihte özel bir yolculuğa daha çıkarıyor. “şems hoşgörü koleksiyonu” kolye ucundan yüzüğe, gerdanlıktan kolyeye, bileziğe kadar uzanan 100’ü aşkın yeni parçadan olu-şuyor. beyaz, yeşil ve pembe altın favori’nin uzman tasarım-cılarının özgün yorumlarıyla, günlük kullanılabilecek takılara ve özel günler için hazırlanan aksesuarlara dönüşüyor. nisan ayından itibaren türkiye genelindeki bütün favori mağaza-larında yerini alacak olan “şems hoşgörü koleksiyonu” uygun ödeme seçenekleriyle de dikkat çekiyor. meram'da başkan kalaycı'dan emeklilere ziyaret konya'nın merkez meram ilçe belediye başkanı serdar kalaycı, melikşah parkı içinde bulunan emekliler konağı'nı ziyaret ederek konak sakinle-riyle sohbet etti. belediyenin yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren başkan kalaycı, “iki yıl içinde hem fiziki belediyecilik, hem de sosyal ve kültürel belediyecilik alanlarında önemli yatırım ve hizmetlere imza attık. 22 yıl önce kurulan ve o tarihten beri farklı bir ilçede hizmet veren belediyemiz, kendine ait hizmet binasına kavuşmak için gün saymaktadır . birkaç hafta içerisinde yeni binamıza taşınarak halkımıza en güzel şekilde hizmet vermeye devam edeceğiz” dedi. yol çalışmaları, sosyal tesisler, temizlik hizmetleri, park ve bahçeler gibi fiziki belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra sosyal ve kültürel faaliyetlere de önem verdiklerinin altını çizen kalaycı, “kültürel faaliyetlerimiz bütün hızıyla devam etmekte ve halkımız tarafından büyük takdir görmektedir . kısa bir süre önce uygulamaya koyduğumuz 'yalnız değilsiniz' projesi ile meram' da yaşayan 65 yaş ve üzerindeki yaşlı ve bakıma muhtaç kişilere evlerinde hizmet verilmektedir . mahalle muhtarlarımızın yardımı ile tespit ettiğimiz ba-kıma muhtaç yaşlıların evlerine gidilerek her türlü ihtiyaçları giderilmektedir . belirlenen bakıma muhtaç yaşlılar için dosya açılarak sağlık muayeneleri yapıldıktan sonra kişisel temizlikleri ve ev temizlikleri yapılmaktadır . ihtiyacı olanlara gıda paketi ve diğer ev eşyaları verilmektedir” dedi. kto körfez ülkeleri ile ticari ilişkiler toplantısı’na ev sahipliği yapacak konya ticaret odası ile dış ticaret müsteşarlığı işbirliği çerçevesinde ticaret müşavirleri bölge top-lantısı konya’ da yapılacak. konuya ilişkin yapılan açıklamada, 29 nisan 2011 cuma günü 14.00-17.00 saatleri arasında kto kon-ferans salonu’nda konya ticaret odası ile dış tica-ret müsteşarlığı tarafından ticaret müşavirleri bölge toplantısı yapılacağı bildirildi. “körfez bölgesi ile ticari ilişkiler” başlıklı toplantıda körfez ülkelerinden cid-de (suudi arabistan) ticaret ataşesi, kuveyt ticaret müşaviri, manama (bahreyn) ticaret müşaviri, doha (katar) ticaret müşaviri, abu dabi (birleşik arap emirlikleri) ticaret müşaviri ve basra (ırak) ticaret ataşesi sunum yapacak. düzenlenen toplantıyla, kör-fez ülkeleri ile konya arasındaki ticaretin geliştirilme-si, dış ticaretin artırılması hedefleniyor. özellikle bu bölgede görev yapan dış ticaret müsteşarlarının bilgi ve tecrübelerini bölgeye ihracat yapan ya da yapmayı planlayan konya firmalarına aktaracakları toplantıda, bölge ile yapılan ihracatta karşılaşılan sorunların gide-rilmesine yönelik sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerileri üretilmesi bekleniyor. selçuklu'da engelsiz ulaşım projesi onaylandı konya'nın merkez sel-çuklu ilçe belediyesi tarafından hazırlanan ve mevlana kalkın-ma ajansı'na sunulan "selçuklu' da engelsiz ulaşım" projesi ajans tarafından kabul edildi. projeyle ilgili bilgi veren selçuklu belediye başkan yardımcısı ayhan gürbüzer, projenin genel amacı-nın, bölgede sosyo-ekonomik bir ivme kazandıracak olan insan kaynakları kapasitesinin geliştirilmesi ile sosyal sermayenin ve yaşam kalitesinin iyileştirilme-sine katkı sağlamak olduğunu söyledi. projeyle ayrıca dezavantajlı gruplara yönelik farkındalığın artırılması ve hizmet eksikliklerinin giderilmesinin amaçlandı-ğını ifade eden gürbüzer, "selçuklu belediyesi olarak 1 araç ile verilmekte olan fiziki engellilerin ulaşım hiz-metleri, proje ile 2 araca çıkartılacak ve verilecek bu sos-yal hizmet sayesinde; toplumda dezavantajlı grupların devlet ve sosyal hizmetlerden yararlandırılarak topluma kazandırılması sağlanacaktır" dedi.</Page><Page Number="31">31 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="32">konya vizyon • mayıs 2011 32 kısa haberler mhp konya'da seçim startını verdi milliyetçi hareket partisi konya milletvekili adayları seçim çalışmalarına mevlana müzesi'ni ziyaret ederek başladı. kapu camii'nde cuma namazını kılan mhp konya millet-vekili adayları ile partililer daha sonra yaya olarak mevlana müzesi'ne geldi. müzeyi ziyaret eden milletvekili adayları burada dua etti. müze çıkışı bir açıklama yapan mhp genel başkan yardımcısı faruk bal, 12 haziran'da yapılacak millet-vekili seçimleri için çalışmalara bugün itibariyle başladıklarını belirterek, "arkadaşlarımızla birlikte aydınlık bir geleceğe ışık tutmak için, hak ve hakikat yolunda, ülkemizin içinde bulundu-ğu sıkıntılara derman olmak için mhp'nin projelerini konyalı hemşehrilerimizle ve türkiye'yle paylaşacağız. vatandaşımıza 'ses ver' diyeceğiz. 'türkiye senin, karar senin' diyeceğiz. 12 ha-ziran itibariyle de türkiye'nin içinde bulunduğu çıkmaz sokaktan aydınlık bir geleceğe yolculuğu için halkımızla el ele tutuşacağız. 2023 vizyonu partimizin 1999 seçimlerinden beridir seçim be-yannamesinde bulunan bir vizyondur . bu vizyona ulaşabilmek için halkımıza 'ülke senin, karar senin' diyeceğiz. bu bağlamda bugün 14 milletvekili adayımızla birlikte vatandaşımızla buluşa-cağız ve seçim çalışmalarına başlayacağız" dedi. beyşehir'de kuzugöbeği mantarı mesaisi başladı konya'nın beyşehir ilçesinde, bu yıl kuzu göbeği mantarı topla-yıcılarının bol yağışla birlikte yüzü güldü. beyşehir'e bağlı bazı yerleşim birimlerinde ilkbahar mevsimi ile birlikte doğada kendiliğinden yetişen kuzu göbeği mantarı, toplayıcı ailelerin geçim kaynağı oldu. kuzugöbeği manta-rına özellikle toroslar'ın eteklerinde yer alan köy ve belde-lerde bolca rastlanıyor. toprakta, orman açıklıklarında, yol ve akarsu kenarlarında, bitki örtüsü yanmış arazide, ilkbahar mevsiminde mart ve mayıs ayları arasında görülen mantara genelde akçaağaç, fındık, kayın, dişbudak ve karaağaçların altında tek olarak rastlanabiliyor. belli bölgelerde oldukça az yetişen mantarı toplamak için binbir emek ve zahmete kat-lanmak zorunda kalan toplayıcılar, kilosunu yüksek fiyatlar-la alıcılara satıyor. beyşehir bölgesinde mantar hasadı başla-masına rağmen henüz alım fiyatlarının oluşmadığı öğrenildi. toplayıcıların bu yılki kilo alım fiyatı beklentileri 35-40 lira arasında değişiyor. kuzu göbeği mantarı genellikle avrupa ülkelerine ihraç ediliyor. ilaç sanayiinde de kullanıldığı be-lirtilen mantar, bazı ülkelerin mutfaklarında pahalı bir ye-mek olarak zengin sofralarını süslüyor. konya'da 2010 yılı vergi rekortmenleri açıklandı konya vergi dairesi başkanı sıtkı aksöz, kentte 2010 yılında en çok gelir vergisi tahakkuk edenleri açıkladı. konya vergi dairesi'nde basın toplantısı düzenleyen sıtkı aksöz, 2011 yılı mart ayında 47 bin 560 mükel-lefin gelir vergisi beyannamesi, 13 bin 813 kişinin ise gayrimenkul yıllık gelir vergisi beyannamesi verdiğini söyledi. aksöz, "birinci sırada 2 milyon 820 bin lira ge-lir ve 979 bin 137 lira vergi tahakkuk eden iş adamı ali akkanat yer aldı. ikinci sırayı 1 milyon 297 bin 568 lira gelir ve 448 bin 169 lira vergi tahakkuk eden avukat ne-cip akkurt alırken üçüncü sırayı ise 1 milyon 65 bin lira gelir ve 367 bin lira vergi tahakkuk eden müteahhit yaşar kızılkaya yer aldı. 2010 yılı gayrimenkul sermaye iradı'na ise ilk sırada 789 bin 229 lira gelir ve 270 bin 250 lira vergi tahakkuk eden mehmet katırcı birinci sırada yer alırken, 674 bin 931 lira gelir, 230 bin 246 lira vergi tahakkuk eden yaşar yapıcı ikinci, 659 bin 453 lira gelir ve 224 bin 828 lira vergi tahakkuk eden ahmet karacığan ise üçüncü sırada yer aldı" şeklinde konuştu. karmek kursiyerlerine sağlığı geliştirme projesi katılım belgeleri verildi konya'nın karatay ilçe belediyesi ve selçuk üniversitesi sağlık bilimleri fakültesi dekan-lığı ile ortaklaşa düzenlenerek karatay mes-lek edindirme kursları'nda eğitim gören kur-siyerlere yönelik iki aydır devam eden “sağlığı geliştirme projesi” eğitim programlarının sona ermesiyle kursiyer ve öğretim görevlileri-ne katılım ve teşekkür belgeleri törenle verildi. karatay belediyesi meclis salonunda düzenle-nen belge dağıtım törenine karatay belediye başkanı mehmet hançerli, selçuk üni-versitesi sağlık bilimleri fakültesi dekanı prof. dr . aliye mavili aktaş, öğretim görev-lileri, karmek öğretmenleri ve kursiyerler katıldı. törende ilk olarak söz alan selçuk üniversitesi sağlık bilimleri fakültesi dekanı prof. dr. aliye mavili aktaş, kendilerine böyle bir imkanı sağlayan karatay belediyesi'ne teşekkür ederek, 250'yi aşkın kursiye-rin sağlığı geliştirme projesi ile değişim ve dönüşümle güçlendiğini söyledi. karatay belediye başkanı mehmet hançerli ise, öğretim görevlilerine gayretlerinden dolayı te-şekkür ederek, karmek kursiyerlerine sadece el sanatları olarak eğitim verilmediğini, çeşitli projelerle önemli konularda da eğitimlerin devam ettiğini belirtti. selçuk üniversitesi teknogirişim desteğinde 4. sırada sanayi ve ticaret bakanlığı, 2011 yılı ocak-nisan dönemin-de 859 teknogirişim sermaye desteği projesi'nin 288'ini ka-bul ederken, konya teknokent bünyesinde ar-ge çalışmala-rı yürütülen 14 projeyi desteklenmeye değer gördü. odtü'nün 53, bilkent'in 25, itü'nün 16 projesinden son-ra selçuk üniversitesi 14 proje ile en fazla sayıda desteğe de-ğer proje üreten 4'üncü üniversite oldu. sıralamada selçuk üniversitesi'ni gazi üniversitesi 13, istanbul üniversitesi 12, hacettepe üniversitesi 10, başkent üniversitesi ve ktü ise 10'ar proje ile izledi. rektör prof. dr. süleyman okudan, sanayi ve ticaret bakanlığı'nın desteğiyle konya'da “teknoloji şehri” kurduklarını ve buradaki yatırımların kısa sürede meyvelerini vermeye başladığını belirtti. sanayi ve ticaret bakanlığı'nın son 3 yılda ankara'daki çeşitli üniversitelerin 213, istanbul'un 90, konya'da ise selçuk'un 25 projesini desteklediğini ve en çok destek alan şehir sıralama-sında konya'nın üçüncü olduğunu belirten rektör okudan, “sanayi ve ticaret bakan-lığı, 3 yıldır ülke içinde ve yurt dışında 74 üniversite bünyesinde üretilen 468 projeye destek sağladı. bu projelere bakanlık bütçesinden 100 bin tl'ye kadar destek alınabiliyor . selçuk üniversitesi bünyesindeki teknokentimiz 2009' da 6, 2010' da 5 ve bu yıl 14 proje ile ilk sı-ralarda yer alarak bu destekten maksimum düzeyde faydalanacak. teknokent' e yaptığımız yatırımların sonuçlarını almaya başladık” şeklinde konuştu.</Page><Page Number="33">33 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="34">konya vizyon • mayıs 2011 34 inşaat dekorasyon istiklal harbi şehitleri abidesi konya büyükşehir belediyesi tarafından yaptırılan ve açılışını 17 aralık 2008 tarihinde başbakan recep tayyip erdoğan’ın yaptığı istiklal harbi şehitleri abidesi büyük ilgi görüyor. mev-lana müzesi ile büyükşehir belediyesi mevlana kültür merkezi arasına inşa edilen istiklal harbi şehitleri abidesi kısa sürede konya’nın sembollerinden biri haline gelmiştir. abide hem konyalılardan, hem de şehir dışından gelen misafirlerden yo-ğun ilgi görmekte. bu sayımızda istiklal harbi şehitlik abidesi-ni sizler için görüntüledik. bu şehitlik hem konya hem de tür-kiye için güzel bir kazanım olmuştur. görüntülerinin yanı sıra sizleri kısaca bölümleri hakkında bilgilendirelim istedik: fotoğraf: harun şahin</Page><Page Number="35">35 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="36">konya vizyon • mayıs 2011 36 müze bayraklı yol şehitliğin giriş kapısında yer alan bayraklı yolun her iki tara-fında dekoratif havuz, 16 türk bayrağı ile karşılıklı olarak ta-rihte kurulan 16 türk devleti-nin bayrakları dalgalanmakta. karşılama kubbesi bayraklı yoldan geçtikten sonra sizi özel motif taş işçiliği ile yapı-lan kubbe karşılamakta. yürüme yollarının merkezi olan kubbe-nin selçuklu mimarisi tarzında olması dikkat çekici. selçuklu giriş kapısı konya’nın tarihi dokusuna uy-gun olarak selçuklu tarzında taş kaplama, özel taş oyma desen-ler, kündekari ahşap işçiliği ve girişin sağ ve solunda 2 adet sel-sebil ana giriş kapısını oluştur-maktadır. şehitliğe 5 bin parça-dan oluşan, bir tek çivi, menteşe bulunmayan, kündekari yapımı kapıdan girilmektedir. giriş avlusu avlu mermer, traverten ve özel alçı süsleme sanatının görselli-ğinin göz doldurduğu bir alan özelliğindedir. alçı süsleme ve boyama işleri özbek uz-manların titiz çalışmaları ile gerçekleştirilmiştir. avluda 4 özel cam mozaik tabloda, ata-türk ve silah arkadaşları, türk bayrağının doğuş kompozis-yonunu, kurtuluş savaşı can-landırması ve türkiye haritası bulunmaktadır. şehit isimle-rinin bulunduğu panoların bir bölümü giriş avlusunun duvar-larında bulunmaktadır. şehitlik avlusu şehitlerimizin isim ve kayıt bil-gilerinin yazıldığı özel panola-rın bulunduğu avluda malzeme olarak ahşap ve taş işçiliği ön plana çıkmaktadır. el işçiliği oyma ahşap kolonların ve kap-lamaların büyük bir bölümü özbekistan’da yapılarak mon-tajları özbek ekiplerle gerçek-leştirilmiştir. bunun yanında konya ile bütünleşen kündekari ahşap işçiliği asma tavanlarda özenle kullanılmıştır. avlunun ortasında 42 metre yüksekli-ğinde 12 metreye 8 metre öl-çülerinde türk bayrağı bulun-maktadır. avludan müzeye ve gaziler lokaline geçiş kapısının sağ ve sol bölümlerinde cam mozaik türk bayrağı, panolar üzerinde istiklal marşı dizeleri ile atatürk’ün türk gençliğine hitabı bulunmaktadır. müze bölümü 60 metrekare kapalı alandan oluşan müze; kurtuluş savaşı ve savaş yıllarını anlatan özel maket ve figürlerden oluşmak-tadır. müze duvarları konularla bütünleşen yağlı boya tablolar-la tamamen kaplıdır. mekânın atmosferini tamamlayıcı ses sistemleri kurulmuş olup bu sayede ziyaretçilere kendilerini farklı bir zamanda hissetmeleri amaçlanmıştır. müzede hava-landırma, ısıtma ve soğutma sistemleri oluşturulmuştur.</Page><Page Number="37">37 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="38">konya vizyon • mayıs 2011 38 tarih konya büyükşehir belediyesinin eski fuar alanındaki çevre düzenlemesinde alaeddin darüşşifası’nın yer alması türkiye selçuklu döneminde başkent olarak konya çok sayıda eserle do-natılmıştır. tanzimattan sonra batılılaşma adına bunların birçoğu orta-dan kaldırılmıştır. fotoğrafı bulunan bazı eserlerin mimari yapısını tespit etmek mümkün olmuş, yeniden bina edilmeleri mümkün olmuştur. konya da şerafettin türbesi fotoğrafına bakılarak 2009-2010’ da aslına uygun olarak vakıflar genel müdürlüğünce inşa edilmiştir.selçuklu eserlerinin bazılarının yapı tarzı tamir keşiflerinden tespit edilmiş ve tahmini planı ortaya konmuştur. konya da alaeddin darüşşifasının mimari yapısı ile planı bu yolla tespit edilmiştir. mescid bölümünün ayakta olması mimari özelliğini belirlemede yardımcı olmuştur. alaeddin darüşşifasının eski fuar alaınını düzenlemesi sırasında konya büyükşehir belediyesince yeniden yaptırılması konya nın görünümünü değiştirecek ve buna vesile olanlar kıyamete kadar hayırla yad edilecek-lerdir. öyle bir çalışmaya katkıda bulunmak için aşağıda alaeddin da-rüşşifası belgeler ışığında tanıtılacaktır. prof. dr. yusuf küçükdağ</Page><Page Number="39">39 tarih 1) banisi ve inşa tarihi konya’ da ı. alaeddin keykubat’ a ait “dârü’ ş-şifâ-yı alâî” adlı bir sağlık kurumunun varlığı bilin-mektedir. osmanlı belgelerinde, xvıı. yüzyıldan sonra “sultân alâeddin binâ ve vakf eylediği dârü’ ş-şifâ” şeklinde kaydedil-miştir. şu halde konya alaeddin darüşşifası’nın banisi ı. alaed-din keykubat’tır. osmanlı bel-gelerinde de yapılan tayinlerin çoğunda alaeddin camii ile darüşşifası’nın mütevellisinin çoğu kez birlikte gösterilmesi, bu iki eserin başından beri birlikte mütâlaa edildiğini gösterir. o zaman, darüşşifanın cami ile bir-likte 618 (1221)’de yaptırılmış olduğu söylenebilir.  2) darüşşifa’nın yeri selçuklu belgelerinde konya darüşşifası, surun kuzeyinde bulunan ertaş kapısı yakınında gösterilmektedir. bunlardan en eskisi, kemâleddin bin doğuş’un 10 cemâziye’l-âhir 646 (30 eylül 1248) tarihli arapça vakfiyesidir ki, buna göre darüşşifanın yeri, hızır ilyas zaviyesi’nin yakının-da ve gömeç hatun manzume-sinin bitişiğindedir. hızır ilyas zaviyesi, osmanlı belgelerinde de sürekli ertaş kapısı dahilinde gösterilmiştir. ikincisi, keykâvus kızı fatma hatun’un 21 zilhicce 700 (27 ağustos 1301) tarih-li arapça vakfiyesidir. burada bağlar arasında “şifâhâne” diye bilinen yerdeki evinin tamamı-nı annesinin gömülü bulundu-ğu türbeye vakfetmiştir. konya alaeddin darüşşifası, fatih ve ıı. bayezid tahrirlerinde “vakf-ı dârü’ ş-şifâ der-nefs-i konya” diye kaydedilmiştir. darüşşifanın yeri xvıı. yüzyılda biraz daha belirginleşmektedir. şöyleki, darüşşifanın güneyinde iç kale kulelerinden biri bulunu-yordu. bir diğer kule kalıntısının alaeddin köşkü’nün kuzeydo-ğusunda, hüma oteli hafriyatı yapılırken çıktığına bakılırsa, ikinci kule sırçalı medrese ile şaz bey mescidi arasında darüş-şifanın karşısında yer alıyordu. kulenin ilerisinde zevle çeş-mesi vardı ki, bu çeşme şaz bey mescidi’nin batısında, zevle sultan mescidi’nin doğusunda olmalıdır. darüşşifa karşısında-ki keykâvus kızı fatma hatun zaviyesi’nin güneyinde eski ad-liye sarayı binasının bulunduğu yerde bir de muhtemelen sel-çuklu sarayı’nın kabristanı mev-cut idi. bir konya şer’iye sicili kaydında, şaz bey hamamı su yolu keşfi sırasında yukarıda adı geçen yapıların adları ve yerleri şöyle gösterilmiştir: “…burca gelince yüz ayak ve dâhil-i burc-dan dülger oğlu bahçesi köşesine değin yüz altmış ayak ve dülger oğlu bahçesi kapısı önünden yüz altmış ayak ve bölüklü seyyid ahmed çelebi’nin menzili önün-den zevle çeşmesi önüne gelince yüz altmış ayak ve bîmârhâne karşısında mekâbir kapısının önüne değin yüz altmış ayak…”. gerek selçuklu ve gerekse os-manlı belgeleri, darüşşifanın hı-zır ilyas zaviyesi ile daha önce gömeç hatun’un adıyla anılan keykâvus kızı fatma hatun manzumesinin batısında, şaz bey mescidi’nin doğusunda ol-duğunu göstermektedir. sonuç olarak alaeddin darüşşi-fası, gömeç hatun türbesi/ süd tekkesi ve hızır ilyas zaviyesi ile birlikte alaeddin köşkünün kuzeybatısında bulunmuyordu. şifahaneye ait olup yanlışlıkla sakahane adı verilen şifahane mescidi, darüşşifanın yerini be-lirlemede bir diğer önemli yapı durumundadır. 3) darüşşifa’ nın yapısı ve tahminî planı konya alaeddin darüşşifası’nın ilk tamir keşfi, 11 muharrem 1081 (31 mayıs 1670)’de mü-tevelli hasan beşe’nin isteği üzerine yapılmıştır. konya mah-kemesinden içlerinde mevlânâ ömer’in ve mimarbaşının bu-lunduğu bir heyet, darüşşifaya giderek, binasının batısındaki duvarı, avlusunun kıble tarafın-daki duvarı ve bu duvarın üze-rindeki iki kapı ve bir tomruğun harabe olduğunu görmüşler; bunların tamirinin ancak 8500 akçeye mümkün olabileceğini tahmin etmişlerdir. mütevelli, tamiratı gerçekleştirirken tah-min edilenden daha fazla mas-rafı olduğundan tekrar mahke-meye müracaat ederek ikinci bir keşif istemiştir. yine mahkeme-den naip mevlânâ ömer efendi, 15 r. evvel 1081 (02 ağustos 1670)’de mimarbaşıları el-hâc osman ve el-hâc nurullah ve bilir kişi heyeti ile darüşşifaya giderek, daha önce keşfi yapılan yerlerin onarımının gerçekleşti-rildiğini ve bunlar için 9332 akçe sarf olunduğunu tespit etmişler-dir. bir önceki keşfe göre, 832 akçe fazla harcanmış demektir. konya mahkemesinden içlerinde mevlânâ ömer’in ve mimarbaşının bulun-duğu bir heyet, darüşşifaya giderek, binasının batısındaki duvarı, avlusunun kıble tarafındaki duvarı ve bu duvarın üzerindeki iki kapı ve bir tomruğun harabe olduğunu görmüşler; bunların tamirinin ancak 8500 akçeye mümkün olabileceğini tahmin etmişlerdir.</Page><Page Number="40">konya vizyon • mayıs 2011 40 tarih darüşşifa ile ilgili bir üçüncü keşif, yaklaşık dört sene sonra, 29 c. evvel 1085 (31 ağustos 1674)’te mütevellisi olan el-hâc ahmed bin mustafa bey’in isteği ile naip hüseyin efendi ve mimarbaşı el-hâc osman, darüşşifaya giderek kubbelerin-den orta ve içeri kubbenin iç ve dış sıvaları kalmamış; kıble tarafındaki duvarın dipleri oy-namış; batı yönündeki taş kapı-sının etrafı harabe olmaya yüz tutmuş olduğunu görmüşler, onarımı için kullanılacak kireç, kamış, usta ücreti ve sıva işine toplam 18 esedî kuruş gidece-ğini tahmin etmişlerdir. keşif raporları değerlendirildiğinde darüşşifanın yapısı hakkında şu bilgiler çıkarılabilir: etrafı taş duvarlarla çevrili, güney tarafa açılan iki kapısı bulunan bir avlu ve ortasında da bir darüşşifa bulunmaktadır. kubbeli mes-cit bölümü darüşşifanın hemen doğusunda, müstakil olarak yer almaktadır. raporda bir “orta kubbe” ile “içeri kubbe” deyimi geçmektedir. herhalde darüşşi-fanın konya’daki sahip ata da-rülhadisi/ince minareli medre-se planında olduğu gibi bir orta, iki yan kubbesi vardı (şekil: 2,3). halbuki, anadolu’daki selçuklu darüşşifalarında has-tahane ve tıp medresesi için iki ayrı bölüm bulunmaktadır. konya’daki darüşşifanın bunlar-dan hangisinin tipinde olduğu hakkında kesin bir hüküm ver-meğe, eldeki belgeler şimdilik imkân vermemektedir. bununla birlikte anadolu selçuklu med-rese mimarisinin plan şemalarının darüşşifa yapıları örnek alınarak geliştirildiği bilinmektedir. muh-temelen konya alaeddin darüş-şifası, bu kentte daha sonra inşa edilen medreselere özellikle sahip ata darülhadisi’ne plan şeması bakımından örnek teşkil etmiştir. binanın moloz taş ve tuğladan ol-duğu raporlardan anlaşılmaktadır. mescitte de aynı malzemenin kul-lanılmış olması, bunu teyit eder. 4) şifahane mescidi şifahane mescidi, konya’da halk tarafından “şifahane” olarak bili-nen, belgelerde ise daha çok “sa-kahane” şeklinde yazılan mahalle-de bulunmaktadır. darüşşifa’nın ibadethane bölümü olan bu yapı, 1048 (1638) tarihli vakıf mu-hasebe defteri’nde “dârü’ ş-şifâ mescidi” olarak kaydedilmiştir. şifahane mescidi, darüşşifanın hemen doğusunda, bu sağlık ku-ruluşunu ihata duvarıyla çeviren avlunun içinde yan yana yer alı-yordu. şu anda ayakta bulunan bu mabet, alaeddin köşkü’nün kuzey batısında, eski adliye sarayı’nın batı yönünde, numu-ne hastanesi’ne giden sultan mesut caddesi’nin solundadır. darüşşifanın xıx. yüzyılda tama-men ortadan kalkmasına karşılık günde beş vakit ibadete açık oldu-ğu için mahallede oturanlarca sü-rekli bakımı yapılan ve bu sayede günümüze kadar ayakta kalan şi-fahane mescidi, selçuklu eseri ola-rak önem arz etmektedir. bunun-la birlikte gerekli değerin verildiği söylenemez. 1997 yılında vakıflar konya bölge müdürlüğü’nün iz-niyle bir vakfın mescitte onarım yaptırdığı sırada, yusuf akyurt’un 1938’ de sapasağlam olarak gördü-ğü selçuklu devri alçı mihrap dü-şürülerek kırılmıştır. fotoğraf: yusuf yıldız</Page><Page Number="41">41 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="42">konya vizyon • mayıs 2011 42 sanat doç. dr. hüseyin elmas kozmik yasaların doğal olarak işlediği ve her şeyin ritmik bir döngü etrafında birleştiği dünyamızda hiçbir şey durağan de-ğildir. zaman denilen ve sürekli ilerleyen çarkın içinde tüm canlılar doğar, büyür, gelişir ve ölür. toplumlar da canlılar gibidir. doğar, büyür, gelişir ve ölürler. ancak gelişim süre-cinde, her toplumsal olgu ve değer gibi, kültür de temsil ettiği toplumla birlikte, zaman ve çevre gereklerine uyarak kendini oluşturur ya da dış etki yoluyla değişir ve gelişir. kültürlerin oluşmasında en büyük etken “din”dir. her top-lum kendi dini inançları çerçevesinde yaşam biçimini be-lirlerken, kendi kültürünü de yaratır. kültürün ayrılmaz bir parçası olan sanatta bu çerçevede şekillenip biçim kazanır. başlangıçtan beri farklı dinler çerçevesinde şekillenip biçim kazanan türk resminin, osmanlı döneminde uygulanış biçi-mi ise minyatürdür. el yazma eserler içerisine metne açıklık kazandırmak ve okuyana görsel bir malzeme sunmak ama-cıyla yapılan minyatürler, doğal olarak içerisine yapıldıkları yazmanın konusuyla örtüşmek durumunda kalmış, çoğunlu-ğu, tarih, edebiyat, din, bilim ve günlük hayat gibi konuları içeren binlerce minyatür yapılmıştır. bununla birlikte, saray ahalisinin beğenileri doğrultusunda hazırlanmış minyatürlü yazmalarda mevcuttur. var oluş biçimini islam felsefesinden alan osmanlı minyatür sanatı, bireyi hiç incelemeyen, hiçbir zaman kavramına, hiç-bir mekân hissine sahip olmayan mistik bir dünya görüşü-nü yansıtır. zira islam’a göre, dünya fani, ahiret bakidir, tek gerçeklik allah, geri kalan her şey aldanmadır; kendini fani ve aldatıcı şeylere adamak islami ilkelerle çelişmek demektir. dolayısıyla, birey ve sorunları önemsiz görülür, katı anlam-da bir gerçekçilikten söz edilemez ve ana noktalarla ayrıntı-lar arasında ayrım yapılmaz. bu bağlamda, kadının osmanlı minyatürlerinde yer alması, bireyci bir yaklaşımdan çok, is-lam düşünce biçiminin el verdiği ölçüde, bazen soylu bir kişi, bazen bir anne, bazen dramatik bir aşk öyküsünün içerisinde olayın başkahramanı, bazense günlük hayatta farklı zaman aralıklarında yer bulur. yani içerisine yapıldığı el yazma eserin konusunda kadın yer almışsa, minyatürde de yerini almıştır. dinî yasaklamalar nedeniyle osmanlı minyatürlerinde kadın tasvirinin olmadığı, genel kabul görse de, buna rağmen gerek yazmalar, gerekse, murakkalar içerisinde sınırların ötesine ta-şan kadın minyatürlerine rastlamak mümkündür. osmanlıminyatürlerinde kadın</Page><Page Number="43">43 sanat bu da gösteriyor ki, her dönem ve çağda sanat, inanç sistemleri kadın bedeninin çıplaklığına izin vermeyecek şekilde sınırlandır-mak isterken, sanat kadın bedeni-ni, edebi şiirsel formda veya hey-kel, resim ve görüntü formunda sınır tanımaksızın dile getirme çabası içerisinde olmuştur. her ne düşünce hâkim olursa olsun daima araştıran, deneyen, bulan ve her açıdan hür ve bağımsız olmak için büyük çaba sarf eden sanatçı, belirli kural ve teknikle-ri, ortadan kaldırmaya çalışmış, gelenek kalıplarını yıkıp, sanatı yeni yeni ufuklara yöneltmek istemiştir. öyle ki, hz. isa’yı emziren hz. meryem’in, hz. muhammed’i emziren sütannesi halime’nin tasvirlerini yaparken onların göğüslerini açıkta bırak-maktan dahi kaçınmamıştır. biraz öncede değinildiği üzere başlangıcından 18. yüzyıla değin osmanlı minyatürlerinde kadın, bireyci bir yaklaşımdan çok, is-lam düşünce biçiminin el verdiği ölçüde, içerisine yapıldığı el yaz-ma eserin konusunda yer almış-sa, minyatürde de yerini almıştır. 18. yüzyılla birlikte, batı ile ilişki-lerin artması tüm sosyal hayatta olduğu gibi sanat hayatında da bir takım değişiklikleri berabe-rinde getirmiştir. batı bilim ve kültürünün benim-senmesi için yapılan ilk girişim-ler, hiç kuşkusuz saray çevresinde ortaya çıkmıştır.18.yy . ile birlikte saraya giren çok sayıda avrupa eşyası özellikle batı kaynaklı re-simli kitaplar minyatür sanatını etkileyen en önemli faktörler ol-muştur. nitekim dönemin saray nakkaşları bilinçli denemelere girişmişler yeni biçim ve tek-nikler denenmiş, iki boyutlu bir anlatım biçimi olan minyatüre üçüncü boyut girmiş, minyatür-lerde farklı konulara yer verilme-ye başlanmıştır.  albümlerde toplanan tek yaprak halindeki kır sahneleri, kıyafet ve çiçek resimleri, kadın ve erkek portreleri tarih konulu minyatür-lerin yerini almış, çeşitli giysiler içinde, içki içen, müzik çalan, raks eden, dinlenen, saç tuvaleti-ni düzelten, çiçek koklayan kadın ve erkek figürleri, saray çevre-sinin ııı. ahmet dönemindeki (1703-1730) görkemli yaşantısı-nın, eğlence ve lüks düşkünlüğü-nün belgeleri olmuşlardır. 18.yüzyılın önde gelen nak-kaşları levni ve abdullah buhari’dir. levni’nin, silsilena-me ve surname-i vehbi gibi el yazma eserler içerisine yaptığı minyatürler dışında 1710-1720 yılları arasında yaptığı anlaşılan ve murakkalarda toplanan 42 adet boy portre çalışması mev-cuttur. bu portreler içerisinde, kadın müzikçiler, raks eden, sa-çını düzelten genç kızlar, feraceli kadınlar, kahve tutan vb. figürler önemli bir yere sahiptir. kadının özgür bir hava içerisinde tasvir edildiği minyatürler, önceki dö-nemlerde elyazmanın konusu bağlamında minyatüre giren ka-dın varlığı ile karşılaştırıldığında ayrı bir önem arz eder. 18. yüzyılla birlikte artık kadın-lar halkın içinde yüzleri peçeli ya da yarı kapalı olarak saygılı duruşları ile gösterilen kadınlar değil, yaşamın içinde sosyal ha-yata katılan ve dişi kimlikleri ile öne çıkan kadınlardır. levni’nin “saz heyeti”nin konu aldığı minyatüründe, müzik icra eden dört genç harem kadınını tas-vir ederken döneme özgü açık yakalı kıyafeti yansıtmaktan çekinmemiştir. kadınlar devrin</Page><Page Number="44">konya vizyon • mayıs 2011 44 sanat modasına göre giyinmişlerdir ve tırnakları ojelidir. oldukça za-rif bir görünümleri ve duruşları vardır. yüzlerinde hafif gülüm-seyen ifade görülür.  18.yüzyılın minyatür tekniğin-de çalışan ancak yeni deneme-lerde bulunan nakkaşlarından birisi de abdullah buhari’dir. buhari’nin, 1728-1745 tarihleri arasında eserler verdiği, günü-müze ulaşan imzalı ve tarihli eserlerinden anlaşılmaktadır. ı. mahmut dönemi’ne (1730-1754) rastlayan bu süreçte, nak-kaşın fırçasından çıkan tek figür kadın tasvirleri, saray çevresi için hazırlanmış albümlerde toplan-mıştır. minyatürleri levni’nin minyatürlerinden farklı olarak belirli bir modelden çalışılmış hissi vermektedir. dönemin ev içi kadın modasını ve farklı etnik grupların kıyafet tarzını belgele-mesi bakımından önem taşırlar. buhari’nin istanbul üniversi-tesi kütüphanesi'nde bulunan bir albümde (t.9364) toplan-mış tek sayfa minyatürler arasın-da bir şehzade, bir berber, saray erkânından kavuklu, sarıklı ve ellerinde keyif çubukları taşıyan istanbullu erkekler, ev içi kıyafet-leriyle istanbullu hanımlar ve ada-larda yaşayan bir rum kadını dik-kat çekici tiplerdir. gene topkapı sarayı müzesi kütüphanesi’nde bulunan bir albümde (h.2143) ve ayrıca tek yapraklar halinde (y .y .1042, 1043, 1086) korunan aynı tarzda minyatürleri bulun-maktadır. bunlar arasında da, tek figür kadın tasvirlerinin yanı sıra, "yıkanan kadın" resminde, ha-mamda yıkanan çıplak bir kadın görülür. kadın mermer bir kurna önünde oturmuş, elindeki hamam tasıyla baştan aşağıya su dökün-mektedir. el ve ayak parmakları, topuklar, küpeleri, yüzünü, bile-ziği ile hayli süslü olan kadının bacakların kırmız bordürlü açık mavi bir peştamal örtmektedir. tamamen doğulu bir bakışla ya-pılan bu resimde hiçbir ima yok-tur ve sanatçı cinsel herhangi bir göndermede bulunmamaktadır. peştamal kadının dizlerine kay-dığı için örtülmesi gereken hiç-bir yeri gizlemez. yıkanan kadın minyatürü, bu dönemde değişen dünya görüşü sonucunda, ele alınmaya başla-yan yeni konulardan biri olarak önem taşır. hem geleneksel min-yatür kurallarını, hem de kadının minyatür sanatı içerisindeki var-lığını farklı bir boyuta taşıması bakımından kırılma noktası oluş-turmuştur. tümüyle islami gele-nekler üzerine kurulan osmanlı minyatüründe buhari kadının çıplak tenini, dolgun yapısını, belli belirsiz, yumuşak ve saydam koyuluk farklarından yararlana-rak “modle” etmesi bu kırılma noktasının gelecekte yapılacak bu tür konular için ipuçları verdi-ği anlaşılmaktadır. osmanlı saray çevresinde ba-tılı resim geleneğine duyulan ilginin giderek artması konu-sunda avrupa resmine yabancı olmayan, eğitimli hıristiyan azınlık sanatçılara da iş veril-diği görülür. bu ressamlardan biri olan refail’in kâğıt üzerine guaj boya ile resmettiği kadın fi-gürleri, geleneksel minyatürden tamamen farklı portre karakteri gösteren gerçekçi resimlerdir. refail tarafından yapıldığı sanı-lan ve topkapı sarayı kitaplı-ğında bulunan 1747 tarihli ka-dın portresinde, kadının elinde yay, sırtında ok torbası bulunur. kımıldamadan sol elini beline dayayarak kaftanın önünü açan kadının, tüm ayrıntıları verilme-ye çalışılmıştır. gene refail’in 1745 tarihli “hamamda anne ve kızını” konu eden minyatü-rü, buhari’nin “yıkanan kadın” minyatüründen sonra bir kısım dini geleneklerin yıkılmasını sağlamış, artık inanç sisteminin kadın bedeninin çıplaklığına türk sanatında izin vermemesi-ni de ortadan kaldırmıştır. 18. yy . ikinci yarısından son-ra matbaanın yaygınlaşmasıyla minyatürlü el yazması yapımının giderek azaldığı görülmüştür. geleneksel minyatür yerini du-var resmi ya da albüm resimleri-ne bırakmıştır. bu süreç, osmanlı tasvir sanatlarında yeni bir döne-minde başlangıcını oluşturur. 18. yüzyılın sevilen şairlerinden fazıl enderuni’nin çeşitli ülkelerinin erkek ve kadın güzelliklerini an-latıp resimlediği hubanname ve zenanname adlı eserleri, minya-tür geleneğinin tamamen dışın-da özellikler taşır. pek çok ülke ve kültüre ait kadının yer aldığı resimleri, pastel tonlarla yapılmış sulu boya resimler olarak değer-lendirmek mümkündür. kaynakça 1-and, m. (1985). islam ülkelerinde gös-terim niteliğinde hikaye anlatımı, tarih ve toplum dergisi, s.24 2-arsal, o. (1999).modern osmanlı resmi-nin sosyolojisi. istanbul: yapı kredi yayınları 3-bulut, h. (2001). yeniliklerle dolu yüz-yıldan iki yeni isim: nedim-levni ve eserle-rindeki sevgili figürleri, bilkent üniversitesi ekonomi ve sosyal bilimler enstitüsü, yayın-lanmamış yüksek lisans t ezi, ankara. 4-elmas, h. (1999). çağdaş türk resmin-de minyatür etkileri, konya: konya il kül-tür müdürlüğü yayınları. 5-elmas, hüseyin. (2009). osmanlı minyatür-lerinde kadın varlığının y er bulması.2. uluslar arası bir bilim katagorisi olarak “kadın” ede-biyat, dil ve kültür çalışmalarında kadın sem-pozyumu bildiri kitabı. aydın: adnan mende-res üniversitesi y ayınları. 164-169 6-eroğlu, s. levni’nin kadınları, http://:www. moderncelebi.com. 7- hafsa, f . (2007). sanat ve dinin kadın var-lığında buluşması. milel ve nihal dergisi. s. 1 8-osmanlı minyatür sanatının son nakkaşla-rından levni, hürriyet gazetesi 10 eylül 2001. tümüyle islami gelenekler üzerine kurulan os-manlı minyatüründe buhari kadının çıplak tenini, dolgun yapısını, belli belirsiz, yumuşak ve saydam koyuluk farklarından yararlanarak “modle” etme-si bu kırılma noktasının gelecekte yapılacak bu tür konular için ipuçları verdiği anlaşılmaktadır.</Page><Page Number="45">45 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="46">konya vizyon • mayıs 2011 46 inşaat dekorasyon gökhan türkmen müzik, kocaman bir okyanus… 1983'te istanbul'da doğdu. 1997 yılında gitar ile tanışan gökhan türkmen, 2000 yılından itibaren çeşitli mekan ve organizasyonlar-da gitarı ve sesiyle boy göstermeye başladı. 2003'te kocaeli üniversi-tesi endüstriyel yönetim bölümün-den mezun oldu. mezuniyetinin ardından gitar ve şan derslerine yoğunluk veren türkmen; 2008’ de “büyük insan” ve “dön” şarkıları ile internet üzerinden seven kitle-sini oluşturdu. “büyük insan” adlı ilk albümünü çıkararak seven-leriyle buluştu. 2010 yılında ise, “biraz ayrılık” albümüne imza attı. gitar çalan, şarkı söyleyen ve sayısını kendisinin bile bilmediği kadar bestesi olan genç müzisyen, okyanus gibi gördüğü ve aşığı ol-duğu müzik adına en iyisini ya-pabilmek için kendini geliştirmeye devam ediyor. selçuk üniversitesi, alaeddin keykubat kampüsü’nde konser veren gökhan türkmen, üniversiteli sevenleri ile buluştu. konser sonra-sında röportaj yapma fırsatı bulduğumuz türkmen, samimiyeti ve müzetvazı kişiliği ile tüm sorularımıza cevap verdi. işte, gökhan türkmen hayranları için, çok özel bir röportaj…</Page><Page Number="47">47 röportaj müzik yolculuğunuza nasıl başladınız? çocukluktan beri aynı apartmanda oturdu-ğumuz, arkadaşım sayesinde başladım. ona arkadaşı gitarla ilgili bir şeyler göstermiş bende arkadaşımdan öğrendim. bir kağıda yazarak önce akordları öğrendim, sonra ritim atmayı derken şarkılar çalmaya başladım. kocaeli üniversitesi endüstriyel yö-netim mezunusunuz ve şarkı söylü-yorsunuz. neden konservatuar oku-mayı tercih etmediniz? konservatuar okumak istedim. ama maale-sef koşullar, ailemin düşüncesi yani, kolunda bir altın bilezik olsun düşüncesi kararlarımda etkili oldu. bir üniversite mezunu olayım diye düşündüm. o dönemde gitar çalıyorum tabi ama hobi olarak, müzisyen olmak gibi bir düşünce oluşmamış daha. aslında ben lise-de bile güzel sanatlar lisesini tercih etmeliy-dim. bu benim hayatımdaki en büyük ve tek pişmanlığımdır. kocaeli’de okumak yerine keşke orada harcadığım zamanı konsevatuar sınavlarına hazırlanarak geçirseydim. konya’ya ilk gelişiniz mi, konya’yı beğendiniz mi? konya keyifli ve güzel bir şehir. benim konya’ya üçüncü gelişim. ilk albümden önce bir etkinlik için gelmiştim. ama çok fazla gezme fırsatım olmadı. ilk geldiğimde hz. mevlana’yı ve hz. şems-i tebrizi’yi zi-yaret etmiştim. hz. mevlana’yı okudum ve o’nunla ilgili yazıları takip ediyorum, bu yüz-den konya benim için önemli bir şehirdir. selçuk üniversitesi’nde muhteşem bir konser verdiniz, üniversite konserle-riyle ilgili ne düşünüyorsunuz? üniversite öğrencilerini karşımızda gördü-ğümüzde çok mutlu oluyoruz. üniversite konserleri bizim için gerçekten önemli, biz de zamanında öğrenciydik öğrencinin ha-linden anlarız. bu yüzden türkiye’nin her yerine gitmek, her üniversitesinde konser vermek istiyoruz. konserlerinizde tarzınızın dışında da şarkılar söylüyorsunuz, yeni albümü-nüzde tarzınızı değiştirmeyi düşünü-yor musunuz? şimdilik tarzımı değiştirmek gibi bir düşün-cem yok. sesim ve yorumum her zaman baki kalır. ama tabiki benden değişik soundlar du-yabilirler sevenlerim. hiçbir zaman bir anda çok fazla bir farklılık, başka bir tarza geçiş olmaz. müzik kocaman bir okyanusdur. ve ben kendisini devamlı yenilemeye, geliştir-meye çalışan bir şarkıcı olduğum için sadece o gelişime şahit olurlar beni dinleyenler. ama tamamen bir tarz değiştirme olmaz. gökhan türkmen, insan olarak nasıl biridir? genelde sakin biriyimdir. etrafımdaki in-sanların enerjisine göre değişir benim ener-jim. fazla negatif insanlarla birlikte olmayı sevmiyorum. hayatla dalga geçmeyi, eğlen-meyi çok seviyorum. yakınlarım komik bir adam olduğumu söylerler. hiç sevmediğim bir şey varsa o da samimiyetsizliktir. yap-macık insanlarla asla beraber olamam. bir ortamda sıkıldıysam anında kalkar giderim. paradan nefret ederim, para konuşmayı sev-mem. devamlı parayı konuşan insanları da sevmem. empati kurabilen biriyimdir. etra-fımdaki insanların duygu ve düşüncelerini çok önemserim. en önemlisi müziğe aşık bir adamım. elimden geldiğince çok iyi mü-zik yapmaya çalışıyorum. slow ve aşk şarkıları yazıyorsunuz ge-nelde, besteleriniz nasıl bir ortamda çıkıyor? evde olmayı seven biri olduğum için, genelde bestelerimi evde yapıyorum. dışarıda oldu-ğumda değişik bir şey gördüğüm zaman hemen onunla ilgili bir şeyler yazabiliyorum. ya da bir melodi geldiğinde aklıma hemen telefonuma sarılıp, kaydediyorum. sürekli slow şarkı yap-mak gibi bir düşüncem ve amacım yok. ama bu bir dönemdir . bu dönemde de bu tarz şarkılar yazıyorum, neden olduğunu ben de bilmiyo-rum. belki ilerde bir dönem çok hareketli şarkı-lar söyleyeceğim bilmiyorum tabi, ama benim için önemli olan iyi şarkı yapmak. kaç tane dövmeniz var ve anlamları nedir? 7 tane dövmem var. bir tanesi istanbul, is-tanbullu olduğum için. ailem çok önemli olduğundan annemin, babamın ve ablamın isimlerinin baş harfleri var boynumda. bir tane gitar dövmem var. kasığımda karga dövmesi var, kargayı çok sevdiğim için. ko-lumda da mikrofon dövmesi var o kadar. beğendiğiniz sanatçı ya da gruplar kimler? bob marley, elvis presley, shpongle, redd, panik, yeni türkü, kenan doğulu, mfö… müzik çok büyük bir dünya olduğu için farklı tarzlarda beğendiğim müzisyenler var tabi. röportaj: ayşe balaban fotoğraf: serhat yeniömür</Page><Page Number="48">konya vizyon • mayıs 2011 48 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="49">49 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="50">konya vizyon • mayıs 2011 50 tiyatro konya’da bin nefes bir ses oldu… …hiç unutmuyorum bir kazak oyuncu dön-dü bana dedi ki; "biz ata yurttayız, siz ana yurttasınız". ne kadar hoş bir şekilde anlattı, biz hep ana yurdumuz diyoruz ya anadolu toprakları için, dedi ki "ata yurttan gelip ana yurda oturdunuz. biz-de ata yurttan buraya yani sizin ana yurdu-nuza ziyarete geldik." bu yıl 4.sü gerçekleşen "uluslararası türkçe tiyatro yapan ülkeler festivali" nisan ayında gerçekleşti. bir şenlik havasında ve konyalının yoğun ilgisi ile kutlanan festival hakkında konya devlet tiyatrosu müdürü, sayın tomris çetinel'in izlenimlerini aldık. tomris hanım konya devlet tiyatrosu olarak bu yıl ki "uluslararası türkçe tiyatro yapan ülkeler festivali" hakkındaki izlenimlerinizi bizimle paylaşır mısınız? bu yıl festival daha da oturdu. ilk yıllarda bir şaşkınlığımız vardı cahil cüretiyle başladık aslında. festiva-lin ne olduğunu, ne demek olduğunu önemini bile daha sonraki yıllarda fark edebildik. şenlik yapalım diye başladık festivale dönüştürdük, sonrasında her yıl bir şey ilave oldu. bu yıl örneğin çok önemli ilaveler vardı festivalde, eleştirmenler geldi: her ülke eleştirmende gönderdi, bunu biz istedik. gelen eleştirmenler oyunlardan sonra, oyunlarla ilgili beş dakikayı geçmemek üzere kritik yaptılar. bunlar dünyanın değişik yerlerinden gelen, yani sadece batıdan değil doğudan gelen, insanlardı. gelen eleştir-menler o kadar farklı, değişik bakış açılarıyla ele aldılar ki gösterileri, örneğin; moldovalının bakış açısı ile kazak bir eleştirmenin bakış açısı çok da aynı değildi mesela. o nedenle de oldukça farklı ifadeler söz konusu oldu. her oyundan sonra 15 dakika ara verdik. oyuncular üstlerini değiştirdiler değiştireme-dilerse biraz terlerini sildiler, geldiler oturdular ve eleştirmenler gerçekten eleştirdiler. bazen güzel eleştiriler oldu, çünkü eleştiri sadece kötü anlamda kullanılan bir şey değildir… ve bu festivali daha</Page><Page Number="51">51 tiyatro uluslararası, daha etkin hale ge-tirdi. dünyanın her yerinde bu tür festivallerde, bir süre sonra eleştiri mekanizmaları gelişir. yaptığınız festivali evet yapıyor-sunuz ama çağırdığınız ülkeler, oynanan oyunlar, kalitesi nedir, ne demek ister ya da anlatmak istediğini anlatabilmiş midir? yönetmen oyunu doğru bir şe-kilde mi sahneye koymuştur? seyreden ne anlamıştır, gibi pek çok konuda bize eleştirmenlerin katkısı oldu ve profesyonellik adına etkili bir uygulama oldu-ğunu düşünüyorum. bu sene ilk kez katılan 2 ülke vardı; çuvaşistan ve türkmenis-tan. çuvaşistan, rusya federas-yonuna bağlı, küçücük bir cum-huriyet ve ilk kez çok da özel bir oyunla katıldılar. ‘gümüş ordu’ isminde biraz amazon kadınları-nı anlatan, biraz şaman esintileri olan bir oyundu. yani biz dilde birleştik, lehçeler farklı olsa da, türkçe konuşan ülkeler festivaliydi bu. enteresan bir şey oldu… din bu festivalde yoktu, iki tane hıristiyan türk topluluğu vardı. biri çuvaşistan diğeri de gagavuzlar (moldo-va). biz tiyatronun birleştiri-ciliğinde birleştik, dolayısıyla dilin birleştiriciliğinde birleştik. insanların hangi kıtada yaşadı-ğı, ne yaptığı, kadın ya da erkek olduğu, hıristiyan veya müslü-man olduğu, bunlar bizi çok da ilgilendirmedi. işte festivalin güzelliği buradaydı. biz festiva-lin ilk yılından beri diyoruz ki; biz mevlana’nın hoşgörüsüyle gel diyoruz. "nasıl olursan ol, gel." türkçe tiyatro yapan ülke-ler olarak, konya’da bin sesi tek nefese dönüştür. yani bir nefese. işte bunun en güzel örneğini bu sene yaşadık. türkmenistan ilk kez katıldı, leyla ve mecnun hikâyesiydi "aşk ve acı" diye bir oyunla. bu yıl ayrıca çok enteresan bir şey daha oldu her ülke öyle oyunlar-la katıldı ki; bu yıl ki festivalde bu da çok önemli bir gözlemdi mesela. "yusuf ile züleyha", "ley-la ve mecnun", "derviş"-uygur türkleri kazakistan ya da ma-kedonya- (ki balkanlardan geli-yorlar) "siyah kalem", yani fa-tih sultan mehmet döneminde yaşamış bir ressamın hayat öy-küsünden yola çıkıp, mevlana, yunus emre, hacı bektaş, nazım hükmet, nesimi… bütün bun-ları, öyle bir harman haline ge-tirmiş ki, âdem ile havva’dan bu yana aslında insanı anlatmış ve bu çok hoş ve özel bir oyundu. sahnenin ortasında 99 tane seyirci vardı. allah’ın 99 adına bilet kesilmişti. 100.yü asla al-mıyorlardı ve seyirci sahnenin ortasında oturuyor, oyuncular sahnenin kenarında oynuyor-lar. yani çok heyecan vericiydi. buradaki âdem ve havva farklı diğer taraftaki âdem ile havva çok daha başka bir şey söylü-yor. bir yandan bakıyorsunuz arkadan bir ses geliyor. orda da bir başka âdem ile havva bir şekilde kendi şarkılarını söy-lüyor. çünkü her din, ırk, her coğrafya, aynı kişilere çok farklı bir yerden bakıyor, enteresandı. bizde konya devlet tiyatrosu atatürk’ü oynadılar sah-nede başkurtlar. o kadar atatürk’ü incelemiş ve o kadar atatürk’ e benzeyen bir oyuncuları vardı ki biz izlediğimiz zaman çok he-yecanlandık, tabi seyirci-de aynı şekilde. düşünün yani sibirya’nın güneyin-de, nerdeyse dünyanın tepesinde, 6 ay gece 6 ay gündüz olan bir yerde, bir bakıyorsunuz ki biri atatürk’ü canlandırıyor.</Page><Page Number="52">konya vizyon • mayıs 2011 52 inşaat dekorasyon olarak, "suskunlar kapısı" ile katıldık. hatta sufi festivaline katıldık demiştim. mesela geçen sene ahmet zeki velidi togan yılıydı. başkurt-ların çok önemli ve değerli bir yazarıdır. çok enteresandır rus devriminden sonra türkiye’ye gelmiş ve atatürk ile dostlukları var. uzun yıllar türkiye ‘de yaşa-mış, neden sonra kendi ülkesine dönmüş… atatürk’ü oynadılar sahnede başkurtlar, hem parla-menter, hem siyasi hem de as-ker atatürk. o kadar atatürk’ü incelemiş ve o kadar atatürk’e benzeyen bir oyuncuları vardı ki biz izlediğimiz zaman çok heye-canlandık, tabi seyircide aynı şe-kilde. düşünün yani sibirya’nın güneyinde, nerdeyse dünyanın tepesinde, 6 ay gece 6 ay gündüz olan bir yerde, bir bakıyorsunuz ki biri atatürk’ü canlandırıyor. yine tatarların bu yıl abdullah tukay adlı önemli bir yazarla-rının yılı, onun "saman pazarı" adlı oyununu oynadılar. bu vesile ile birbirlerimizin şa-irlerini, yazarlarını tanıyoruz; geçen sene bir bakıyorsunuz bulgaristan birden bire bir "şehnaz" oyunla geliyor veya bir "kanlı nigar" ile geliyor. bu sene gagavuzlar türk yazar tuncer cücenoğlu’nun "boyacı" oyunuyla geldi. festival boyun-ca gözlemlediğim; biz dünyanın her yerinde türkçe tiyatro yapan ama çoğu kez beklide lehçelerin farklı olmasından dolayı birbirini anlamayan, aynı kültürden çıkıp, ayrı yerlerde farklı kültürle birleş-miş ve yeni kültürler oluşturmuş insanlar bir araya geldik… ve birbirimize "merhaba" dedik. hiç unutmuyorum bir kazak oyuncu döndü bana dedi ki; "biz ata yurttayız, siz ana yurttasınız". ne kadar hoş bir şekilde anlattı, biz hep ana yurdumuz diyoruz ya anadolu toprakları için, dedi ki "ata yurttan gelip ana yurda oturdunuz. bizde ata yurttan buraya yani sizin ana yurdunuza ziyarete geldik." festivale türkçe tiyatro ya-pan ülkeler katılmakta. dil konusunda siz veya katılımcı ülkeler her hangi bir problem yaşadınız mı? tabi yaşıyoruz. yani bir kere çe-viride büyük problem yaşıyoruz. şimdi özellikle asya’daki ülkeler her ne kadar herkesin kendi dili olsa da, bu dil türkçe görünse de lehçeler çok farklı birbirine. yani birbirine komşu 3 ülkeden bah-sedeceğim, 3’ü de türkçe konu-şuyor; başkurdistan, tataristan ve çuvaşistan, birbirlerinin dil-lerini anlamıyorlar. kazak tatarı anlamıyor, tatar kırım tatarı an-lamıyor (yani ukrayna’yı) ama bunlar ortak dil rusça da birleşi-yor. fakat sahnede kendi dillerini kullanıyorlar, yani ana dillerini. batıdan gelenler, makedonya, geçen sene katılan, kosova, bul-garistan gibi ülkeler de arnavut-ça, boşnakça, sırpça etkisinde oldukları için mutlaka dillerinde bozukluk var ama türkçe konu-şuyorlar. yani en kolay anladığı-mız balkan ülkeleri ve gagavuz türkleri. gagavuzlar; oğuz türkleridir, gökoğuzlar, bili-yorsunuz son oğuzlar aslında. onlar bizim gibi türkçe konu-şuyorlar, bizim gibi kullanıyor-lar dilimizi ve dünyada 100-150 bin kadar kalmışlar, moldova da yaşıyorlar. kırım tatar ukrayna da fena değil, kktc’ni tabi ki çok güzel anlıyoruz. yani balkanları rahat anlıyoruz diğer ülkelere de bir süre sonra alışıyorsunuz. fakat tabi ki oyunlarını çeviriyoruz türkçeye seyirci zor anlıyor. oyun sırasında türkçe özetleri veriyoruz, lazer kullanabiliriz fa-kat lazerin şöyle bir dezavantajı var, örneğin: yaşlılar uzaktaki bir yazıyı seçti mi seçemedi mi böy-le problemler çıkabiliyor, bir de oyun takip edilmiyor. şu anda bizim trabzon festivalimizde, adana festivalimizde lazerle yan yazı, alt yazı, üst yazı yapılıyor ama yazıyı okuyan oyunu kaçı-rıyor o nedenle biz alt yazı yap-mıyoruz. fakat seneye başka bir yöntem düşüneceğimizi tahmin ediyorum, ama mutlaka bir özet veriyoruz seyirciye. özeti gör-dükten sonra, tiyatro ortak dil, ne anlatılmak istendiği anlaşılı-yor diye düşünüyorum. kosova, bulgaristan gibi ülkeler de arnavutça, boşnakça, sırpça etkisinde oldukları için mutlaka dillerinde bozukluk var ama türkçe konuşuyorlar. yani en kolay anladığımız bal-kan ülkeleri ve gagavuz türkleri. gagavuzlar; oğuz türkleridir, gökoğuzlar, biliyorsu-nuz son oğuzlar aslında. onlar bizim gibi türkçe konuşuyorlar, bizim gibi kullanıyorlar dilimizi ve dünyada 100-150 bin kadar kalmışlar, moldova da yaşıyorlar.</Page><Page Number="53">53 tiyatro böyle bir festival düzenleme fikri nasıl oluştu? biz bundan 4 yıl önce, konya devlet tiyatrosu gibi son ku-rulan 4 bölge tiyatromuz, van, erzurum, sivas ve konya. genel müdürümüz biz müdürleri ça-ğırdı ve dedi ki 10. yılınızı deği-şik bir şeyle kutlayın, bir farklılık yaratın. diğer bölgelerimizden biri, istanbul’dan, ankara’dan bir hafta tiyatro çağırdı, yani bir hafta boyunca her gün bir oyun ama farklı bölgelerin oyunları oynandı. daha çok bu tür şey-ler yapıldı. bende genel müdüre dedim ki; bizim kuruluş tarihi-miz 19 aralık bu şeb-i aruz’un hemen sonrası, zor bir dönem konya için. 15’inde değil de bi-raz daha sonrasında uluslararası bir şenlik olsa? genel müdür; neden festival değil de şenlik? diye sordu, ben de; çünkü bu ülkede daima festivaller yapılır, mesela 1. domates festivali, 1. ’ si yapılır 2. olmaz. aradan 5 yıl geçer seçim olur bir şeyler deği-şir yeni gelen sanki amerika’yı ilk kez keşfediyormuş gibi yine başlar 1. domates festivali diye. bundan ürktüğüm için ve ayrı-ca festival devamlılık gerektirir ama şenliği bu yıl yaparsınız bir daha ki yıl bir şenlik daha yap-mazsanız problem olmaz. genel müdürümüz festival olması ko-nusunda ısrar etti ve arkamızda olduğunu belirtti. tabi festival olunca bide isim lazım… kuru-luş tamam da devamlılık olunca, konya’ya ne yakışır diye düşün-dük, bir isim ama özel bir şey ve tiyatroyu konya’yla bütünleşti-ren şey ne olabilir? ve ben isim annesi olarak, şöyle bir şey dü-şündüm: konya gerçekten çok eski bir başkent, birçok kez baş-kentlik yapmış, karamanoğulla-rı zamanında da yine başkent… tiyatro demek, dil demek, ka-ramanoğlu mehmet bey’in "bu günden geru divanda, dergâhta, mecliste ve bazarda türkçeden gayrı dil kullanılmaya" demiş. ilk resmi dil olarak türkçeyi ilan etmiş. tiyatroda türkçe konu-şan ülkeler olsa dedik. sonradan konya deyince nefesin anlamı çok önemli yani hem mevlana anlamında hem de nefes soluk insana can veren bir şey. dedik ki; biz dünyanın her yerin-de ki bu nefesiyle türkçe merha-ba diyenleri çağıralım konya’ya, bu bin nefes bir ses olarak çıksın buradan derken o zaman adı, "bin nefes bir ses" olsun altına da ilave yapalım dedik, "uluslararası türkçe tiyatro yapan ülkeler fes-tivali" diye. genel müdür o kadar arkasında durdu ki bu projenin, korkularım boşa çıktı. festivali bir yıl yaparız sonra kalır mı diye korkmuştum ama hayır, dördün-cüsünü de yaptık. umut ediyo-rum devamı da gelecektir. bu festivalin konya’ya katkısı hakkında neler söyleyebilirsiniz? bu festival konya devlet tiyatrosu’nun festivalidir evet, ama işin içinde konya vardır. bu festivale katılıp ülkelerine dönen 350-360 kişi, 10 gün boyunca burada ağırlanıp gittikleri zaman nerden geliyorsunuz sorusuna konya’dan diyorlar, istanbul’dan, anakara’dan, izmir’den demiyor-lar. bir kenti en iyi tanıtan şeyler-den birini yapıyoruz aslında. ben festivalin bu kente ve en azın-dan entelektüel çevreye katkısı var diye düşünüyorum. onun dışında marka şehir olacağız diye sıkça söz ediliyor; konya marka şehir şimdi oldu. ama neyiyle oldu? mevlana’ sı ile olur. neyiyle oldu? mistik müzik festivali ile olur. neyiyle oldu? şimdi artık tiyatro festivali ile olur. sanayisi ile marka şehir olunmaz. bunun farkında değiller ve ben buna çok üzülüyorum. bu festivalin konya’ya inanın bana katkıla-rı var. ama konya’nın festivale katkısı var mı diye sorarsanız… konyalının demiyorum halkı bunun dışında tutuyorum onlar canla başla gelip, bu sene biz ilk kez yine her oyunu 2'şer kere oy-nattık çünkü gelen misafirlerimiz biletleri alınca seyirciye çok az yer kalıyordu 2'şer oyun oynat-tık ki, seyircimizde izlesin diye. ama sanayi ve iş adamlarımız ya bu festivali görmek istemiyorlar görmezden geliyorlar ya da bil-medikleri bir şey var, kültür ve sanata yaptıkları katkıyı vergi-den düşebiliyorlar ya da spon-sor olmayı henüz öğrenemedi-ler. neye sponsor olduklarını soruyorum? merak ediyorum, uluslararası bir festivale sponsor olmayı bilmiyorlarsa neye spon-sor oluyorlar. çünkü kültür ve sanat önemli bir şeydir, bir kenti marka yapar ve sponsorlarla yü-rür. ihtiyacımız var mı? şuana kadar kendi başımıza yaptık, birinci yıl boyumuzun ölçüsünü aldığımız için 2. 3. ve 4. yıl spon-sor aramadık. ama önümüzdeki yıl tekrar aramak istiyorum çünkü 5 yılda bir kentte zihniyetlerde de-ğişir diye düşünüyorum… ve bu konuda acımasız konuşuyorum. röportaj: seycan çakır fotoğraf: ahmet çakır</Page><Page Number="54">konya vizyon • mayıs 2011 54 enerji piyasası düzenleme kurulu (epdk)’nun şubat ayı itibariyle aldığı promosyon yasağı kara-rının ardından perakende müşterileri için yeni bir çalışma başlatan nadir avcan petrolleri her türlü alışverişin en az yüzde 2’ sini iade eden para kart’ı 2 ay önce piyasaya sürdü. dedeman otel’ de düzen-ledikleri basın toplantısı ile yeni uygulamaları para kart’ı kamuoyuna tanıtan genel müdür temel pe-ker 2011 yılı sonuna kadar 100 bin konyalı akarya-kıt tüketicisinin para kart kullanıcısı olmasını he-deflediklerini belirtti. önümüzdeki aylarda yedinci istasyonunu açmak üzere olan firmanın genel mer-kezinde görüştüğümüz peker, para kart’ın hizmete girdiği dönemi değerlendirdi. sözlerine epdk’nın promosyon yasağını yerinde bulduklarını ifade ederek başlayan temel peker, “kararın altında ya-tan mantık müşteriye indirim verilmesini sağlamak, hizmet kalitesinde çıtayı yükseltmek… yani serbest piyasa ekonomisi dinamiklerini daha da aktif hale getirmek. bu sayede vatandaşlar firmalar nezdinde kıymetlerini görebilecekleri gibi, firmalar da müşteri sadakatlerini ölçebilecekler . biz de bu son gelişme doğ-rultusunda neler yapabileceğimizi düşündük ve para kart’ da karar kıldık. hemen kullanılabilen bu kartla konya'da yeni bir uygulama para kart akaryakıt sektöründe konya’nın yüz aklarından nadir avcan petrolleri para kart sayesinde müşterilerine yüzde 5’ e varan indirim imkanı sağladı. amaçlarını “perakende müşterisinin memnuniyetini kazanmak” olarak açıklayan genel müdür temel peker; “bizim için önem-li olan müşterilerimizin ne kadar akaryakıt aldığı değil bizi tercih etmiş olmalarıdır . teşekkür amacıyla da karlılığımızı yüzde 2 ile başlayan oranlarda müşterilerimizle paylaşıyoruz” dedi. sektör temel peker</Page><Page Number="55">55 eskiden istasyonlardan ıslak mendil alan perakende müşterisi en az yüz-de 2 indirim alıyor . promosyonun firmaya maliyeti yüzde 0,25 iken bizim verdiğimiz minimum yüzde 2, yıllık toplamda hatırı sayılır bir rakam ediyor” diye konuştu. gücümüze güvenip karlılığımızı paylaşıyoruz akaryakıt sektöründe ilk kez ya-pılan bir uygulamaya imza attık-larını belirten temel peker müş-terilerine sağladıkları yüzde2 indirimin karlılık oranından veri-len bir indirim olduğunu vurgu-ladı. bu kararın finansal anlamda bir risk taşıdığından da söz eden peker şunları söyledi; “sektör ola-rak herkesin düşündüğünün aksine çok düşük karlılıklarla çalışıyoruz. para kart uygulamamızda müş-terimizin kullanımı arttıkça aldığı indirim yüzde 5’ e kadar çıkıyor ki bu zaten firmanın ticari faaliyeti sonucu kazandığıdır . arzı ve talebi gerçekleştirenler olarak bir nevi or-taklığa gidelim istedik. bu tarafıyla baktığınızda ciddi anlamda elimizi taşın altına koyduk aslında. tabii bütün bu kararlar bir hesap-kitap, bir matematik sonucudur . artı-larını ve eksilerini değerlendirdik. kazanç anlamında ilk aşamada kayıplarımız olabilir ancak, uzun vadede müşteri memnuniyetinin beraberinde müşteri sadakatini ge-tirecek bu uygulamanın her anlam-da arkasındadır” nadir avcan petrolleri her geçen gün büyüyor sadece para kart uygulaması ile değil son yıllardaki büyüme kapasitesi ile de dikkat çeken nadir avcan petrolleri kaşınha-nı, aydoğdu şubeleri ve genel merkez istasyonunun dışında, geçtiğimiz yıl 9 milyon dolar yatırım yaptı. genel müdür pe-ker konu ile ilgili olarak; “yeni açılan istasyonlarımızın yanı sıra esentepe, sancak ve meram sana-yi istasyonlarıyla altı ayrı noktada konyalılara hizmet veriyoruz. ay-gaz işbirliği ile sadece lpg satışı yapılan meram sanayi istasyonu bu özelliğiyle konya’ da, farklı mi-mari yapısı ile de türkiye’ de ilk olma özelliği taşıyor . yıl içerisinde bosna hersek mahallesi'nde yeni bir istasyon açılışı yapacağız; bu-radaki çözüm ortağımız ise tür-kiye petrolleri ve aygaz olacak… bosna hersek şubesinin faaliyete başlamasıyla marka portföyünü bir kamu iktisadi teşebbüsü olan tp ile genişletmiş olacak” değer-lendirmesinde bulundu. otobüs işletmeleri, nakliye firmaları ve inşaat sektöründeki birçok fir-manın yanı sıra konya’nın sosyo-ekonomik gelişimine büyük katkı sağlayacak konya-ankara arası yüksek hızlı tren projesi ile konya’nın 100 yıllık özlemi olan mavi tünel projelerine de akaryakıt hizmeti sunuyor. 2010 yılında 35 milyon litre satış hac-mine ulaşan firmanın 2011 yılın-daki hedefi ise 43 milyon litre… tbmm başkanı mehmet ali şahin ve bakanlarımızın teşrif-leriyle onurlandırdıkları, konya ticaret odası ile vergi dairesi başkanlığı’nın müşterek düzenle-diği “2009 yılı vergilendirme dö-nemi ödül töreni”nde de kendi alanında ödüle layık görülen tek firma nadir avcan petrolleri’dir. başarının sadece rakamlardan ibaret olmadığının farkında olan nadir avcan petrolleri, çalışanla-rına sağladığı imkanlar ve sosyal sorumluluk projeleri ile bölgede dikkat çekiyor. yüzü aşkın kişiye istihdam sağlayan firma, çalı-şanlarının, mensubu olmaktan gurur duyduğu bir şirket vizyo-nundan da mutluluk duyuyor. kendisini her gün, her konuda ileriye taşımaya çalışan, güvenilir ticareti, kaliteli hizmeti, müşteri ve personel memnuniyeti odaklı çalışma anlayışı ile bölgede akar-yakıt sektörüne farklı bir soluk getirmeyi istemektedir.</Page><Page Number="56">konya vizyon • mayıs 2011 56 politika yaklaşan yerel seçimler öncesinde seçmenin en çok merak edilen söylemi “hangi partiye oy vereceksiniz” sorusuna alınan cevaplar olsa gerek. bu bağlamda son günlerde bir çok araştırma şirketi araştırmalar yaparak bunları ka-muoyu ile paylaşmakta. bizde bu gün burada güvenilir araştırma şirketlerinin yapmış olduğu araştırmalarının sentezlerini sizlerle paylaşacağız. şunu öncelikle belirtmekte fayda var ki 12 haziran seçimleri sadece parlementoya girecek partilerin yanı sıra anayasa değişikliğinin kaderini de belirleyecek. yapılan araştırmalar gösteriyor ki ak partinin tek başına iktidarı devam edecek ama anayasa değişikliği için gerekli milletvekili sayısını sağlayabilecek mi? bu sağlan-mazsa anayasa değişikliği için diğer taraftan chp ve mhp ile birlikte hareket etme mevzusu gündeme ge-liyor. şu anki siyasi arenada her üç partinin de söylemleri ve eylemleri farklılıklar göstermektedir. bu doğ-rultuda ak parti anayasa değişikliği için gerekli çoğunluğu sağlayamaz ise anayasa değişikliği ve bu doğrultuda-ki çalışmalar uzak gözüküyor. bir di-ğer bakış açısı ile anayasa değişikliği için 367’nin sağlanmadığı durumda ak partinin referandum için gerekli olan 330’u sağlaması gerekmektedir. kamuoyu araştırma şirketlerinin yapmış olduğu araştırmalar ile par-tiler için en iyimser ve en kötümser sonuçlar ile elde ettiğimiz ortalama değerlerle konuyu biraz daha istatis-tiksel olarak tartışacak olursak. güvenilir araştırma şirketleri tara-fından yapılan araştırma sonuçları ile oy dağılımları ve milletvekili sayı-ları şu şekilde seyretmektedir .  ak parti; %48’lik bir oy oranı ile 337 milletvekiline, chp %26’lık bir oy oranı ile 147 milletvekiline, mhp %11’lik bir oy oranı ile 36 milletvekiline,  bdp %6’lık bir oy oranı ile (bağım-sızların dağılımı) 30 milletvekiline sahip olacaktır. burada partilerin oylarında %1-2’lik değişimler partilerdeki milletvekili sayılarında ciddi değişimler getire-cektir. bu dağılımda chp’nin %25 mhp’nin %12 oy alması durumunda chp’deki vekil sayısı 138’ düşerken mhp’deki vekil sayısı 48’e yüksele-cektir. seçim süreci devam ederken partiler için bu bağlamda %1-2’lik oylar dahi hayati önem arz ettiğinden sadece genel başkanlar bazında değil vekiller bazında stratejik çalışmalarda büyük önem göstermektedir. yapılan araştırmaların karma ana-lizlerine baktığımızda bu dönem meclisin mevcut yapısını çok fazla ersin öztürk sosyolog bozmayacağı ve vekil sayılarında değişiklikler olacağı gözlenmektedir. henüz konya için özel bir araştırma yapılmamış olup yakın bir zamanda bitmesi planlanan as-arda’nın “konya siyasi haritası” başlıklı araş-tırmasının sonuçlarını en kısa zamanda sizlerle payla-şacağız. bu araştırma raporunda hangi ilçelerde hatta mahallerde partilerin oy oranları nelerdir, partilerin oy kazanma veya kaybetme sebepleri nelerdir, partiler bu bölgelerde oylarını artırmak için ne tür projelere ağırlık vermelidir gibi soruların cevaplarını seçmenlerden elde edilen veriler ışığında sizlere sunacağız. belirttiğimiz gibi %1’lik oy oranının bile vekil sayısında ciddi etkileri olduğunu düşünürsek adayların özellikle bölgesel çalışmalara ciddi ağırlık vermesi ve stratejik ça-lışmalarla planlamalarını yapmaları gerekmektedir.</Page><Page Number="57">57 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="58">konya vizyon • mayıs 2011 58 inşaat dekorasyon mobbıng iş yerinde psikolojik terör mobbing özellikle iş yerinde yapılan duygusal taciz'e verilen bir isimdir. bu saldırının açılımı, "işyerinde psikolojik terör" dür. son yıllar-da, özellikle gelişmiş batı ülke-lerinde çok yaygınlaşan bir dış-lama yöntemidir. fransa, italya ve almanya gibi ülkelerde, yak-laşık 1,5 milyon çalışanın, bu saldırılar nedeniyle psikologlar tarafından tedavi gördüğü be-lirtiliyor. önceleri düşmanlık biçiminde ortaya çıkan bu sal-dırılar, giderek organize olma-ya, kötü planlar kurmaya, hatta zaman zaman cinsel tacize ka-dar uzanabiliyor. zamanla mobbing mağduru olan kişiler uykusuzluk, iştahsızlık, depresyon, sıkıntı ve panik ataklar yaşamaya başlıyorlar . sonuç her zaman işten atılma veya ku-rumsal işten çıkarma diyebileceğimiz kişi-nin istifasıdır . avrupalı uzmanlar, bu saldırıya uğrayan bir kişinin topluma maliyetinin, yıllık ge-lirinden fazla olduğunu ileri sürüyorlar. işin en acı yanı, gelişmekte olan ülkelerde çok sayıda çalışanın benzer durumda olması; ama bunu bir hastalık veya suç olarak görmemesi... mobbing , duygusal bir saldırıdır . bu süreç, bireyin zarar veren ve saygısız davranış-lara hedef alınmasıyla başlar . bu davranışlar, işyerlerinde çok farklı biçimlerde sürekli olarak sergilenmektedir . bu olgu, işyerlerinde karşılaşılan ciddi sorunlarından biridir . peki, nelerdir bu davranışlar? önce bir nedene bağlı veya değil, reddetme, yok sayma ilişki-sizliği doğar. hani he-pimizin çocukluğumuzda yaşadığımız mahalleye veya sınıfa yeni gelen çocuğa kar-şı takınılan tavır vardır ya, işte önce onunla başlar mobbing. ortalama 4 aşamadan geçen mobbing, dozu giderek artan baskı ve dışlama ile karakteristiktir. ancak bu aşamaların süresi veya geçiş aralıkları hem mobbing’i uygulayanların hem de mobbing mağduru olan kişinin davranışları ile doğru orantılıdır.</Page><Page Number="59">59 başlangıçta, iş arkadaşlarının sohbeti kesip susması, toplantı, piknik vb. etkinliklere davet et-meme, düzenli olarak eleştirilme ile başlayan dışlama, giderek kişi-nin kendisini özgürce ifade etme konusunda engellenmesi, iyi iş üretilmesine rağmen, azarlanma-sı, ses, konuşma, gülme, yürüyüş gibi özelliklerin taklit edilmesine kadar uzanır. yapılamayacak veya kapasitenin çok altında görevlerin verilmesi, asılsız dedikoduların yapılması, performansın düşük gösterilmesi ve sözlü veya fiili ta-cizle karşılaşılması, artık kopma noktasına gelindiğini gösterir . mobbing bir suç olmasına rağ-men, “mobbing” davranışları, ör-güt yönetimleri tarafından özel bir strateji olarak görmezlikten gelinmiş, müsamaha gösteril-miş, yanlış anlamlandırılmış ya da gerçekten teşvik edilmiştir. aslında mobbing’in bizdeki uy-gulamaları incelendiğinde farklı bir mantık görülmektedir. ülke-mizde özellikle özel iş yerlerinde mobbing’i tetikleyen "statü kay-betme" korkusudur. iş ve kişisel anlamda daha fazla yetkinliklere sahip olan eleman, çoğunlukla yönetici için bir fırsat olmak bir yana tehdit olarak görülmekte-dir. üst mobbing olarak adlan-dırılan bu uygulama yönetici tarafından tehdit unsuru olarak görülen kişilere yapılır. konu-mun getirdiği güç, karar yetisi ve üst kademeye yakınlık kullanıla-rak ‘ ekibe uyumsuzluk, perfor-mans düşüklüğü ‘gibi gerekçeler-le ya işten çıkarma ya da kişinin istifa etmesi ile sonuçlanır. alt, yani çalışanın yöneticisine uyguladığı mobbing daha çok takımla beraber uygulanır. gö-rülme sıklığı üst mobbing kadar olmazsa bile her iki mobbing türünde de diğer çalışanların güce tapma ve sürü psikolojisi eğilimleri görülür. türkiye’de bu konuda yaptığı-mız bir çalışma da, mağdurların, mobbing testi’ne verdikleri ya-nıtlar ve yaşadıkları olaylar, yu-karıda anlatılanları kanıtlar nite-liktedir. (www.sentinusegitim.com) belki ilk sayılacak bu çalışmada, resmi kurumlardaki mobbing uy-gulamasının özel sektördeki kadar yaygın olması dikkat çekmektedir. özel sektörde mobbing sonucu, ciddi iş kayıpları görülmektedir. hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm iş kollarında mobbing "yönetim biçimi" karakterini kazanmaya doğru hızla gitmektedir. çalışan sirkülâsyonu fazla olan şirketler-de kaliteli eleman kayıplarının tümü olmasa bile büyük çoğun-luğu mobbing’ den kaynaklanı-yor. mobbing’ e uğrayan kişiler genellikle nitelikli çalışanlar veya orta düzey yöneticilerdir. birçok örnekte mobbing yapan yönetici, yetki ve sınırlarını fazla zorlama-dan, konum ve kariyerini kulla-narak diğer çalışanların desteği ile amacına kısa sürede ulaşabiliyor. örnek bir olayda yaşanlar; "…bir içecek firmasında satış ele-manı olarak çalışıyordum. benim bu firmaya transferimde rolü olan çok samimi arkadaşım müdür olarak ekibin başına getirildi. bir süre sonra bu arkadaşım bölgemi mobbing’ e uğrayan kişiler genellikle nitelikli çalı-şanlar veya orta düzey yöneticilerdir. birçok örnekte mobbing yapan yönetici, yetki ve sınırlarını fazla zor-lamadan, konum ve kariyerini kullanarak diğer çalı-şanların desteği ile amacına kısa sürede ulaşabiliyor.</Page><Page Number="60">konya vizyon • mayıs 2011 60 nedensiz olarak değiştirdi… zaman geçtikçe ekip içinde küçük düşürme çabaları, kişiliğime yönelik saldırılar , yalnız bırakılmalar başla-dı." bu çalışan, baskılara daha fazla dayanamayarak kendi isteği ile şir-ketten ayrıldığını ifade etmiştir . özel sektörde seçim şansının ol-ması işin başka bir şirkette deva-mını sağlayabiliyor, ancak resmi kurumlardaki uygulama, sonuç olarak istifa veya işten atma ile değil, sürgün veya kurum deği-şikliği ile sonuçlanmaktadır. örnek bir olayda, bir sağlık oca-ğındaki doktor "2,5 yıl mobbing' e maruz kaldığını, önce kendini suç-ladığını ancak daha sonra sorunun kaynağına indiğinde asıl proble-min onlarda olduğunu ve sorumlu hekimin diğer doktor arkadaşları etkilediğini…" ifade ediyor. burada dikkati çeken nokta, kişi-nin önce kendisini suçlamasıdır . aslında, mobbing de amaçlanan diğer bir sonuç ta kişinin kendisi-ni sorgulamasıdır . bu ise psikolo-jik bunalımın ilk adımıdır . resmi kurumlarda mobbing’e uğrayan kişilerin politik eğilimleri de bu saldırının bir nedeni olabiliyor.  "devlette orta düzey yöneticiyim. bana, mevzuatta bulunmayan görevler verildi. kabul etmedim. bana yöneltilen suçlama; verilen görevleri yapmamak, amirlere karşı gelmek. görev uygun mu de-ğil mi veya amirin yetkisi var mı yok mu sorgulanmıyor . üniversite mezunuyum yüksek lisans yaptım. iki yabancı dilim ve mükemmel derecede bilgisayar bilgim var… emri verenler de daha üst düzey yöneticilerden destekli..." mağdurlar, kendilerini savunur-ken "kimi, kime şikâyet edecekleri" gibi bir açmazı yaşamaktadırlar. bu noktada en önemli yapılan-ların kime ve hangi yöntemle şikâyet edileceğidir. birçok özel şirkette disiplin kurulları ve yönetmeliği olmasına rağmen, mobbing’i suç kapsamına alan şirket veya kurum yok denecek düzeydedir. bunun başlıca ne-deni insan kaynakları bölümle-rinin konu ile ilgili bilgi ve uygu-lama eksikliği, bazen de- ne yazık ki- üst yönetimle iyi geçinme ve yandaş olma politikasıdır. en belirgin örneklerden biri-sinde mobbing mağduru şun-ları ifade ediyor: "…en kötüsü de bu insanı şikâyet edebileceğimiz tek bir merci bile şirkette yok. insan kaynakları gör-memezlikten geliyor . mağduriye-timizin derecesini kelimelerle ifade etmem çok zor . gün geçmiyor ki ha-karete uğramayıp, insanların önün-de azarlanmayalım. şirkette herkes bize acır durumda. departmanda herkes tek kurtuluşu istifa olarak gö-rüyor . ne acı ki kurumumuzu sevi-yoruz, işimizi seviyoruz. ancak tek bir insan yüzünden hepimiz depres-yon, stres, mide ağrısı gibi olumsuz duygular yaşıyoruz. kendimizi ba-zen çok çaresiz hissediyoruz…" çalışmamızda ortaya çıkan di-ğer bir sonuç, tarafların eğitim düzeyleri ile ilgili.      mobbing’i yapan kişiler, -büyük bir çoğunluk- yönetici ve üni-versite mezunu kişiler. bu nok-tada mobbing uygulayanların en temel davranış dürtüsü "ye-rini kaybetme korkusu" ve bunun önüne geçecek "yılanın başını küçükken ezme" davranışıdır. eğitim kurumlarına bakıldığında, üniversite düzeyinde akademis-yenler arasındaki mobbing gide-rek avrupa’daki örneklere ben-zemektedir. bilimsel bir ortamda çalışmak, ya da bilim üretmek mobbing yapmayı engellemiyor. ne yazık ki, bu anlamda üniversi-tenin diğer çalışma alanlarından farklı olmadığını görmekteyiz.  "akademisyen olarak çalıştığım bir önceki üniversitemde ben de mobbinge maruz kaldım. sonuçta ayrılmak durumunda kaldım. an-cak yeni çalıştığım yerde de benze-ri uygulamalar doğmaya başladı. kendimi daha iyi ifade ederek başa çıkmaya çalışıyorum ancak dedikoducu olmak istemiyorum. sorunum olan insanla açıkça ko-nuşmak istemiyorum çünkü olay kavgaya kadar gidiyor…" olaya iş yasası boyutu ile bakıl-dığında, isveç, norveç gibi de-mokrasinin daha üretken olduğu, çalışanın daha fazla gözetildiği ülkelerde yer alan mobbing suçu nihayet yeni eklenen yasa mad-desi ile iş kanunumuz da yer almaktadır. ancak, bu konuda kısıtlı deneye sahip bazı hukukçu-lar, ispat edilmesi, kanıta dayan-dırılması gerçekten zor olan bir olgunun, dava konusu olması ve kazanılmasını -şu an için- zor ol-duğunu ifade ediyorlar . dışlanma, psikolojik baskı ve taciz, sürekli baskı altında tutulma; kişisel per-formans ölçülerinin, şirket perfor-mans ölçülerinin önüne geçtiği ve çalışanın kendisini güvende his-setmediği bir çalışma ortamı. işte mobbing in yaşam alanı. sonuç olarak; çalışanı bu tür ta-cizlerden koruyacak önlemlerin iş yerlerinde alınmaması iş gücü kayıplarının giderek artmasına yol açmaktadır. çözüm noktasında yapılması ge-reken, şirketlerde öncelikli olarak mobbing’i engelleyecek adımla-rın atılmasıdır. şirketlerin insan kaynakları birimleri tarafından sistemin yapı taşlarından biri ola-rak oluşturulacak anti-mobbing politikası, mobbing uygulamala-rında caydırıcı rol oynayacaktır. erhan karagöz eğitimci - danışman sentinus eğitim - danışmanlık</Page><Page Number="61">61 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="62">konya vizyon • mayıs 2011 62 röportaj son yıllarda türkiye’nin ekonomik istikrarı yakalamış olması, yabancı yatırımcılar için güven veren bir ülke konumuna getirmiştir. yapılan pek çok yasal düzenleme ve altyapı des-teği ile türkiye yabancı yatırımcıla-rının liste başı ülkelerinden olmuş-tur. avrupa’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle pek çok gurbetçimiz türkiye’ye göç edip, kariyerlerini burada sürdürme eğiliminde. bu göçün ekonomik krizin yanı sıra bir diğer önemli sebeplerinden biri de; avrupa’da gün geçtikçe daha da yaygın hale gelen islamofobi- müs-lüman vatandaşlara yapılan ayrımcı politikaların izlenmesi. abdullah özel ve ekrem karaçalı avrupa doğumlu üçüncü nesil gur-betçiler. avrupa’da yaşanan istikrar-sız tutum ve problemler dolayısıyla aileleri ile birlikte hollanda’dan, konya’ya göç eden iki genç girişim-ci. avrupa’da enerji sektörü üzerine edindikleri bilgi, tecrübe ve teknoloji alanındaki bağlantılarını türkiye le-hine kullanmak isteyen gurbetçi giri-şimciler ‘yenilenebilir enerji’ üzerine hizmet veren ayetek isimli şirket-leri ile konya'dalar. gurbetçi genç iş adamları ile avrupa’da türk olmak, göç sebepleri ve şirketleri hakkındaki söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz. sizleri tanıyabilir miyiz? a.özel: ismim abdullah özel, 1983 hollanda doğumluyum. aslen karaman’lıyım. evliyim ve 2 oğlum var. rotterdam erasmus üniversitesi, uluslararası sağlık bilimleri dalında yüksek lisans sahibiyim. 2009 yılı-nın yaz aylarında eşim ve çocuklarım ile birlikte türkiye’ye göç etmiş bulu-nuyorum. 2010 yılının ilk aylarından itibaren ortağım ekrem karaçalı ile birlikte ayetek isimli şirketimizin gurbetçi dedelerimizin torunları türkiye yolunda… üçüncü nesil eğitimli gurbetçilerinin tersine beyin göçü</Page><Page Number="63">63 kurucusu ve yönetim kurulu baş-kanıyım. hollanda’da eğitimimin yanı sıra çok küçük yaşlardan iti-baren gemi sektöründe taahhüt veren aile şirketimiz bünyesinde çeşitli görevler üstlendim. çok küçük yaşlarda officeboy olarak başlayan bu macera yüksek öğre-tim gördüğüm dönemlerde üst düzey yönetici olarak devam etti. üniversite eğitimimi tamamladık-tan sonra maliflex isminde, birçok sektöre insan kaynakları hizmeti veren, şirketimi kurdum. bugün halen, türkiye’ de ikamet etmeme rağmen, internet tabanlı teknolo-jiler ve donanımlı ekibimiz saye-sinde maliflex şirketimizin günlük yönetiminden sorumluyum. e.karaçalı: ismim ekrem kara-çalı, 1980 hollanda doğumluyum ve aslen kahramanmaraş’lıyım. evli ve 3 kız babasıyım. utrecht üniversitesi bilim ve inovasyon fakültesinde, yenilenebilir enerji üzerine yüksek lisans sahibiyim. eğitimimden sonra, avrupa’nın en büyük teknoloji şirketlerin-den olan imtech şirketinde iki yıl süren ve imtech şirketinin üst düzey yöneticilerini yetiştir-diği kapsamlı bir management traineeship programını, tek türk olarak, üstün başarı ile ta-mamladım. ayetek şirketimizi kurduktan yaklaşık bir yıl sonra, 2011 yılının başlarından itibaren konya’da ikamet etmekteyim. türkiye’ye göç etme kararı nasıl oluştu? a.özel: tabi göç etmemiz için birçok sebep sayılabilir. ama en başta akla gelen ve belki de en önemlisi olan çocuklarımı-zın kendi kimliklerini, kültür ve değerlerini muhafaza etmelerini sağlamaktır. azınlıkta olan bir toplumun, hâkim toplum kar-şısında en fazla 5 nesil kendi kimlik ve değerlerini muhafaza edebileceğini savunan birçok sosyolog var. bunun doğruluğu-nu kabul edersek ve bizim üçün-cü nesil gurbetçiler olduğumu-zu göz önünde bulundurursak, çokta vaktimizin kalmadığını düşünüyoruz. bunun dışında islamofobi önemli bir sebep. geçtiğimiz yıllarda avrupalı-ların islam’a ve müslümanlara karşı duydukları korku burka tasarıları, minare yasağı, cami tartışmaları, karikatür krizi ve terör şüphesi gibi birçok şekilde gündeme yansımıştır. avrupa ülkelerinde ekonomik krizler, işsizlik, nüfusun yaşlanması gibi yeni durumların beslediği yabancı düşmanlıklarının en önemli kaynağı islamofobidir ve bizler açıkçası çocuklarımızı bu saçma sapan korkuların etkileri-ne maruz bırakmak istemedik.  e.karaçalı: tabi avrupa’nın ekonomik anlamda zorluklardan geçiyor olması bir sebep olarak düşünülebilir. ama bundan zi-yade türkiye’nin son 10 yıldır başarı ile uyguladığı ulusal politi-kalar sayesinde ekonomik alanda yakaladığı çıkış bizim için daha önemli ve etkili bir sebep oldu. yukarıdaki hassasiyetlerimiz ile birlikte; eğitimimizi, bilgi biri-kimimizi ve deneyimlerimizi türkiye’de ve türkiye lehine kul-lanmayı hedef olarak belirledik.  avrupa’da yaşayan türk-lerin ekonomik durumu hakkında neler söyleye-bilirsiniz? a.özel: dedelerimizi ve babala-rımızı göz önünde bulundurur-sak, bizim avrupa’ya göç etmiş olan türklerin üçüncü nesline mensup olduğumuz söylenebilir. dedelerimizin örneğinde olduğu gibi ilk giden büyüklerimiz tama-men para biriktirip türkiye’ye yatırım yapmak düşüncesiyle git-mişler. kimisi traktör, kimisi hay-van, kimside ev almak hayaliyle koyulmuşlar işe. bundan dolayı hollanda’nın sosyal hayatına pek girmemişler. kendi cemiyetleri-ni oluşturup ya camilerde ya da kahvehanelerde gidermişler sos-yal ihtiyaçlarını. birinci nesilden farklı olarak yenilenen nesillerde</Page><Page Number="64">konya vizyon • mayıs 2011 64 röportaj tüketim harcamalarının arttığını görüyoruz. avrupalılar ve türk-ler arasında gerek işyerlerinde, gerek okullarda ve gerekse sosyal yaşamın diğer alanlarında yoğun bir sosyo-kültürel alışveriş yaşanmış ve halen yaşanmak-tadır. insanlarımız çoğunluk olarak işçi sınıfa mensuplar ve bundan dolayı yenilenen nesil-lerde tüketim harcamaları artsa da mecburen tasarrufa yönelik bir hayat tarzı içindeler. tabi konu ekonomi olunca türkle-rin girişimci ruhundan bahset-meden geçemeyiz. avrupa’da yaşayan türklerin ihtiyaçlarını gidermekle başlıyor avrupa’da girişimcilik. özellikle gıda, hiz-met ve ulaşım sektörlerinde boy gösteriyor türk girişimciler. o yıllarda geri dönüş yapmanın bir hayal olarak algılanması, artan eğitim düzeyi, daha düzeyli gelir ve itibar elde etmek gibi kişisel beklentiler ve bunların yanında türkler arasında dayanışma ruhu türkler arasında donanımlı bir girişimcilik harekâtı başlatıyor. hollanda’da son on yılda türkle-rin en girişimci toplum olduğunu kaydetmek gurur verici. gelinen noktada, sadece hollanda’da, yaklaşık 15.000 girişimci oldu-ğunu ve bu girişimcilerin yıllık 6 milyar avro ciro kaydettiklerini ve 70.000 insana istihdam sağla-dıklarını görüyoruz. avrupa’nın demografisini incelediğimizde yaşlı nüfusun toplumun büyük bir oranını oluşturduğunu gö-rüyoruz. ikinci dünya savaşı sonrasında oluşan "baby boom" neticesinde doğan bebeklerin emeklilik yaşına girmek üzere olduklarını, avrupa’daki yerli genç nüfusun mevcut işletme-ler ile çok ilgili olmadıklarını ve avrupa’da en girişimci toplumun türkler olduğunu göz önünde bulundurursak, türkler olarak, önümüzdeki yıllarda avrupa ekonomisinin çok daha büyük bir payına sahip olabilme ihtima-limizin ne kadar gerçekçi olduğu ortaya çıkmaktadır. tabi burada türk girişimcilerine ve işadam-ları derneklerine büyük vazifeler düşmektedir. mensubu oldu-ğum hollanda türk işadamları derneği’nin (hotiad), birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da son derecede duyarlı olduğu-nu söyleyebilirim. e.karaçalı: avrupa’daki türk-lerin ihtiyaçlarını gidermekle başlayan bu harekât son yıllar-da, özellikle üçüncü neslin gi-rişimleriyle, avrupa ve türkiye arasında sonsuz ticari imkânları değerlendirmekle yeni ve heye-can verici bir boyut kazanmıştır. türkiye’nin son 10 yıldır başarı ile uyguladığı ulusal politika-lar sayesinde ekonomik alanda yakaladığı çıkışın bu oluşumda katkısı tabi ki çok büyüktür. biz-de, ayetek olarak, kendimizi bu akımın öncülerinden olarak tanımlıyoruz. daha önce be-lirttiğim gibi; eğitimimizi, bilgi birikimimizi, özellikle teknoloji alanındaki bağlantılarımızı ve deneyimlerimizi türkiye’de ve türkiye lehine kullanmayı baş-lıca hedefimiz olarak belirledik. ‘türkiye neden kendi otomo-bilini üretemiyor?’ ve benzeri sorulara kendimizi bir numaralı muhatap olarak görüyoruz ve bu konularda ilgili ve yetkili kişiler-le fikir alışverişi yapmaya hazı-rız. özellikle gelişmiş ülkelerin bu ve benzeri konuları geçmişte nasıl aşmış olduklarıyla ilgili bi-rikimlerimizi sektörde aktif olan aktörlerle paylaşmak isteriz. konya’yı tercih etmenizin sebebi nedir? a.özel: konya’yı tercih etmek-teki en önemli sebeplerimizden ilk’i yukarıda bahsettiğimiz hassasiyetimize cevap vermesi-dir. yani çocuklarımızın kendi kimliklerini, kültür ve değerle-rini muhafaza etmelerini sağla-yacak, muhafazakâr ve sade bir hayat tarzının hâkim olması. bununla birlikte konya’nın sa-nayi altyapısının ayetek ile hedeflediklerimizi de mümkün kılacağını düşünüyoruz. yani hem kişisel, hem profesyonel anlamda konya’nın bütün ihti-yaçlarımıza cevap verebilen bir şehir olduğunu düşünüyoruz.   türkiye’ye göç esnasında ve yerleştikten sonra ne gibi zorluklar yaşadınız? a.özel: eşlerimizin, çocukları-mızın ve bizim türkiye’ye uyum sağlamamız, yeni komşular, yeni çevreler ve yeni arkadaşlıklar edin-memiz kişisel anlamda yaşadığımız zorluklardır . t abi göç etme kararını eşlerimiz ile birlikte almış olmamız ve çocuklarımızı psikolojik anlam-da bu sürece hazırlamış olmamız süreci kolaylaştırdı. e.karaçalı: profesyonel an-lamda yaşadığımız zorluklara gelince; avrupa ve konya ara-sında profesyonel anlamda ciddi kültür farklılıkları söz konusu ve özellikle ilk dönemlerde uyum sağlamakta zorluklar çektiğimizi söyleyebiliriz. mesela pazarlıkla-rın temposu türkiye’ de çok daha yavaşken kişisel ilişkiler çok daha ön planda. hollanda’ da işin içe-</Page><Page Number="65">65 röportaj riği ve kapsamlı bir sözleşme çok önemliyken türkiye’ de bir güven bağı oluşturmak ve bu bağın oluş-masını sağlamak için birlikte vakit geçirmek, kişisel bilgi paylaşmak, tabiri caizse arkadaş olmak çok daha önemli. ayrıca konyalı işa-damlarının karar verme süreçleri çok daha duygu eksenli ve do-layısıyla bizim için anlaması ve takip etmesi daha zor. ilk zaman-lar zorlan sakta, bu farklılıkları anlamak ve görüşmelerimizde bunları hesaba katmak işimizi kolaylaştırıyor. a.özel: sanırım biz daha şef-faf bir profesyonel tarza sahibiz. kendi artı noktalarımızın ve nite-liklerimizin farkında olduğumuz kadar kendi eksik ve düzeltilmesi gereken yanlarımızın da farkında-yız ve her ikisini de aynı şeffaflıkla paylaşmaktan çekinmiyoruz. acı deneyimlerle türkiye’de profes-yonel anlamda kendi eksik yan-larımızı paylaşmanın ve özellikle karşıdaki insanların eksik yanla-rından bahsetmenin kesinlikle hoş karşılanmadığını öğrendik. mesela bu göç sürecinde, alanın-da uzman olan ve hollanda’da iyi tanınan, bir kariyer koçundan yararlanıyor olmamız bazı kon-yalı işadamları tarafından yadır-ganabiliyor. bunu paylaştığımız-da, benimde çok hoşuma giden, ‘gurbetçi özgüveni’ tanımını kul-lananlar bile oldu. avrupa’da doğmak, azın-lık olmak hakkında neler söyleyebilirsiniz? e.karaçalı: öncelikle kendimi-zi hollanda’ya karşı vefalı olan ya da olmaya çalışan girişimciler olarak tanımladığımızı belirtme-miz önemli. hollanda’da doğup büyümüş olmamız dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden bi-rinden yararlanmamızı sağladı. aynı zamanda profesyonel an-lamda hollanda bize birçok fır-satlar sundu pek çok nitelikler ve birikimler kazandırdı. bu vefa borcumuzu ödemekte ısrarlıyız. bununla birlikte, özellikle son on yılda, toleranslı olmasıyla tanınan hollanda’da milliyetçi ve islam karşıtı söylemlerin top-lumda makes bulması, bizde ve bizimle birlikte birçok yerli ve yabancı hollanda vatandaşında ciddi bir hayal kırıklığına yol açtı. popülist pvv’nin (özgürlük partisinin) son seçimlerde elde ettiği başarısını bu değişimin bir göstergesi olarak görebiliriz. firmanız hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz? a.özel: ayetek avrupa’ daki yenilenebilir enerji teknolojilerini, özellikle konya’nın güneş enerjisi potansiyelinden dolayı gündemin-de olan güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi alanındaki bilgi birikimini türkiye’nin hizmetine sunmayı hedefleyen bir şirkettir . ilk ve kısa vadede hedefimiz dünyada çok az sayıda bulunan rüzgâr türbi-ni üretim lisansı satın alıp, rüzgâr türbinlerinin konya’ da üretimini sağlamaktır . 500 kw rüzgâr türbin-lerine avrupa’ da son yıllarda teş-viklerin artmasından dolayı ciddi bir talep oluşmuştur . aynı zaman-da türkiye’ de 500 kw altı tüzel kişilerin lisanssız olarak ürettikleri elektriği kullanmalarını ve artan elektriği şebekeye satmalarını ön-gören alt yönetmeliğin çıkması, avrupa’ da olduğu kadar türkiye’ de de ciddi bir talebin oluştuğunun ve oluşacağının önemli bir işaretidir . e.karaçalı: tabi sadece üretmek yeterli olmayacak. türkiye’nin rüzgâr değerleri iyi olan bölgele-rindeki yatırımcıların hizmetine bu türbinleri sunup, projelendir-mesini ve kurulumunu yaptıktan sonra bakım ve onarım hizmet-lerine de talibiz. bütün bu çalış-maları en iyi şekilde yapmak için; yurtiçinde ve yurtdışındaki bütün araştırmalarımız, bağlantılarımız ve teknik ekibimiz hazırdır. şu an gerekli yatırımları yapmak için süreci hızlandırabilecek, üretim altyapısına sahip olan ve vizyon sahibi konyalı yatırımcılar ile gö-rüşmelerimiz devam ediyor. bu ve benzeri konularda bilgi almak isteyenler bize info@ayetek.com e-mail adresinden ulaşabilirler. yerel ve ulusal basının size ilgisi nasıl? a.özel: bizler konya medyası-na sizin aracılığınız ile teşekkür etmek istiyoruz. birçok medya kuruluşu hikâyemizle yakından ilgilendi. konya’nın kendisiyle ilgili oluşmuş önyargılarının ak-sine yeniliklere açık olduğunu gördük. konya vizyon dergisi başta olmak üzere özellikle sos-yal sorumluluğu maddi kazancın önüne çıkarmış olan vizyon sahi-bi medya kuruluşları, ayetek’i tanıtmakla türkiye menfaatine katkıda bulunabileceklerini dü-şünmeleri bizi çok memnun etti. e.karaçalı: bununla birlikte arap televizyonlarının ayetek’ e gös-termiş oldukları yakın ilgi kayda değer . türkiye ve avrupa ülkelerin-de ilham veren başarı hikâyelerini filme alan dubai’lı bir televizyon ekibinin bizi ziyaret etmiş olması bizi çok memnun etti.  röportaj: seycan çakır fotoğraf: elif mut</Page><Page Number="66">konya vizyon • mayıs 2011 66 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="67">67 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="68">konya vizyon • mayıs 2011 68 inşaat dekorasyon mustafa baş web sitesi yaptırırken nelere dikkat etmeli? öncelikle şunu bilmekte fayda var, “ben bir web sitesi yaptırmak is-tiyorum, kaç para olur?” şeklinde başlayan bir görüşmeden gerek web tasarım şirketi gerekse müşte-ri sağlam ve faydalı bir sonuç elde edemez. web tasarım şirketlerinin görevi her ne kadar kendilerine ge-len talepler doğrultusunda en iyi işi üretmek olsa da unutmamak ge-rekir ki onlar medyum değildirler, müşterilerinin akıllarındaki pro-jeyi bir bakışta anlayarak üretime başlayamazlar. gerçi son yıllarda sektördeki büyümenin de etkisi ile gerek özel kurslarda gerekse evde/ ofiste kendi kendine bu işleri kapan bazı arkadaşlar görüşmeye bile ge-rek duymadan 3-5 günde web sitesi yapabiliyor. ama bu müşteri açısın-dan her ne kadar düşük maliyetli ve hızlı bir yöntem olsa da, sağlayacağı fayda koca bir sıfırdan ibarettir. web tasarımı internetten öğrenilebilirdir. fakat web sitesi yaptıracağınız kişiler, kuruluşlar 2,3 ayda internetten okuduğu makaleler ile bu işi yapmaya kalkışanlar olmamalıdır. evet, size çok ekonomik web siteleri tasarlayabilirler. ama her işte ol-duğu gibi yılların getirdiği bilgi, tecrübe olmadan tasarlanan web sitesinin size geri dönüşümünü beklemeyin. piyasada her zaman çok uygun fiyatlara web siteleri ya-panlar vardır. fakat bunlar gelir geçer. siz bu kişiye web sitesini yaptırdığınız zaman, güncellemeniz gerekecek veya 1 yıl sonra alan adınızı yenilemeniz gerekecek karşı-nızda size destek verebilecek kişiyi bulamayabilirsiniz. konunun özeti web sitesini yaptıracağınız şirketlerin, ajansların, şahısların bu işte profesyonel olduğuna kanaat getirin. çok fayda sağlayabileceğiz bir yatırımı negatife çevirmeyin. neden web sitesi yaptırmalıyız? web sitesi yaptırırken nelere dikkat etmeli? hepsi tamam ama nasıl bir web sitesi olmalı, şimdi bu konuya değinelim. kolay ulaşılabilme kullanıcı web sitenize kolay ulaşabilmelidir. buda web sitenizin arama motorlarına uygun olması ile sağlanabilir. örneğin şirketimizin ismi asd elektrik dağıtım ltd. şti. biz yeni müşterilerde kazanmak istiyorsak, asd elektrik dağıtım yazdığınızda sizin web sitenizin ilk sırada çıkması bir şey ifade etmez. o kişi zaten sizi biliyor. biz sizi bilmeyenleri yani "elektrik dağıtım" diye aradığında asd elektriğe ulaşabilecek kişileri hedefliyoruz.</Page><Page Number="69">69 hız kullanıcı ilk olarak web sitesinin hızlı açılmasını ister . sabırlı değil-dir eğer kullanıcıyı bekletirseniz kaçırma şansınız yüksek. sadece web sitesine girdiği zaman değil, gezinirken, işlem yaparken istediği veriye hızlı ulaşabilmeyi ister . bu da web sitenizin yazılımı ve kullan-dığınız sunucu ile alakalıdır . görsellik web sitesine girdiği zaman gör-sellik önceliklidir. web sitesinin görselleri kaliteli olduğu zaman kullanıcıda bu işi ciddi olarak yaptığınızın düşüncesi uyanacak-tır. fakat görseller yoğun olurda kullanıcıyı bekletirseniz yine kaybetme ihtimaliniz yüksek. içerik şirketinizle ilgili ne kadar veri var bunların hepsini web sitenizde bulundurun. çünkü kullanıcı web sitenize sizin hakkınızda, misyo-nunuz ve vizyonunuzun ne oldu-ğu konusunda, şirketiniz nerede, iletişim bilgileriniz nedir, hesap numaralarınız nedir bilgisine veya ürünlerinizin tanıtımına ulaşmak, satın almak isteyebilir. kullanıcıyı yetersiz bilgi yüzünden kaçırma-yın. aradığı veriye ulaşsın, ince-leyeceği ürün hakkında tatmin edecek bilgiye ulaşsın. web yazılım yazılımınızın kalitesi kullanıcıyı et-kileyecek en büyük faktörlerdendir . bu yüzden profesyonel bir yazı-lıma sahip olun. kullanacağınız web sitesinde yönetim paneli bulunmalıdır. çünkü web sitesi yönetebildiğiniz kadar sizindir. her bilgi güncelleyeceğinizde web tasarım şirketine, ajansa, şahsa ihtiyaç duymayın. zama-nınız olmayabilir, web sitesine girilecek haberlere kadar yapan şirket ilgilensin diyebilirsiniz. fakat yine de yönetim paneli elinizde olsun. web tasarımı ile web yazılımını karıştırmayalım. web yazılımı tasarlanan web si-tesinin işlevselliğini ve yönetile-bilirliğini sağlar. kullanıcıyı sistemde tutun kullanıcı, müşteriniz web site-nize kayıt olabilsin. veritaba-nınızda müşterinin bilgisinin olması bir gün sizden bir ürün alabileceği anlamına gelir diye-biliriz. e-mail adresine e-bülten gönderebilirsiniz. yeni çıkan ürünlerinizle ilgili bilgileri pay-laşabilirsiniz. sizi hatırlatıcı me-sajlar kullanabilirsiniz. örneğin doğum gününü kutlayın, bu kul-lanıcıyı çok memnun edecektir. ürünün tanıtımını zenginleştirelim ürün tanıtımını okurken, tat-min olabilmesi için ürüne ait birden fazla görsel bulunsun. ürüne yorum yapabilsin. daha önce ürünü satın alanların veya almak isteyenlerin düşüncelerini öğrensin. arkadaşına önerebil-sin. facebook, twitter ve diğer sosyal ağlarda paylaşabilsin. bu özellikler kullanıcının sitenizde daha çok vakit geçirmesini sağla-yacak ve pozitif yönde bir intiba bırakacaksınız. kullanacağınız web yazılımı ile dergi sayfaları-na sığmayacak çok fazla özellik sağlayabilirsiniz. tüm makaleyi özetleyeyim. web sitesi sizin için kesinlikle geri dönüşümü olan bir yatırım olacaktır. fakat yaptıraca-ğınız şirketi doğru belirlediğiniz takdirde. web sitenizin içeriğinin zengin olmasına, yönetilebilir ol-masına, işlevsel ve kolay erişilebi-lir olmasına dikkat edin.</Page><Page Number="70">konya vizyon • mayıs 2011 70 inşaat dekorasyon peki, salonlarımızda iyi aydınlatma nasıl yapılır? iyi aydınlatma doğru ve hesap-lanmış aydınlatma elemanları kullanımıdır. günümüzde salon aydınlatmasında en önemli ele-man ise avize ve çeşitleridir. avizenin doğru sonucu vermesi içindoğru alanda kullanılması ve doğru aydınlık seviyesini ya-kalaması çok önemlidir. salonlarımız evlerimizin en bü-yük alanlarından biridir. salon-da eşit dağılmış bir ışık için avi-ze kullanımı doğrudur. avizeler hem yeterli ışığı sağlama hem de mekana görkem kazandırma işi-ne yararlar. bununla birlikte bu alanda merkezi bir aydınlatma yani orta alana asılan bir avize ile yetinmemek gerekir. farklı noktalardaki avize ve çeşitlerinin kullanımı ile hem gölgeleri engellemiş hem de yaşadığınız mekanda etkileyici bir atmosfer meydana getirmiş oluruz. odanızda sehpa ya da vitrin üze-rinde masa lambası da kullana-bilirsiniz. bu tür bir aydınlatma odanızın olduğundan daha ge-niş ve ferah görünmesini sağlar. abajur ve lambader gibi aşağı-dan, direkt göze gelmeyen ay-dınlatma modelleri salonlarda daha yumuşak atmosfer oluştu-rur. bu avize çeşitleri karanlık alanları canlandırmak için de biçilmiş kaftandır. duvardaki resimlerinizi ya da tablolarınızı tablo aydınlatma aplikleri ile aydınlatarak odanı-za şıklık katabilirsiniz. salonda aydınlatmanızın ışık seviyesini kontrol edebilmek için duvarda bulunan anahtarınızı bir dimmer anahtar ile değiştirebilirsiniz. böylece aydınlatma seviyesini kolaylıkla yönetebilirsiniz. bir sonraki aydınlatma köşesinde görüşmek dileğiyle… aydınlatma mekânda makyaj gibidir. makyaj iyi yapıldığında canlılık vererek güzelliği ortaya çıkarıyorsa, aydınlat-ma da iyi yapıldığında mekânı güzelleştirir, vurgu yapar, iyi olanı ön plana çıkarır. kötü yapılmış makyaj ise çir-kinleştirir ve kusurları ortaya çıkarır. beyza çoktosun salon aydınlatmasının püf noktaları…</Page><Page Number="71">71 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="72">konya vizyon • mayıs 2011 72 moda yabani güzellik alexander mcqueen new york metropolitan müzesi kostüm enstitüsü'nde alexander mcqueen'in işlerinden oluşan sava-ge beauty (yabani güzellik) isimli retrospektif sergi 4 mayıs'ta açıldı. mcqueen'in yakın çevresinden sarah burton, ısabella blow, daphne guin-ness, philip treacy ve shaun leane'in de kişisel arşivlerini açtığı sergide mcqueen'in bugüne kadar yaptığı ikonik tasarımlar sergilenecek. sergi-nin bitiş tarihi 31 temmuz.</Page><Page Number="73">73 moda alexander mcqueen kimdir? 1969 yılında londra’da doğan modacı, henüz 40 yaşına gelme-den dört kere ingiltere’nin en başarılı tasarımcısı ödülünü aldı. prens charles’tan ünlü model gisele bunchen’ e, sarah jessica parker’a kadar pek çok ünlü ismi giydirdi. tasarımları dünyaca takip edilirken, sınır tanımaz, değişik ve enerjik olarak tanım-landı. defilelerindeki değişik şovlarla da, ünlü model kate moss’un 3-d holog-ramını sahnede bir prizmaya hapsetmek veya modellerin sahnede kurtlarla beraber yürümesi gibi, yaratıcılığını her zaman or-taya koyup kendini meslektaşlarından ayı-rabildi. moda dünyasına yepyeni bir enerji getirdi, ınstyle dergisinin moda editörü hal rubenstein onu “olağanüstü bir yetenek ve aşırı bir karakter” olarak gör-müştü. givenchy, gucci, puma, mac gibi dev markaların tasarımlarını yapan alexander mcqueen 21. yüzyılda moda dünyasını fethetmeyi amaçlayan ve büyük ölçüde de başaran bir moda ikonuydu. 11 şubat'ta hayatına son veren ingiliz modacı alexander mcqueen, "aşırı" olarak isimlendirilebilecek yenilikleriyle aynı podyumu paylaştığı meslektaşla-rından ayrılmayı başardı. sadece moda dünyasında değil, yaratıcılığın söz konu-su olduğu her alanda örnek alınan göste-rilen bir başarıya imza attı.</Page><Page Number="74">konya vizyon • mayıs 2011 74 makale selçuk kazan komşu, dost musun düşman mı? uzun yıllardır yunan kültürünü ve müziğini seve-rim. sonuçta neredeyse tamamen benzer kültürleri paylaştığımız bir toplum. ülkemizde birçok insan ,yunan halkı’nın bize düşman olduğunu düşünür ama ne kadar doğru olduğu tartışılır. ben ne zaman yunan müziği dinlesem ve bir arkadaşım bunu görse hemen "yunan mısın?" der şakayla karışık, oysa ingilizce şarkı dinlediğimizde kimse demez ingiliz misin diye… yunan toplumunun bize karşı düşmanca bir tavır içinde ol-duğuna hiç inanmadım. bi-zim toplumumuzun da suni bir önyargı içinde olduğunu düşünüyorum.zira birçok kez esnaflarımızdan birinden alış-veriş yapan bir yunan’ın ,esnaf tarafından nasıl gerçek türk misafirperverliği ile karşılandı-ğına şahit oldum. komik bir de anım olmuştu türk-yunan iliş-kileriyle ilgili. ingiltere’de iki yunan arkadaşımla aynı otelde çalışıyoruz , öğle yemeğinde-yiz ve yunan arkadaşlarımdan birinin telefonu çalıyor,arayan annesi … dedim ki pavlos te-lefona ben bakayım , telefona bildiğim üç beş kelime yunan-ca cümle ile cevap veriyorum ve kendimi tanıtıp kısa bir sure konuşuyorum telefonda. telefonu pavlos’a geri veriyo-rum ve konuşup gülüşüyorlar annesiyle,anlıyorum ki bizlik bir konu var. telefonu kapatın-ca soruyorum ne dedi diye ,ce-vap şu; oğlum dikkat et türk’se arkadaşın… en sonunda geçen yaz yunanistan’ a gitme fırsatı buldum, atina, se-lanik ve birkaç şehir daha… ge-ziyorum sokak, cadde … yüzler, dükkanlar hep tanıdık, sanki istanbul’ da gezer gibi… koko-reçci bile var daha ne olsun… sahilde oturup yemek yiyelim di-yoruz, taze balıklardan muhteşem bir masa hazırlanıyor bizim için ve sormadan masaya yunan rakısı uzi geliyor, pardon sorulan tek şey 35’lik mi 70’lik mi… gezimiz esnasında esnaf soru-yor nerelisiniz diye, türk oldu-ğumuzu duyunca ilgi alaka iki katına çıkıyor, türkçe kelimeler çıkıyor ortaya bir bir; komsi, kar-des, merhaba …. sanki afrika’da iki memleketli karşılaşmış gibi bir hava doğuyor. herkes sıcak herkes samimi. o zaman iyi-ce anlıyorum ki herşey politik. düşmanlık filan yok aslında, vakti zamanında birçok dünya ülkesi gibi bizde savaşmışız bu kadar. ingiltere, fransa herkes-le savaşmadı mı? şimdi herkes paris’e , londra’ya tatile gidip onlara hayranlık duyuyor… dünya değişiyor, biz neden aynı kalıyoruz? korkma komşu bir dostuz…</Page><Page Number="75">75 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="76">konya vizyon • mayıs 2011 76 makale turizm anadolu’ya yayılıyor son dönemde turizm yatırımlarının anadolu’ya açılacağı yö-nünde açıklamalar yapıyor . oysa turizm yatırımları anadolu’ya çoktan açıldı bile. yapılan araştırmalara göre, 2010 yılının 11 aylık döneminde teşvik belgesine bağlanan turizme yönelik toplam 178 projenin yüzde 68’inde anadolu illerine yatırım öngörülüyor . araştırmaya göre, geçtiğimiz 10 yıl boyunca yeni yatırımlarda esas payı antalya, istanbul, muğla, izmir ve aydın’ın oluşturduğu turistik 5 il alırken, anadolu’nun diğer şe-hirleri yüzde 30 dolayında paya sahip ve son 3 yılda ise anadolu, turizm yatırımlarından yüzde 65-70 dolayında pay alır hale gel-di. beklentimiz bu yatırımlardan konya’nın da faydalanması. türkiye dünya turizmi 1. liginin ilk 10 ülkesi arasında türkiye’nin son 10 yılda dünya ekonomisinde artan ağırlığı ve öne çıkan yapısı turizme de yansıyor . türkiye en büyük 20 ülke, g 20’ler arasına girerken, turizmde de 1. ligin ilk 10 ülkesi arası-na girme başarısını gösterdi.dünya turizm örgütü (unwto) verilerine göre, türkiye dünyanın ilk 10 ülkesi arasında ziyaretçi sayısında 7’nci, turizm geliri sıralamasında 9’uncu sırada. gelen yabancı ziyaretçi istanbul dışın-da bütün bölgelerde arttı türkiye 2010 yılını turizmde olumlu yanları ağır basan bir kazım öztoklu yıl olarak yaşadı. rakip ülkeler 2010 yılını gelir ve ziyaretçi sayısında kayıplarla kapatırken, türkiye gelirde kayba uğramakla beraber ziyaretçi sayısını yüzde 5.2 oranında artırdı. bu dönemde gelenlerin bölgelere göre dağılımı incelen-diğinde türkiye genelindeki artışın istanbul dışında diğer bölgelerde gerçek-leştiği görülüyor. yılın 12 aylık döneminde türkiye’ye gelen yabancı ziyaret-çilerin bölgelere göre dağılımında en büyük artış yüzde 12.2 ile antalya’da gerçekleşti. bu dönemde muğla’ya gelenler yüzde 7.3, izmir’ e gelenler de yüz-de 9.3 artarken, istanbul’a gelen yabancı ziyaretçi sayısı yüzde 7.3 azaldı. kişi başı gelir düşüyor son 10 yıllık süreç içinde turizm sektöründe gözlenen bir diğer eğilim de kişi başına harcamaların azalması. 2001-2010 döneminde yabancı ziyaretçiden elde ettiği geliri 7-8 milyar dolardan 15-16 milyar dolara çıkaran türkiye, kişi başı gelirlerde ise 700 dolarlardan 512 dolara kadar düşen bir dönem geçirdi. 2010 yılının sonlarına gelinirken de bu rakamın 520 dolarlara indiği görüldü. turist profili değişiyor misafir kitlesi, talep yapısı, pazar dağılımı, yatırımlar gibi ana konularda önemli değişim süreçlerinden geçiliyor. türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi-lerin gelir durumuna göre dağılımı incelendiğinde, son 10 yılda orta gelire mensup grubun toplam girişlerdeki payı gerilerken, yüksek gelir grubuna mensup kişilerin oranı artıyor. turizmden iyi haberler</Page><Page Number="77">77 makale vizeler kalkıyor 2010 yılında iran, suriye, rusya, sırbistan, portekiz, arnavutluk, endonezya, lübnan gibi birçok ülke ile karşılıklı vizelerin kal-dırılmasına ilişkin anlaşmaların da 2010 ve sonrasında türkiye turizmine çok büyük bir katkı yapacağı beklenmektedir. turizm ba-kanlığı 2010 yılı sonunda 30 milyon ziyaret-çi sayısına ulaşmayı bekliyor. sahip olduğu eşsiz turizm potansiyeli ile türkiye önümüz-deki yıllarda da yatırımcıları ve uluslar arası otel işletmecilerinin ilgisini çekmeye devam edecektir. özellikle 4 ve 5 yıldızlı otel stoku-nun eksikliğinin hissedilmeye başlanmasıy-la birlikte potansiyel anadolu şehirlerinde birçok yeni otel yatırımı göreceğiz. ilk üç ayda yabancı ziyaretçi sayısı % 15 arttı türkiye’ye ocak-mart döneminde gelen yabancı ziyaretçi sayısı %15 artarak 3,1 milyondan 3,6 milyona yükseldi. geçen yıl aynı dönemde türkiye ziyaretçi sayısında %11 artışı yakalamıştı. üç aylık verilere göre almanya %2,1 yükselerek 525 binden 537 bine çıktı. öte yandan %50’ye yakın büyü-me kaydeden rusya’dan gelenlerin sayısı da 119 binden 179 bine yükseldi. son yıllarda hızlı büyümesine devam eden ingiltere’deki artış ise %2 dolayında sınırlı kaldı. bu pazar, artışa rağmen toplam hacimde, 2009 sevi-yesi olan 112 binin gerisine düştü. turizm sektörü güzel geçen bir yılı geride bıraktı. önümüzde umut dolu bir 2011 var. tabii ki konuşmak için çok erken olsa da ben her zamanki iyimser bakış açımız ve sektö-re olan güvenimizle bu sene de iyi hedefler yakalayacağımıza inanıyorum.farkındamı-yız bilmiyorum ama türkiye’de turizmin geleceği için ülke genelinde güzel bir bakış tarzı oluştu. en küçük köye bile gitseniz o bölgenin insanları yöremizi "daha iyi nasıl tanıtabiliriz, bu turizm pastasından nasıl fay-dalanırız?" diye hareket halindeler. ülke ge-nelinde oluştuğuna inandığım bu bakış açısı gelecek günlerde bize birçok avantaj sağla-yacak. bizde şehircilik, çevrecilik, destinas-yon anlayışının geçmişi çok kısadır. bunu da yadırgamamak gerekir diye düşünüyorum. çünkü ülkemizde bu süreç gerekse eğitimden gerekse ekonomiden kaynaklanan sebeplerle uzamıştır. az önce bahsettiğim bakış açısı ile en büyük değişim başlamıştır bence. artık ülke olarak önce kendimizin düzgün yaşaya-bileceği sonra da gelen misafirlerimizi iyi ağır-layabileceğimiz ortamları yaratmaya başladık. evet, iddia ediyorum bu süreci ne kadar hızlı atlatırsak ülke olarak dünyanın en fazla turist çeken ve gelir elde eden markası olacağız. bu sebeple gelin hep beraber önce kendimiz için güzel ve yaşanabilir alanlar oluşturalım. sade-ce iyi tesisler ve denizimizle değil yaşam kali-temizle de cazibe merkezi olalım. ve konya konya türkiye’nin yüzölçümü en büyük ve nüfus bakımından türkiye’nin en büyük 6. şehri konumundadır. kuzey komşusu an-kara ve güney komşusu antalya’ya kara yolu ile ortalama 3’ er saat uzaklıktadır. havaalanı ile de istanbul’a her gün ulaşım sağlanabil-mekte olup, konya-ankara hızlı tren seferleri mayıs ayından itibaren hizmete başlayacak. konya m.ö. 7000 yılına kadar uzanan tari-hiyle sayısız uygarlığa ev yapmış ve bu tarihin izlerini taşıyan kültürel mirasları, tarihi alan-ları, mağaraları, sivil mimari örnekleriyle bir açık hava müzesini barındırmaktadır. uzun yıllardır mevlana müzesi başta olmak üzere birçok tarihi varlığıyla kültür ve inanç turiz-min merkezi konumunda bulunan konya unesco’nun 2007 yılını mevlana yılı ola-rak ilan etmesi ve tüm dünyada bu bağlamda yapılan etkinliklerle popülerliğini daha da artırmıştır. mimari ve yerleşim açılarından da tam bir planlı şehircilik örneği olan konya gelişmiş sanayisi ile turistik ziyaretlerin dı-şında birçok iş amaçlı seyahatlerin de uğrak noktası konumundadır.</Page><Page Number="78">konya vizyon • mayıs 2011 78 makale asya'daki masumiyet bu ay ki yazımda benim sayfamdan önce derginin sinema sayfasında farklı ve sıra dışı eleştirileri ile filmleri konu alan sn. cenk taşbaşlı’nın yazısını okumanızı tavsiye ediyorum. zira sayın hocamın bu ay konu aldığı, herke-sin izlemiş olduğunu düşündüğüm "selvi boylum al yazmalım" ve "masu-miyet" filmlerinin kadın ve erkek karakterlerini film senaryosundan çekip toplumun içindeki statülerinde inceleyeceğiz. toplumda kadın hem olmazsa olmaz hem de yanlış yerde du-rursa yine olmaz bir varlık olarak görülüyor. bu düşünce sadece ka-dınların haricinde toplumun geri kalan bölümü olan erkeklerin de-ğil, topluma göre yanlış yerde du-ran kadınlar için, hem erkeklerin hem de kadınların düşüncesidir. gülsüm yartaş erkek ise topluma göre yine ol-mazsa olmaz ama bu sefer kendi keyfi için durmak istediği yeri yanlış da olsa kendisi seçer ama ne yaparsa yapsın olur, bir varlık olarak görülür. yanlış yerde duran kadın için; kadın evinde, çocuğu-nun başında, eşinin dizinin dibin-de duruyorsa topluma göre doğru yerdedir ama evinin kapısından çıkıp, dışarıdaki dünyaya karış-mak istediği zaman yanlış yerde olabilir düşüncesi hâkimdir . "selvi boylum al yazmalım"da ki "asya" karakteri baba evinden ba-şını çıkartıp, dışarıdaki dünyasını kurmak istemiş ama düşündüğü gibi olmamıştır. asya’nın şanssız-lığı karşısına hocamın deyimi ile uçarı bir erkek çıkmış olmasıdır. buradaki erkek karakteri, aile-sini terk ederek ve yaşadığı top-lumdan dışlanmayı göze alarak, kendisine koşan bir kadını yine kendi çocuğu ile birlikte yalnız bırakıp gidecek kadar bencildir. kadın karakter ise fedakâr ve ço-cuğu için bir başka erkeğe daha kendi duygularını düşünmeden güvenecek kadar cesurdur. bir bakış açısına göre, "asya" bunu çocuğunu bahane ederek ken-di konforunu da düşündüğü için yapmıştır. "masumiyet"in "uğur"u ise kendi konforunu düşünmediği gibi bir bilinmeze doğru giderek sırf sevdiği adam-la birlikte olmak için ölümü bile göze almıştır. ama arkasında bı-raktığı çocuğunu da düşünme-miş, onu da bir bilinmezliğin or-tasında bırakıvermiştir. "asya"yı överken "uğur"u yermemi bir kınama olarak asla düşünmeyin günümüzde de bunlara benzer kararlar alan insanlar muhak-kak ki vardır. evinde yuvasında mutlu mesut yaşayan insanların bu karakterleri eleştirmeye ne kadar hakkı var acaba, bu tip in-sanların suçu hayatın onlara di-ğer insanlara olduğu gibi bonkör davranmaması olabilir mi diye de düşünülmeli. diğer taraftan "masumiyet"in "uğur" karakteri "selvi boylum al yazmalım"da ki erkek karakter olan "ilyas"ın kadın versiyonudur. yani bana göre bencil, topluma göre yanlış yeri seçen kadın. ben geçmişten günümüze kadının ahlaki konu-larda kendi cinsel duyguları ile özellikle çocuğunu düşünmeden aldığı kararları kadının özgür-leşmesi olarak değil de ahlakın yozlaşması olarak görüyorum. aslında bunu sadece kadın için konuşmak yanlış olur, erkekte de aynı yorumu yapmak gerekir. "uğur ve ilyas" karakterleri bu dü-şünceye doğru bir örnek olur.  "asya"nın "cemşit"i bırakmama-sının, yalnızca onun 1977’lerde köyde yaşayan bir kadın olma-sından kaynaklanmadığını dü-şünüyorum. "asya" 2011 yılında yaşayan şehirli bir kadın olsaydı da "ilyas" gibi karakterlere prim yaptırmamak için, bence yine de ona dönmezdi. burada, senaryodaki karakterleri toplumda yaşayan insanlar olarak düşünelim ki hâlihazırda da senar-yo yazarları gözlemleri ile besleni-yorlardır; bu yanlış bir düşünce tarzı olmaz. "asya" tahminen her kadına olduğu gibi bana "uğur" karakterindeki insanlardan daha yakın ve olumlu geliyor. belki de bu bir anne olarak çocuğunu düşünen bir kadını destekleme; belki annelik içgüdüsü. içinde fırtınalar kopsa da verdiği kararı etkileyen "asya"daki masumiyet iken "uğur"un bu fırtınaya göğüs germeden önünde savrulmasını ise "uğur'un içindeki ilyas" gibi bir karakterin baskın gelmesi ola-rak yorumluyorum. erkek, toplumda istediği gibi davrandığı zaman eleştiri konusu olmaz iken kadın ister "asya" ol-sun isterse "uğur" hep bir aşırılık-la eleştirilecektir. ingiliz edebiyat eleştirmeni terry eagleton’un shakspeare’in oyunlarını ince-lediği bir makalesinde belirttiği gibi, "… [kadın] hiçbir zaman "doğru" yerde olamaz. yakın ve sıcak olduğu zaman hafifmeşrep, mesafeli ve kişilikli davrandığında ise frijit olmak zorundadır!"</Page><Page Number="79">79 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="80">konya vizyon • mayıs 2011 80 inşaat dekorasyon memleketimden cennet manzaları memleketimden cennet manzaları</Page><Page Number="81">81 turizm köyceğiz ilçesi akdeniz ve ege bölgeleri’nin birleştiği yerde, muğla – fethiye karayolu’nun 60. km. ’ sinde, zengin doğal güzellikler ve narenciye bahçeleri içinde, sakin bir turis-tik beldemizdir. ilçe, adını aldığı köyceğiz gölü’nün kuzeyinde kurulu olup, 1.758 km 2 yüzölçümündedir. ilçe, tarihçi herodot ve coğrafyacı strabon ile şair homeros’a göre, m.ö. 3000 yıllarında karlar ve lelegler tarafından iskân edilmiştir. çevrede bu devirlere ait bulunan şehir ka-lıntıları, kaleler, su kemerleri, zirai teraslar ve çok sayıda kaya mezarı bunu kanıtlamakta-dır. köyceğiz gölü’nün sahille birleştiği böl-gede kurulan kaunos şehri karia’nın önemli limanlarından ve ticaret merkezlerinden biri-ni oluşturur. kaunos, daha sonra iskender’ in hâkimiyetine girmiştir. menteşeoğulları, bölgenin fethini selçuklu sultanı ıı. mesut adına 1291 yılında yapa-rak bizans’ın elinden almışlardır. ilçe, hurşit paşa zamanında yüksek kum köyü olan yere nakledilerek bugünkü ilçe merkezi oluşmuş-tur. köyceğiz, istiklal savaşı’nda düşman saldırısına uğramış olup, 1919 yılı sonunda tahirağazade, müftü mehmet zeki efendi, osman ağa ile hacı osman efendi ve tevfik beylerin öncülüğü ile kuva-i milliye teşkila-tı kurularak yurt savunmasına katılmıştır. ilçenin en büyük gelir kaynağı tarımdır. il-çede polikültür tarım yapılmakta olup, iklim ve coğrafi yapı birçok ürünün yetiştirilmesi-ne elverişlidir. ilçenin diğer bir geçim kay-nağı, gezginci arıcılıktır. köyceğiz gölü ve gölü akdeniz’e bağlayan dalyan boğazı’nda kefal balığı üretimi yapılmaktadır. köyceğiz gölü göl, dağlardan yedi kol halinde inen sularla, bol su kaynaklarıyla besleniyor. onun için de yaz kış özelliğini yitirmiyor. fazla suyunu 10 km. uzunluğundaki dar bir kanalla (dal-yan) akdeniz’e boşaltıyor. dalyan boğazı ile akdeniz’e bağlanan gölün kapladığı alan 6300 hektar. boğazın ucunda sülüngür adlı, tatlı-tuzlu su karışımı küçük bir lagün gölü daha var. bu göl kefallerin yumurtlama yeri. deniz kıyısını ise 50 ile 200 metre arasında değişen genişlikte ve 5,5 km. uzunlukta iz-tuzu kumsalı süslüyor. göl, körfezin ağzının alüvyonlarla tıkanmasıyla denizden ayrılmış, ama tam da kopamamış ki, suyunu denize akıtmaya devam ediyor. fotoğraf ve motor-suz su sporlarına tutkun olanların köyceğiz gölü'nden ayrılmaları epeyce zor olacak. göl çevresi nefis görüntüler sunuyor. sörf, yelken, kürek gibi su sporları yapmıyorsanız gölden uzak durmayın gene de. akşamüzeri veya gece sandal gezisine çıkın ve gecenin sessizliğine, gökyüzünün yıldızlarına şarkılar söyleyin. balık tutmaya meraklı iseniz gider-ken olta takımlarını götürmeyi unutmayın, göl amatör balıkçılara şans tanır, boş dön-mezsiniz. göldeki küçük adaya yörede ha-pishane adası deniyor. ada tarihte önceleri askeri amaçlarla kullanılmış, sonra hapishane yapılmış. cenevizlilerden kalma kalenin ka-lıntıları görülebiliyor. yörede aşık adası da deniyor. anlatılan öyküye göre birbirine sev-dalanan iki genç aileleri evlenmelerine izin vermeyince bu adaya sığınmışlar. ailelerin baskısından kurtulmuşlar da kötü kaderden kurtulamamışlar, koca bir yılan sokmuş da oracıkta ölmüşler. (anadolu'da çok yaygın olan ' ada ve yılan hikâyelerinden birini de burada dinleyebilirsiniz.) yazı ve fotoğraf: seycan çakır kaynak: köyceğiz belediyesi köyceğiz</Page><Page Number="82">konya vizyon • mayıs 2011 82 teke yarımadası üzerinde yer alan kaş, likya medeniyeti’nin en önemli kentlerinden biri-dir. arkeolojik çalışmalar m.ö. 6 bin yılların-da da burada yerleşim olduğunu göstermekte ve kentin en eski adının habesos olduğu bi-linmektedir. tarihte antiphellos olarak anı-lan kent, büyük iskender’in anadolu seferi sırasında makedonya topraklarına katılmış-tır. daha sonra seleukos’lara, ptolemaios’lara ve romalılara geçen şehir bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. kent, ana-dolu selçuklu döneminde andifli adını al-mıştır. son olarak, yıldırım bayezid, şehri tekelioğulları beyliği’nden alarak osmanlı imparatorluğu’na dâhil etmiştir. m.ö. ıv. yy.da antiphellos çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulu-nan phellos'un limanı idi. ancak hellenistik döneme girilirken phellos gerilemiş, anti-pellos ise gelişerek daha ön plana çıkmıştır. bu durum roma döneminde de devam et-miş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek phellos'un limanı durumundan çıkmış ve kendine yeten zengin bir şehir du-rumuna gelmiştir. antik kentin doğu ve kuzeyinde yer alan dağlarda iyonik tarzda yapılmış, üzerin-de likya yazıları olan pek çok kaya mezarı bulunmaktadır. halk arasında kral mezarı olarak bilinen uzun çarşı’daki likya yazıtlı anıt mezar ( m.ö 4.yy) günümüze ulaşan en güzel ve görkemli lahitlerden biridir. böl-gede yer alan önemli eserlerden biri de kaş antik tiyatrosu’ dur (m.ö.1.yy). 4000 kişilik kapasitesi olan ve 26 basamaktan oluşan tiyat-ro m.s. 2. yy da onarım görmüştür. sahnesi ol-mayan tiyatronun en önemli özelliği anadolu denize cephesi açık olan bir tiyatro olmasıdır. tiyatronun kuzeydoğusunda akdam olarak adlandırılan m.ö. ıv y.y ‘a ait dor tipinde ev tipi bir mezar vardır. doğal kaya kesilerek yapılmış olan mezar 3,5 m yüksekliğindedir ve üstünde el ele tutuşup dans eden 24 tane kız figürü bulunmaktadır. hastane caddesi’nde, temel taşları roma döneminden kalma, dış yüzü kesme taş kul-lanılarak yapılmış tapınak bulunmaktadır. likya dönemi’ne ait kalıntılar yalnızca kaş merkezde değil, yakın çevre köylerle beraber yaylalarda da bulunmaktadır. hemen her kö-yün veya yaylanın yanı başında antik bir kent, bulunmaktadır. meis adası'na en yakın nok-tayı oluşturan kaş'ta tarihi eserleri ve doğa güzellikleriyle önemli turizm potansiyeli var-dır. bir dil gibi denize uzanan çukurbağ yarı-madası üzerinde yakın zamanda yapılan otel-ler bulunur. kaş'ın içinde büyük çakıl plajı, küçük çakıl plajı ve akçagerme plajı'nda denize girmek mümkündür. ilçede dalgıçlık ve yamaç paraşütü başta gelen sporlar arasın-dadır. türkiye'nin en iyi dalgıçlık bölgesi ola-rak kabul edilir. dört bir yanı antik kentlerle çevrili olan kaş, kesinlikle görülmesi gereken turistik ilçelerimizden. yazı ve fotoğraf: seycan çakır kaynak: turkeyarena.net kaş</Page><Page Number="83">83 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="84">konya vizyon • mayıs 2011 84 fethiye-kalkan arasında xanthos vadisi-nin güneybatı ucunda bugünkü ovagele-miş köyünde yer alan patara antik kenti, likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden biridir. akdeniz üniversitesinden prof. dr. fahri ışık ve ekibi tarafından 1998 yılın-dan beri kazaları sürdürülen patara antik kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında akdeniz kaplumbağaları caretta-carettaların milyonlarca yıldır yumurtala-rını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden birisi olması ile de ayrı bir öneme sahiptir. kent, doğucasarı akropol suru ile alakür tepesi’ndeki batı suru arasında ve güney-de limanağzı’nda yükselen kurşunlutepe ile kuzeyde kente giriş konumundaki kısık geçidi arasında 10 km2’ lik bir alanı kap-lamaktadır. i.ö.13. y.y. ’a hitit metinlerinde şehrin adı patar olarak geçmektedir. tepe-cik akropolü’nde ele geçen seramik parçala-rı, orta tunç çağı özellikleri içerirken, yine tepecik’in doğu yamacı eteklerinde ortaya çıkarılan, demir çağı öncesine ait taş balta patara’nın tarihinin ne kadar eskilere git-tiğini göstermektedir. xanthos vadisinde denize açılabilecek tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemli kent olma özelliğini her çağda devam ettirmiş olan patara’nın yazıt ve sikkelerde likya dilindeki adı ptta-ra olarak geçer. hellenistik ve daha sonraki dönemlerde patara, arap kaynaklarında ise batara olarak anılır. patara i.ö y .y . ’ da ptolemais egemenliğine gir-mesiyle likya’nın seleukos krallığı tarafın-dan kontrol edilmeye başlanmasıyla patara likya’nın başkenti gibi kabul görür. bu du-rum patara’nın roma’ya karşı özerkliğini ve rhodos’a karşı da bağımsızlığını kazandığı i.ö. 167/68 yılında resmileşir ve patara lik-ya birliğinin başkenti olur. başkentte hele-nistik dönemde inşa edilen meclis binası ve tiyatro gibi anıtsal yapılar bu tarihsel süreç-le paralellik gösterirler. roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen pata-ra, roma’nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. i.s 43 yılında likya, roma eyaleti olurken, is 74’de likya ile patara’nın başkentliği devam eder. apollon’un önemli bir kehanet merkezi olarak ün yapmış pata-ra aynı zamanda anadolu’dan roma’ya nak-ledilen tahılların depolandığı ve saklandığı bir limandır. bizans döneminde de önemini devam ettiren kent hıristiyanlar için önem-li bir merkez olmuştur. "noel baba" diye anılan saint nicholaos, pataralıdır. ayrıca st. paul roma’ya gitmek için patara’dan gemiye binmiştir. imparator konstantin’in başkanlık ettiği i.s. 325’teki iznik konsü-lünde lykia’nın tek imza yetkilisi piskopos eudemos’un patara piskoposu oluşu ken-tin bu devirde de gözde oluşunun kanıtıdır. ortaçağ boyunca önemini sürdüren patara türklerin gelmesiyle de önemli bir merkez olarak günümüze ulaşmıştır. şehre günümüz kalıntılarına giriş, görkem-li ve çok iyi korunmuş roma zafer takından yapılmaktadır . i.s 100 yıllarında bölge valisi adına inşa edildiği, kitabelerinden anlaşılmak-tadır. takın batısındaki tepenin yamaçlarında, likya tipi lahitlerin bulunduğu mezarlık alanı uzanır. kentin en güney ucunda kurşunlu te-peye yaslanmış olan tiyatronun depremden sonra i.s. 147 yılında yeniden inşa edildiği ya-zıtlardan anlaşılmaktadır. tiyatronun yaslandı-ğı kurşunlu tepe şehrin genel görünümünün seyredildiği en güzel köşedir. buradan şehrin diğer kalıntıları; vespasian hamamı, korinth tapınağı, ana cadde, liman ve tahıl ambarı ra-hatlıkla izlenebilir. tepenin kuzeybatısındaki bataklığın arkasındaki tahıl ambarı (granari-um), patara’nın günümüzde kalmış anıtsal ya-pılarından biri olup, imparator hadrian ve eşi sabina tarafından i.s 2.y .y . ’ da yaptırılmıştır. ti-yatronun kuzeyinde likya birliğinin başkenti olan patara’nın toplantılara ev sahipliği yaptığı parlamento binası yer almaktadır. şehrin suyu yaklaşık 20 km. kuzeydoğusundaki islamlar köyü yakınlarında, kızıltepe yamacındaki kayalıktan getirilmiştir. kaynakla şehir arasın-da, fırnaz iskelesinin kuzeyindeki; mahallen ‘delik kemer’ olarak adlandırılan bölüm ise su yollarının en anıtsal bölümür.   yazı ve fotoğraf: seycan çakır kaynak: antalya müzesi patara</Page><Page Number="85">85 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="86">konya vizyon • mayıs 2011 86 makale ayşe balaban şehr-i izmir merhabalar, ayşe balaban ben… bu konya vizyon dergisi’nde ilkyazım. insanlar en iyi bildikleri şeylerden anlatmaya başlamalı… mesela bir film ya da kendinizi kaptıra-rak izlediğiniz dizi de hep kendinizden bir şeyler ararsınız. anlatılan öyküden hep kendi öykünüzden bir parça ararsınız ve hayatınıza dair izler taşıyan dizi, film ya da yazıları daha da benimsersiniz. yazan ya da film çekecek kişi önce en iyi bildiğiniz şeyden başlar-sınız işe, yani kendinizden, kendi hayat hikâyenizden, kendi çevrenizden. başlangıç için en iyi yol budur . öyle uzak diyarlara gidip, fantastik şeyler aramaya gerek yok. işte, ben de tam bu yüzden yazmaya kendim-den, şehrimden başlıyorum. tabi ki herkesin şehri kendine özeldir. benim de öyle. her zaman yüzünüzü okşayan ılık bir rüzgar eser. güneş yüzünü hiç esirgemez sizden. sabahın ilk saatlerinden itibaren, yaşam dolar ciğerlerinize. sokakları küçük, sevimli hele arka sokaklarından tarih fışkırır. yanı-nızdan geçen herkes sanki tanıdık, gülümser size. sımsıcak, içten gülümsemeler. ister durakta otobüs bekleyin, ister bir has-tanenin koridorunda sıra bekleyin, illa sıra-dakileri tanırsınız, sohbet edersiniz. eliniz cebinizde özgürce yürüyerek inersiniz kordona. trafik sorunu, zaman kaybı, stres yoktur hayatınızda. hele bir iki adım yürü-meye başlayın sahilde. hayat başka görünür size. önce saat kulesinde kuşlara yem verin, bir kare de fotoğraf çekilmeyi unutmayın sakın. tarihi kemeraltı çarşısı’nı görmeden olmaz tabii. sonra atlayın hemen ilk gelen vapura geçin karşıyaka’ya. çıkın vapurun üst katına, arka tarafından bir yer tutun. eliniz-de ince bellide paşa çayı ve tabii ki gevrek… bir yudum çay ve bir parça gevrek, martılar yolculuğunuza eşlik eder sizde arkadaşınız gibi gevreğinizi paylaşırsınız. bu keyifli vapur yolculuğundan sonra sanki başka bir şehre inmiş hissi yaşarsınız, baki kalan güzel kızla-rı… çarşısı gezilir, çimlerinde illaki çiğdem çitletilir. şehir güzel, havası, suyu güzel e… insanları nasıl güzel olmasın ki… gecesi mi? bence her şehrin gecesi ayrı gü-zeldir. sanki gecenin karanlığı şehrin tüm kötülüklerinin üstünü bir çarşaf gibi örter, gizler. ışıl ışıl sokaklar, inciraltı yürüyerek on dakika ya da çık teleferikle dede dağı’na göz alabildiğine şehir. sonra karış kalabalığa emin ol yalnız hissetmezsin kendini. yalnız, melankolik insanlara fazla rastlamazsınız. gü-ler yüzlü ve samimidir, yanınızdan geçen her yabancı. gece on iki, iki fark etmez canınız gezmek istiyor ise saatin bir önemi yoktur.</Page><Page Number="87">87 makale ister denizi izle çiğdem çitleterek, ister he-men sahil boyunca uzanan cafe, barlardan birine gir, eğlen. cafelerden dışarı taşar mü-zikler, siz içlerinde en aşina olduğunuzu se-çer, mırıldanmaya başlarsınız. mırıltınızı bir keman sesi bozar . bisikletli kemancıyı gö-rürsünüz nağmeleri ile gecenize eşlik eder. abe güzel ablacım, bir falcağızına bakayım diyerek neşeli roman insanı yanaşır yanını-za. sizi mutlu edecek şeyler söyler ve mut-laka gözlerinizin güzelliğinden bahsederler. bir kız bir erkek sadece yan yana yürüyor-sanız, erkeğin kıza gül alması şarttır. yoksa kordonu baştan sona hep birlikte yürümek zorunda kalırsınız, çiçekçi çocuk ile. çok mu anlattım, çok mu abarttım dersi-niz… siz de elinize bir kâğıt bir kalem alın ve şehriniz ile ilgili yazmaya başlayın, emin olun benden az yazmayacaksınızdır. çünkü şehirleri özel kılan, yaşanmışlıklardır . şehir-den ayrılırken, arkanızda bıraktıklarınızdır. sizi anlatır şehir. çocukluk anılarınız, ilko-kul tahta sıralarınız, oyun arkadaşlarınız… yani sizin öykünüzdür. o şehri özel ve ya-şanılır kılan sizsinizdir. siz yaşadıkça yaşa-nılası ve yaşayan şehirler olur. siz uzağında olsanız bile şehir yaşar siz ile…</Page><Page Number="88">konya vizyon • mayıs 2011 88 makale geçti vakit… yolculuğa yeni başlamıştım. gece kapımı çaldığında. yıldızları aramıştım o kara gecede. gökyüzü de küsmüştü galiba bana… bir yıldız kaysın, ben bir dilek tu-tayım ve gerçek olsun istedim. umudumu dileyerek yaşıyordum gecelerimi. ya-rınlara umutla bakmak için. ruhumu arıyordum o gece de kaybolan. her şeyi bu kadar gizlemek zorunda mıydı kara gece… beni, benimle bırakacak kadar zalim olmalı mıydı? yalnız kalmaktı korkum. korktuğun başına gelir derler ya hani. geldi işte... geçti vakit… ben usul usul ilerliyordum sessiz gecede, ayak sesim duyulmasın diye. duygularımı karanlığa hapsederek bilmediğim bir şeyler arıyordum. yönümü kaybetmiş, korkmuştum… bir yandan kanımı donduran ürkütücü sesler, bir yandan titrek ellerim, güçsüz adımlarım… hiç güneş doğ-mayacaktı galiba gecelerime. vakit, çok geçti… ve artık, geçti vakit… karşıma neler çıkacağını bilmeden, ortasından başladığım bir yolculuktu bu. nasıl başla-dı, bilmiyorum. sonu gelecek mi, onu hiç bilmiyorum. ‘tek bildiğim’ diye bir şey de yok artık. güneş çoktan terk etti beni, umutlarımı çalarak. bıraktığı tek hatıra, yıllarca arkasında gizlediği geceydi işte… kendi soluklarımı dinlediğim, rüzgârın bile bana küstüğü bir gece… kendimle konuşuyordum adeta, duyabileceğim tek ezgi; kalp atışlarım, tenime dokunan tek şey ise yıpranmış saçlarım… güneşin doğuşunu izlersiniz ya büyük bir zevkle… benim zevk alabileceğim tek şey parlamasını dilediğim yıldızlar… ya da parlamasını umduğum kendi yıldı-zım… gecelerimi aydınlatmasını beklediğim, kayarken dilek tutabileceğim ve derdimi anlatabileceğim tek güneşim… ama bir yıldız kaymadı ki dilek tuta-yım… dilek tutamadım ki gerçek olsun hayallerim… hem kaysa bile kabul eder miydi dileğimi gecelerim? ... artık mazi de yok anımsayıp gülebileceğim. farkına varamadan oldu, bitti her şey. yıldızım kaydığında, geçti vakit… yok olan sanat "bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa, tam bir hayata sa-hip olamaz. böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir." evrenin içinde barındırdığı en değerli hazine olan sanat, eminim her zaman var olacak ve varlığıyla bize değer katacaktır. peki ya, yaratıcılığın ve hayal gücünün simgesi olan sanatı ne derece ortaya çıka-rabiliyoruz? onu ne kadar koruyor ve ne kadar yaşatabiliyoruz? bu koca hazineyi ortaya çıkarmak mı amacımız; yoksa daha da derinlere hapsetmek mi? ya da ortaya çıkarmak için sarf ettiğimiz çabayı, yaşatmak için de gösterebiliyor muyuz? ülkemizde çoğu insan istediği sanat veya meslek dalını seçip yatkın olduğu yönde eğitilmiyor. ne yazık ki tek bir sınava tabi tutulup bu sınavla geleceğimizin belirlen-diği bir ülkede yaşıyoruz... insanların çıkarları doğrultusunda oluşan bu eğitim an-layışı bizi sanattan da mahrum bırakıyor. belki yetenek ve isteklerimize göre eğitim, sanatın ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır, fakat bu şans bize tanınmıyor… sanatın yaşatılması adına ise birçok çalışmalar yapılmaktadır gerek amatör gerek-se profesyonel düzeyde çeşitli atölyeler, dernekler ve sanat merkezleri kurulmak-tadır. ama ne yazık ki bu kurumları tek bir elden desteklemek yetmiyor ve des-teklenmenin yetersizliği yüzünden ayakta kalamıyor. uzun uğraşlar sonucunda meydana gelen bu yerler kısa sürede kapatılıyor… gün geçtikçe sanat ve sanata verilen önem kayboluyor. sanattan ve sanatkârdan mahrum bir ülke haline gelmemek için yapmamız gereken ise ona sahip çıkmak onu desteklemek ve ne olursa olsun onu yaşatabilmek. çünkü bizi biz yapan ve farklı kılan tek şey sanattır. elif aydemir zeynep aydemir ikiz köşe türkiye'nin en genç yazarları</Page><Page Number="89">89 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="90">konya vizyon • mayıs 2011 90 inşaat dekorasyon baharın uyanışı: hıdrellez ağlama hıdrellez ağlama be bana acı ektim yerine aşk yeşerecek, yeşerecek başka bahara. parayı astım dala yâri sordum sağa sola yarın hıdrellezdir hepimize mübarek ola mâniciğim ellerde su çalkanır göllerde gönlüm güvercin olmuş eğlenmiyor çöllerde. hıdrellez nedir? rûmî senede nisan ayının 23. mîlâdî senede ma-yıs ayının 6. günü. hıdrellez, hızır aleyhisselâm ile ilyâs aleyhisselâmın isimlerinin birleştirilerek söylenmesinden doğan bir ifâdedir. bir yıl, “hı-zır” ve “kasım” olarak ikiye ayrılır. mayıs ayının 6’ sında hızır ile yaz başlar ve 186 gün sürer. ka-sım ayının 8’ine kadar devam eder, bundan sonra kış başlar. 179 gün (şubatın 29 çektiği artık yıllar-da 180 gün) sürer. yazın ilk günü sayılan 6 mayıs gününe hıdrellez denmesinin sebebi ise; hızır aleyhisselâmın kurak bir yere oturması ile o yerin yeşerip dalgalanmaya başlamasıdır. bu sebeple, yaz başlangıcında ortalığın yeşermeye başladığı güne yeşil manasına gelen hızır günü, yine bu güne hızır ile ilyas’ın (aleyhimesselâm) buluştuk-ları rivayeti sebebiyle de hıdrellez (hızır-ilyas) denmiştir. (bkz. hızır ve ilyas aleyhisselâm) bugün yaz günlerinin başlangıcı sayıldığından, te-miz havadan ve bol güneşten istifade etmek mak-sadıyla kırlara çıkmak, halk arasında âdet hâline gelmiştir. bilhassa anadolu’da bir halk âdeti olarak yaşamıştır. ancak, son yüz sene içinde hıdrellez’in aslı ve manası bozulup, yeni çehrelere büründürülmüştür. (www.turkcebilgi.com) hıdrellez’in unesco'nun 'insanlığın somut ol-mayan kültür mirası listesi'ne alınması amacıyla 2010 yılında çalışmalar başlatılmıştır. hızır ve hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikir-ler ortaya atılmıştır. bunlardan bazıları hıdrellezin mezopotamya ile anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise isla-miyet öncesi orta asya türk kültür ve inançla-rına ait olduğu yolundadır. hıdrellez bayramı’nı ve hızır düşünüşünü tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. ilk çağlardan itibaren mezopotam-ya, anadolu, iran, balkanlar ve hatta bütün doğu akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle belli başlı doğasal döngüler için sevinç duyuldu-ğu görülmektedir. türkiye'de hıdrellez bayramı 6 mayıs (5 mayıs gecesi) tarihinde kutlanır. bugün hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü ortodokslar aya yorgi, kato-likler st.georges günü olarak kutlamaktadırlar. hızır yaşam suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaş-mış; özellikle de baharda aramızda dolanarak, bol-luk ve sağlık dağıtır. hızır bir kişiye verilen addan çok aslında bir doğasal durumu, baharla vücut bulan yaşamın tazelenmesini imgeler. türkiye'de hızır’a atfedilen özelliklerin bazıları: kalbi temiz, allah'a inanan insanlara yardım eder. uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar. dertlilere derman, hastalara şifa verir. bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, in-sanların kuvvetlenmesini sağlar. insanların şanslarının açılmasına yardım eder. uğur ve kısmet sembolüdür. mucize ve keramet sahibidir.</Page><Page Number="91">91 hızır ve kur'an kur’an’da kehf suresi’nde musa ve bir gencin kıssası anlatıl-maktadır. kehf suresi'de dâhil olmak üzere hiçbir yerde hızır ismi geçmemektedir. ancak çe-şitli hadislerde bu şekilde anıl-maktadır. olayın yaşandığı yer için "iki denizin birleştiği yer" denilmektedir. uzun bir yolcu-luk yapan musa ile yanındaki gencin beraberlerinde, yemek için getirdikleri balığın kaçması ile başlayan olay sonrasında, 65. ayette derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımız-dan bir rahmet vermiş, kendisi-ne tarafımızdan bir ilim öğret-miştik. denilerek hızır olarak atfedilenden bahsedilir. hıdrellez gelenekleri hıdrellez kutlamaları genel ola-rak yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. bu gibi yerlere bu nedenle hı-dırlık denildiği de olur. hıdrel-lezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme âdeti vardır. baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hasta-lıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır. hıd-rellez gecesi hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inan-cıyla çeşitli uygulamalar yapılır. yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. ev, bağ-bahçe, araba is-teyen kimseler, hıdrellez gecesi gül ağacının altına istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa hızır’ın kendilerine yardım ede-ceğine inanırlar. aynı zamanda dileklerini kırmızı kurdeleye bağlayıp gül ağacına asarlar. bir yıl boyunca dileklerinin yerine gelmesini beklerler. bazı kimse-ler de ateş yakıp, dilek dilerler. ondan sonra yaktıkları ateşin üstünden atlarlar. hıdrellezde baht açma törenleri oldukça yaygın olarak uygula-nan geleneklerimizdendir. anadolu’nun bazı yerlerinde hıdrellez günü yapılan duala-rın ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme âdeti vardır. kurban ve adaklar “hızır hakkı” için olmalıdır. zira tüm bu hazır-lıklar hızır’a rastlamak amacına yöneliktir.(www.forumdas.net) hıdrellez’in bir de manileri meşhurdur, dilek dileyenler ol-masını istedikleri şeyleri mani-ler söyleyerek dile getirmeleri alışıla gelmiştir. dilenen her ne ise mani konusu da o olur, bazen sevgi, bazen hasret, bazen de bir yakarış. baharda doğadaki yeni-lenmeden etkilenen insanoğlu yaşamında da bu güzelliğin yan-sımasını diler. sonuç olarak, anadolu’ da hala görkemli törenlerle kutlanan hıd-rellez bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kut-lanmaktadır. değişik zamanlarda, değişik isimler altında kutlansa da hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmak-tadır. zamanla farklılaşarak gü-nümüze gelmiş olmasına rağmen temel olarak doğanın, baharın uyanışının kutlandığı bir bayram olarak bilinmektedir. baharın gelişi ve doğanın canlanması in-sanlar tarafından bayramlarla kut-lanması gereken bir durum olarak algılanmıştır ve hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır. hazırlayan: seycan çakır bu törene istanbul ve çevresinde “baht açma” , denizli ve çevresinde “bahtiyar” , yörük ve türkmenler-de “mantıfar” , balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma” , edirne ve çevresinde “niyet çıkar-ma” , erzurum’da “mani çekme” adı verilir.</Page><Page Number="92">konya vizyon • mayıs 2011 92 makale yorgunum dostlar duyguların ve yorgunluğun zirve yaptığı bir anda bu satırlar dökülüyor kâğıda. esasında ne kâğıt var elde ne de kalem. her şeyin makineleştiği sahteleştiği, kalıplaştığı, tekdüzeleştiği dünyada basılan tuşlar kâğıdın ve kalemin yerini alıyor. anlatmak için ya da konuşmak için illaki kağıda ka-leme gerek yok, insan bakarak da anlatır, gözleriyle de konuşur, ruhuyla da seslenir yeter ki diğeri anlasın; bütün mesele burada… nilgün yamaner uzman psikolojik danışman meramı anlatmaksa maksat, ne çıkar, olmamış kağıt kalem. derdi paylaşmaksa murat, denizler mürekkep, ağaçlar kalem. “hakikatleri bırak bana muratlarından (hayallerden) bahset” düşündüm bugün; bir dağ ba-şında kışın yağan kardan, güzün yağan yağmurdan beslenen ır-makların arkasında sık ağaçlardan oluşan bir ormana sırtını yaslamış küçük bir evde, birkaç keçi, bir-kaç tavuk, birkaç büyük baş ve bir kangal köpek ve ben’i hayal ettim. her gün bir kaç kap sağılan sütü, ırmaktan tutulan balıkları, yapı-lan nefis yemekleri, temiz havayı, rüzgarda konuşan yaprakları, ya-zın şakıyan kuşları, seherde esen rüzgarını hayal ettim. akşamında televizyonu olmayan, sadece rad-yodan süzülen melodilerin sıcak-lığını, “bir bahar akşamı rastladım size” şarkısının hikâyesini hayal ettim. kışın kuzinede yanan kö-mür ve odunun çıtır çıtır sesini ve üstünde patlayan kestanenin o sesleri bastırmasını… fecir vaktinde açılan elleri, ellerden göklere çıkan muratları hayal ettim. yazları sabahın erken vaktinde köz üstünde kaynayan çayı ve bibere bulaşmış patatesleri hayal ettim. az ama leziz bir kahvaltıyı; sıcacık somun ekmeğin üstüne sürülen mis kokulu tereyağın üstüne bir kat çıkılan balı hayal ettim. yanına katılan yağlı tulum peynirini, iri zeytini ve mis kokulu otları hayal ettim. yedikçe keyif almayı keyif aldıkça da tat almayı. ardından derin bir bakışı azametli tepelere. ne güzel olurdu diye düşündüm… sonra sevgiliye bakıp gözlerinde kaybolmayı hayal ettim. gözlerindeki ışığa dalıp onda erimeyi hayal ettim. ışıkta var olup ufka yol almayı hayal ettim. ufukta görünüp sonsuzluğa kanat çırpmayı hayal ettim. sonsuzlukta hiç olup sonsuzlukta var olmayı hayal ettim. kısaca hayal edip hayal ol-mayı hayal ettim. ne güzel olurdu hayal dünyasında olmak diye mırıldandım... anladım ki hayaller dokunmaya çalıştıkça kaçan bir gölge misali uzaklaşıyor. ve gerçeklerle düşler hep ayrı yaşıyorlar. birbirlerini hiç görmüyorlar. hayal dünyası gerçeklere hep hasım. ne zaman hısım oldular ki zaten diye düşündüm ardından… belki de bizim hayallerle gerçekler böyle. başkalarının hayaliyle gerçeği gayet güzel anlaşıyorlar ama bizim hayta gerçekler düşlere hiç yaklaşmıyor. yahu ne var ki ortada diyorum gerçeklere… beni anlayan kim? duyan da, takan da yok. sen düşün dur.</Page><Page Number="93">93 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="94">konya vizyon • mayıs 2011 94 röportaj sanatçı eserin, eser de sanatçının sebebidir martin heidegger dr. neslihan kıyar’la sanat ve sanatın evrensel dengeler üzerine etkisi… "bana göre sanat en başta sosyal bir düzenleyicidir… dolayısıyla, kafamda canlandırdığım kavrama, yaşanan ortamın işleyişini sağlayan üstün güçler ve inanç olgusuyla yönlenen, doğa ko-şullarına yön verme ve üstün âlemlere mesajlar gönderme gibi ilahi başlangıçlar yüklüyorum."              neslihan kıyar kimdir? 1981’de ermenek/karaman’da doğdu. 2003’de selçuk üniversite-si güzel sanatlar eğitimi resim-iş öğretmenliği’nden mezun oldu. 2003-2004 yılları arasında idea sanat galerisi’nde yönetici olarak çalıştı. 2005’de selçuk üniversitesi güzel sanatlar fakültesi heykel bölümü’nde araştırma görevlisi olarak başladı. 2007’de aynı fakül-tenin resim bölümü’ne öğretim görevlisi olarak atandı. 2007’de selçuk üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü güzel sanatlar eğitimi ana bilim dalı resim-iş öğretmenliği bilim dalı’nda yüksek lisan-sını, 2010’da eğitim bilimleri enstitüsü güzel sanatlar eğitimi ana bilim dalı resim-iş öğretmenliği bilim dalı’nda doktorasını tamam-ladı. günümüze değin 7 kişisel sergi gerçekleştirdi, pek çok ulusal ve uluslararası karma resim sergisine katıldı. başlıcalar 2. ınternational balaton szalon resim yarışması özel ödülü ve 1. vova- mını art bienali büyük ödülü olmak üzere 4 ödül kazandı, yurt çapında dü-zenlenen yarışmalardan sergilemeler aldı. dr. neslihan kıyar merhaba neslihan hanım, sizi tuval başına iten şey neydi? merhabalar. beni tuval başına iten şey aslında biraz benim kendime, biraz da ailemin ve çevremin bana olan inancıydı. ailemde sanata ilgi gösteren başkaları olsa da bu yolda yürü-meyi seçen sadece ben oldum. bu anlamda da mühendis bir baba ve bankacı annenin desteğini almak çok kolaydı. iyi ki ya-nımdalar. sonrasında başarıyla mezun olduğum tarihi konya (süper) lisesi’nde henüz öğrenciyken aldığım resim eğitimi, erken yaşlarda bana kendi kararlarımı verme imkânı sağladı. ve her şey böyle başladı. ben kendimi o kadar çok bu işe odak-lamıştım ki tercih formumu kullanmayı seçmedim. buna ze-min hazırlayan tabi ki yine ailemdi. doğru kadarı verdiğim(iz) için bugün çok mutluyum. şanslı olduğunuzu düşünüyor musunuz? evet düşünüyorum. güzel insanlarla birlikte sevdiğim işi yapı-yorum. bunun yanında, çalışarak şansı elde ettiğime de inanı-yorum. çünkü deneyimlerimden elde ettiğim çıkarımlara göre, peşinde koşturmadan elde ettiğim herhangi bir şey olmadı. çev-remden aldığım olumlu tepkiler de yeterli enerjiyi toplamama yardımcı oluyor. bunun için de ayrıca mutluluk duyuyorum.</Page><Page Number="95">95 röportaj kısa tanışmadan sonra re-simlerinizle devam edelim istiyorum ama öncelikle, sizin sanat kavramına na-sıl bir açıklama getireceği-nizi merak ediyorum. bana göre sanat en başta sosyal bir düzenleyicidir. toplum için-de yaşananla, yaşanması istenen-ler arasında bir bağdır. kurduğu bu bağ kadar da, iç dengeyi sağ-layan bir unsurdur da. bu an-lamda iç-dış dengeyi sağlamaya yönelik bir işlev üstlenmiştir di-yebilirim. dolayısıyla, kafamda canlandırdığım kavrama, yaşa-nan ortamın işleyişini sağlayan üstün güçler ve inanç olgusuyla yönlenen, doğa koşullarına yön verme ve üstün âlemlere me-sajlar gönderme gibi ilahi baş-langıçlar yüklüyorum. çünkü insanoğlunun güç yetiremediği şeylere, araç olarak sanatı seç-miş olabileceğine inanıyorum. bu şekliyle sanat, ilahi olan ile insan arasında ayinsel bir eylem olarak, geçmiş ve gelecek arasın-da yer alan, yaşanan anın işleyişi için de önemli bir eylemsellik arz etmektedir. toparlarsak sa-nat, insanın, kendine doğanın sunduğu tehlikelere karşı kur-guladığı bir oluşum ve güç oda-ğı olarak şekillenmiş, modern ve postmodern düzlemde evirile-rek güncel olana ulaşmıştır. bu bağlamda tuvalinizde temsil ettiğiniz sanat tutu-mundan bahseder misiniz? tabi. benim çalışmalarımın özünde, evrensel bir denge merkezi olarak geçmiş ve gele-ceği bağlayan, ilkel toplumu ve toplumun işleyişini düzenleyen petroglifler (kaya resimleri) ve diğer ilkel us ürünleri (idoller, heykeller vs.) yer almaktadır. bunu yapmaktaki amacım re-simsel alanda, toplumsal, do-ğal, ruhsal, kutsal dengelerin sağlanıp, bütün sınırların ve yasaların ihlalinden doğacak çatışmanın yarattığı yıkımın engellenme düşüncesini hayata geçirmektir. umarım takıldı-ğım nokta anlaşılıyordur. üstüne basa basa söyle-diğiniz dengelerin, bu-gün ile bir bağlantısı var elbette. ama tuval başına geçtiğinizde, ilkel düşün-ce ve güncel olan arasın-daki bağ hakkında neler geçiyor aklınızdan? önce de söylediğim gibi, sanat ilahi ve büyülü bir eylem ola-rak doğmuşsa da; gelişimi, ilk çağlardan bu yana insanın doğa karşısında duyduğu rahatsızlık hissinden ileri gelmiştir. yani her zaman elde ettiklerinin dı-şında daha fazla şeyin olduğuna inanmıştır insan. hırslarını ve sınırlarını bu uğurda zorlayarak deneyimler elde etmiş ve bu eylemselliklerle özgürlüğe kavuşmuştur. işte tam bu aşama-da, güncel olana dönüyor yüzüm. göz önüne almam gereken çok uzun bir süreç var geçmiş ve gü-nümüz arasında. büyük, beyaz bir tuvalin önünde bu sürece dâhil olmuş bütün imgeler tarafından bombardımana tutuluyorum. sanat, ilahi olan ile insan arasında ayinsel bir eylem olarak, geçmiş ve ge-lecek arasında yer alan, yaşanan anın işleyişi için de önemli bir eylemsellik arz etmektedir.</Page><Page Number="96">konya vizyon • mayıs 2011 96 röportaj aklımdan geçen tek şey ise bu beyazı en etkili biçimde özgür-lüğüne kavuşturmak oluyor. toplumsal, ruhsal, kutsal de-ğerler yoluyla oluşturulmuş ürünler ışığında ama günümüz kaygılarını taşıyarak. aynı pa-ralelde, her türlü ilkel us ürünü sanat formuna yansıyan çaba ve deneyimler kafamı kurcalamak-tadır. ve tabi ki doğa karşısında kimsesiz/yalnız insanın, yüz-yıllardır çoğalarak oluşturduğu toplumsal örgütlenmeler içinde yalın bir değerlendirme sistemi ile yerini tayin etme gereksini-mi. bu anlamda forma yansıyan ilkel düşünceyi sosyal bir den-geleyici olarak işlevlendiriyor, tuvalimde seçkinleştiriyorum. ilkel olanı kullandığım nokta bu aşamada başlıyor. bugün insan yaşamıyla, yap-tıklarınız arasında bir para-lellik görüyor musunuz? karmaşık yaşamlarımız içinde ilkel us esprilerini yakalamak çok zor fakat bir anlamda da çok kolay. ilkel insan kaygıla-rının yerini bugün daha farklı şeyler aldı şüphesiz. ama insan, canlı bir varlık olarak hep vardı sonuçta. onun ürettikleri de… bu yüzden resimlerimde mu-hakkak insana, özellikle de ka-dın figürüne sıklıkla yer veriyo-rum. bir anlamda devamlılığın bir simgesi benim için. sosyal hayatta da en önemli denge-leyici. yalnız, kadın imgesini, haklar ve özgürlükler boyutun-da değerlendirmediğimi de be-lirteyim. belki bu boyut biraz daha insan yaşamıyla paralel olabilir ama tuvalimde kadının var olması tamamen onun öz değerleri ile ilişkilidir. resimlerinizdeki plastik etkiyi kişiliğiniz ile bağ-daştırdığınızda neler söy-leyebilirsiniz? resimlerimde bazı anlatımların yalın, sade, düz olma hali aslın-da kişiliğimle doğrudan bağlan-tılı değil. hatta bu aldığım eleş-tirilerin başında gelmektedir. ancak, yalın, sade ve düz anlatım takıntı duyduğum, hayal ettiğim, sıklıkla da görmek istediğim plas-tik bir etkidir. belki de günlük yaşamımda karşılaşmayı arzuladı-ğım durumun yansımasıdır. bilin-çaltı ve bir şeyler üretirken içinde bulunduğumuz ruhsal durumlar karmaşık ve nereden beslendiği belirsiz olabildiği gibi, esas kaygı-mızın yanında bize eşlik edebili-yor. heidegger’ın da dediği gibi, sanatçı eserin, eser de sanatçının sebebidir. biri olmadan diğeri ola-maz ise muhakkak ben olmadan resimlerim de olmayacaktır. kişi-liğimle ilgili kırıntılar bulmak ya da bulmamak olasıdır. röportaj: ahmet çakır fotoğraf: ibrahim çoban</Page><Page Number="97">97 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="98">konya vizyon • mayıs 2011 98 inşaat dekorasyon volkan emrecik’in vizöründen şehirdeki genç ve başarılı sinemacı o daha yolun çok başında mesleğine aşık genç bir sinemacı. hayat görüşü ve detaylı gözlem-leri ile gündelik hayatta yaşanan örnekleri kendi bakış açısı ile perdeye aktaran yeni nesil başarılı bir sinemacı. genç sinemacı volkan emrecik ile kısa filmle-ri ve türk sineması’nın gelişimi ile ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. daha yolun başın-da olduğunu söyleyen emrecik, tam bir sine-ma aşığı olarak, öğrenci imkanları ile sinema adına çok emek veriyor. emeklerinin karşılığı-nı ise filmlerinin başarıları ile alıyor.</Page><Page Number="99">99 röportaj volkan bey, sizi tanıyabi-lirmiyiz? 16 nisan 1989 eskişehir doğum-luyum. üniversite eğitimim için konya’ya geldim. selçuk üniver-tesi radyo, sinema ve televiyon 3. sınıf öğrencisiyim. sinema ile uğraşıyorum. kısa filmlerinizden bahse-der misiniz? öncelikle size filmlerimin ko-nularından bahsedeyim. kur-maca filmim olan “nefes”, koah hastası bir babanın, hastalığını öğrenmesi sonucu kızının ge-leceğinden endişe etmesi ve aralarındaki diyaloğu anlatıyor. belgesel filmlerimden “farkında-lık” belgeselim de, geçimleri için sokaktan kağıt, plastik ve metal toplayarak hayata tutunmaya çalışan, farkında olmadığımız insanların hayat mücadelelerini anlatıyor. “veysel’in oğlu” adlı belgeselim ise kayseri’de yaşa-yan aşık veysel’in son öğrencisi, aşık meydani’yi anlatıyor. yani, 3 belgesel ve 1 kurmaca filmim var. kurmaca filmim olan “nefes” 7. uluslar arası kar film festi-valinde birincilik, "hasta" ile 24 saat kısa film yarışması’nda en iyi görsellik ve 11. kısaca öğren-ci filmleri festivali’nde üçün-cülük ödülüne layık görüldü. 8. yıldız kısa film festivalinde fina-le kalmıştır. “veysel’in oğlu” adlı belgesel filmim ise, 2. itü kısa film festivali’inde finale kaldı. filmlerim pek çok farklı kısa film festivallerinde yarışmaktadır.  filmlerinizi nasıl çekiyor-sunuz? bir ekibiniz var mı? fakültemizdeki kısaca film atölyesi’nde çalışıyorum. atölye-deki ekip arkadaşlarım ile atölye imkanlarımız doğrultusunda film-lerimizi çekiyoruz. çektiğimiz her filmnde büyük emek vardır . çünkü filmlerimizi kendi maddi imkanlarımızı zorlayarak ve öz-verili çalışarak çekiyoruz, bu yüz-den kısa film deyip geçmemeli. bir kısa film de bile en az 10 kişilik bir ekip görev alır. her-kes birbirinin projesine maddi, manevi destek verir. kısa film deyip geçtiğimiz bir filme en az 10 gün harcanır. kısa film deyip geçtiğimiz her filmde konu uzun metrajlı bir filme göre çok daha kısa sürede seyirciye aktarılarak vermesi istenen mesajı etkili bir şekilde vermeli.yani, her işte ol-duğu gibi kısa filmdeki emeğe de saygı göstermeliyiz. film konularınızı nasıl belirliyorsunuz ve senar-yolaştırma aşamanız nasıl oluyor? film konularımı günlük hayatın her köşesinden çıkarabiliyorum. galiba bu biraz yaratıcılıkla alakalı.</Page><Page Number="100">konya vizyon • mayıs 2011 100 röportaj tabi aldığımız eğitiminde katkısı olmuyor değil. belirli bir kültür birikimi, sinema eğitimi ve çok az da merak belgesel film bulmak için yeterli. ama kurmaca film öyle değil. kurmaca film; senaryo, storyboard ve hayal güçü ister. kurmaca film yazmak gerçekten zordur. yazarsın, olmaz yırtar atarsın sonra en baştan tekrar yazarsın. ba-zen bir şeyler yazarsın ama tamamlanması için zaman gerekir, konunun demlenmesi gerekir. en sonunda bitti dersin bu kez de set hazırlıkları başlar. ilk başta sponsor ararsın, bulamazsın… sonra hala aklındaysa o film ve içini kemiriyor ise kendi imkanlarınla çekmek için yola koyulursun. sonunda da filmi bitirirsin. film bittiğin-de çekilen tüm sıkıntılar da unutulur. sonrasında gelen ödüller ise insana daha da şevk verir. insana doğru yol-da olduğunu gösterir. emeklerinizin ödüllerini toplamaya başla-dınız, şu sıralar aklınızda olan bir senaryo ya da bir proje var mı? teşekkür ederim, daha yolun başındayım. her zaman bir proje vardır. dediğim gibi projenin ve şartların olgunlaş-ması lazım. bir prodüksiyon şirketi ile çalışmadığım için planlarım ve isteklerim hemen gerçekleşemiyor. ama ak-lımda olan projeleri tabi ki hayata geçirmek istiyorum. bir sinemacı olarak, türk sineması ve çeki-len filmler hakkında ne düşünüyorsunuz? türk sineması gün geçtikçe dünya sineması ile yarışa-cak düzeye gelmiştir. ama gelişen teknolojiyi türkiye takip edemediği için, sinemanın gelişim hızı dünya sinemasına göre yavaştır. bu aslında kötü değil tabi. yeşilçam sineması’nda tek-nik olanaksızlıklara rağmen, çok kaliteli baş yapıtlar ortaya çıkmıştır. yani, ışık yok ise çatısı açık stüdyo evler kullanarak gün ışı-ğında çekimler yapılmıştır. bu olanaksızlık-ları lehlerine çeviren türk sinemacılarının yaratıcılığını geliştirmiştir. gayet tabi im-kanlar elverişli olsaydı ortaya çok daha da iyi işler çıkardı.  türk ve dünya sinemasında örnek aldığınız yönetmenler kimlerdir? türk sineması için konuşacak olursak, zeki demirkubuz, nuri bilge ceylan beğendiğim yönetmenlerdir . dünya sinemasında ise, tim burton, quentin t arantino… röportaj: ayşe balaban fotoğraf: serhat yeniömür</Page><Page Number="101">101 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="102">konya vizyon • mayıs 2011 102 evlilik çeşitleri ve zorla yapılan evlilikler berdel; gelin değiş tokuşunun gerçekleştiği bir çeşit evlilik tö-residir. bu evliliklerde bir aile, genellikle yoksulluk sebebiyle, başka bir aileden gelin almak için kendi kızını gelin olarak o aileye vermektedir. berdelde kızlardan biri evlilik yaşında olsa bile ona karşılık verilecek diğer kızın yaşı önemsenmemekte, çok küçük yaşta olması bu gayri resmi evli-liğe engel olmamaktadır. beşik kertmesi; birbirlerine ya-kın ya da çok samimi, iyi anlaşan, birbirlerini seven iki ailenin bu sevginin ve dostluğun ilerde de sürmesi için karşıt cinsten çocuk-ları olduğunda onları daha beşik-teyken nişanlamalarıdır. başlık parası; bazı bölgelerde da-madın evlenirken gelinin ailesine ödemesi gereken para veya mal-dır. kan bedeli evliliği öldürülen kişinin kan bedeli olarak para, al-tın, ev ve tarlanın yanında kızların da verilmesi şeklinde gerçekleşir. kuma evliliği; erkeğin ilk karı-sının dışında bir veya birden çok kadınla daha gayri resmi olarak evlilik gerçekleştirmesidir. levirat; ölen kardeşin karısının, bekâr olan erkek kardeşle evlendi-rildiği veya evli olan erkek karde-şin ikinci eşi yapıldığı törelerden kaynaklanan bir evlilik çeşididir. sororat; erkeğin karısı öldüğü za-man, karısının bekâr olan kız karde-şiyle yani baldızıyla evlenmesidir . akraba evliliği; bu tür evlilikte mülkiyet etkeni belirleyici un-surdur. yakın akrabaların çocuk-larının evlendirilmesiyle malın başkasına gitmemesi, aile içinde kalması amaçlanmaktadır. bu nedenlerden dolayı gençler gerek erken yaşta, gerekse bir çe-şit zorlama yolu ile kendi istekleri dışında evlilik yapmak zorunda bırakılmakta ve bu durum da bir-çok olumsuzluk yaşanmasına ne-den olmaktadır. bu olumsuzluk-lar arasında çocuğun gelişiminin kesintiye uğraması, evlilik yolu ile çocukların eğitimden uzaklaşma-ları, eğitimsizliğin de gelecek dö-nemlerde yoksulluk ve yoksunlu-ğa sebep olması, çocukların evlilik içinde şiddetin her türlüsüne ma-ruz kalmaları, cinsel istismara uğ-ramaları, üreme sağlıklarının risk altına girmesi gibi sonuçlar sayı-labilir. aynı zamanda çocukların erken yaşta hamilelik nedeniyle, düşük, kürtaj, doğum sürecinde yaşadıkları olumsuz deneyimler kronik fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları yaşamalarına da ne-den olmaktadır. “evlenmek istediğimiz kişiyi seç-mek en temel insan hakkıdır .” bu probleme değinen birçok bir-leşmiş milletler sözleşmeleri vardır; insan hakları evrensel beyannamesi, avrupa insan hakları sözleşmesi, (birleşmiş milletler evliliğe rıza gösterme sözleşmesi), birleşmiş milletler politik ve sivil haklar sözleş-mesi, bm kadın ayrımcılığını önleme sözleşmesi, bm ço-cuk hakları sözleşmesi. zorla yapılan evliliklerde genç kişiler şiddete maruz kalmakta, yar-dımlara ulaşamamakta ve bu kişilerin insani haklarına saygı duyulmamaktadır. (bu tür evli-liklerin özellikle kadınların aile içi şiddete maruz kalma riskini arttırdığı, kadınların bu nedenle toplumdaki hizmetlere aktif ula-şamadıkları, kadınların insan haklarının ihlal edildiği toplumsal bir gerçekliktir .) hazırlayan: nilgün yamaner uzman psikolojik danışman proje koordinatörü zorla yapılan evlilikler nadir olsa da özellikle töre gelenek-lerinin hâkim olduğu yöreler-de görülmektedir. ataerkil ailelerde gençlere evlilikleriyle ilgili karar verme veya tercihte bulunma hakkı ta-nınmamaktadır. bu anlamda türkiye’de var olan evlilik çeşitlerine de bakmamız gerekir. bunlardan bazıları; berdel, beşik kertmesi, başlık parası evliliği, kan bedeli evliliği, kuma evliliği, levirat, sororat, akraba evliliğidir. örf ve adetler</Page><Page Number="103">103 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="104">konya vizyon • mayıs 2011 104 inşaat dekorasyon beynin kapasitesi her yaşta artırılabilir, doç. dr. serdar dağ'a göre en iyi beyin egzersizi yapma yöntemleri arasında açık havada kitap okumak ve bulmaca çözmek bulunuyor. beynin kapasitesi artırılır mı? her insanın belli bir beyin kapasitesi vardır, bunu genetiği belirler. fakat bu kapasitenin etkin kullanılması için yapılacak birçok şey vardır. örneğin; bir arabanın son gösterge-si 180 km ise, 200 km hız yapılamaz. fakat iyi bir araba, bakım ve kullanan ile gerekirse son hıza kadar çıkabilir. son yıllardaki bunca gelişmelere rağmen, beyin hâlâ insan vücu-dunda, hakkında en az bilgiye sahip olunan organdır. yapılan çalışmalar ve uzmanlara göre birçok kişi beyin potansiyelinin çok az bir kısmını kullanmaktadır. okul eğitimi beyin gelişimi üzerin-deki etkisi nedir? maalesef okullardaki eğitim düzeni; bey-nin sadece sol tarafını geliştiren matema-tik, fen bilgisi ve türkçe gibi derslere önem verirken, beynin sağ tarafını geliştiren re-sim, müzik, el sanatı gibi derslere pek fazla önem vermez. hâlbuki tarihte başarılı olan insanlara bakıldığı zaman, bu kişilerin, bi-lerek veya bilmeyerek sağ ve sol beyinlerini geliştirmiş kişiler olduğu görülür. başarılı insanlar beynin her iki yarısını kullanabi-len, gerektiğinde birinden diğerine geçe-bilen insanlardır. sağ lobun duygular ve hayallerin etkisinde olduğu ve bütünsel öğ-rendiği, bu yüzden bilgileri sırayla işleyen sol lobun aksine daha hızlı ve etkili olduğu anlaşılmıştır. sadece sol lobu gelişmiş olan ve bu lobu iyi kullanan insanların üretken düşünebilmeleri için sağ beyni geliştir-meleri gerekir. çünkü insanın mucitlik ve üretkenlik kısmını sağ beyin sağlar. sağ ve sol beyin birbirini tamamlayan fonksiyon-lara sahiptir. sol beyni gelişmiş bir kişi sağ beynini de geliştirirse, beyninin kapasitesi, hayal edemeyeceği kadar fazla artar. şehir hayatı beyni zorlar beyni neler olumsuz etkiler? özellikle günümüzde büyük metropol şe-hirlerde yaşamak, hiçbir etken olmasa da tek başına stres kaynağıdır. trafik, hava kirliliği, çalışma şartlarının ağırlığı, zamanla yarışma gibi etkenler beyni ve sinir sistemini olumsuz etkiler. aşırı stres; uykusuzluk, sinir, insanla-ra tahammülsüzlük durumlarını da berabe-rinde getirir. aşırı stres altında kalan beyin yıpranır, fonksiyonları bozulmaya başlar ve hükmetme kabiliyeti zayıflar. örneğin; gün-lerce uykusuz kalan kişinin hafızası ve düşün-ce yeteneği zayıflar, vücut direnci düşer. böy-le durumlarda hekim yardımı gerekir. beyin sağlığı ve güçlü bir hafıza</Page><Page Number="105">105 inşaat dekorasyon stresin beyindeki tahribatı görülebilir bir durum mu? sinir ve stres, sinir sisteminin normal işleyen biyokimyasal meka-nizmasını bozar. bazen geri dönüşümsüz tahribat bile yapabilir. özellikle ağır ruhi travmaya maruz kalınca yaşanan şok, buna bir örnektir. olumsuz olayların etkisi ile beyinde salgılanan maddeler, vücuttaki diğer hormonları da aktive eder. buna bağlı olarak dola-şım hızlanır, kalp ritmi artar. kişi yerinde duramaz. geçici olarak beyin fonksiyonları zayıfladığı için kişinin bedenine hükmetme kabiliyeti azalır. bu yüzden saldırganlık, eşya kırma, bilinçsiz bir şekilde karşı tarafa zarar verme görülebilir. stresli işlerde çalışanların beyinleri zarar görür mü? işyeri en büyük stres kaynağıdır . ancak unutmayın; profesyonellik, bulunan her şarta uyum sağlama kabiliyetidir. dolayısıyla iş yaşan-tısı insan yaşamını sürdürmesi için kaçınılmaz ise, iş stresi ile başa çıkmayı bilmemiz gerekir. bunun için psikolojik destek almak ge-rekebilir . yurtdışındaki büyük şirketlerde çalışanlara, stresle başa çıkmanın yollarına dair seminerler verilir . gerekirse kişilerin birebir destek alması sağlanır. neticede sinir ve stres, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilediği için dikkati azaltır, doğru karar vermeyi engeller, olaylara objektif bakmayı önler. eğer kendi kendinize, yaşadığınız sinir ve stresten kurtulamıyorsanız, uzman desteği almanız ve hatta gerekirse ilaç tedavisi görmeniz gerekebilir . beyin ilaçla tedavi edilebilir sinir ilaçları beyinde tahribata neden olur mu? beyin hayali bir organ değildir. akciğer, böbrek, karaciğer gibi rahatsızlanabilen bir organdır. örneğin; karaciğerde tahribat so-nucu salgılanan maddelerin yüksekliği ateş, sarılık gibi belirtilere neden olur. beyinde de ruhsal travma, iş stresi vs. gibi etkenlerle salgılanan maddeler nedeniyle oluşan hasar sonucu; sinir, stres, uykusuzluk gibi belirtiler oluşur. diğer organlarda oluşan hasarlar nasıl ilaçla tedavi ediliyorsa, beyin ve sinir sistemi de ilaçla tedavi edilebilir. beyinde işleyişi bozulan biyokimyasal düzen ilaçla dü-zeltilmezse hastalık ilerler. sinir ve stresin beyine vereceği zarar, ilaçların vereceği zarardan tahmin edemeyeceğiniz kadar fazladır. kaynak: sabah beyninizi sağlıklı tutmak ve hafızanız için 6 altın kural araştırmacı mehmet teber, güçlü bir hafızaya sahip olabilmek için yapılması gereken 6 kuralı açıkladı. işte, altın değerinde 6 öneri... hepimizin şikâyetçi olduğu ortak bir nokta var: unutuyoruz. isimleri, yerleri, yüzleri, yapmamız gereken işleri, aramamız gereken şahısları unutup kalıyoruz. hatta bazılarımız amnezi adı verilen "hafıza kaybı" hastalığına tutulmuş durumdayız. bazı yaşlılarımız ise "bunama" ola-rak adlandırabileceğimiz alzheimer hastalığının pençesinde kıvranmakta. unutkanlığa, amneziye ya da alzheimer'e yol açan birçok faktör var. alkol kullanımı, beyinde meydana gelen hasarlar, psikolojik ya da duygusal travmalar, depresyon, baş yaralanmaları ve genetik faktörler bunların başlıcaları. araştırmacı mehmet teber, güçlü bir hafızaya sahip olabilmek için yapılması gereken 6 kuralı açıkladı. işte bu yöntemler: 1- ilk olarak kısa süreli hafızamıza aşırı veri giriş çıkışını engellememiz gerekiyor. yoldaki tabelaları, reklam panolarını okumaktan vazgeçip elimizde bulundurduğumuz bir kitabı okumak en güzeli. 2- uzun süreli hafızamı geliştirmek amacıyla her gün bir söz ya da bir şiirden bir parça ezberleyebiliriz. hafızamızın zindeliğini koruması açısından bu çok önemli. yine sevdiklerimizin telefonun cep telefonumuza kaydetmenin yanında aklımıza kaydetmeyi de alışkanlık haline getirmek faydalı olacaktır. 3- sağ beynimizi geliştirecek etkinliklerde bulunmak güçlü hafızanın en önemli formüllerinden biri. bu konu başlı başına bir konu olduğu için ayrıntılı bilgiyi kitaplardan ya da internet sitelerinden bulabilirsiniz. 4- bol oksijen alabileceğimiz ortamlarda bulunmak beynimizin sağlıklı çalışması açısından çok önemli. 5- depresyondan ve kaygıdan uzak bir hayat yaşamaya çalışmak hem unutkanlığa hem de sağlıklı bir hayata kapı açan en önemli anahtar olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. 6- alkol ve sigara beyinden ciddi hasarlara yol açtığı için bu maddelerden oldukça uzak durmak en iyisi. kaynak: www. beyinegzersizi.com</Page><Page Number="106">konya vizyon • mayıs 2011 106 turizm nemrut dağı, güneydoğu anadolu’da deniz seviyesinden 2.134 metre yükseklikte. mö 69-34arasında yörenin kralı olan 1. an-tiochus, nam-ı diğer kommangene, zirvey ve yunan soyundan gelen kendisinin ve tanrıların şanına adadığı olağanüstü bir anıt dikti(kitabelere göre). pers ve yunan soyundan gelen kralın ge-liri, suriye ve pers arasındaki ticarete dayalıydı. mitolojide, dağ-ların zirveleri ölümsüzlerin evi olarak anılır. antiochus, nemrut dağı’nı tanrı heykellerinin evi haline getirdi-kendisini de bunlar arasına dahil etti. dorukta, taşların oluşturduğu bir höyüğün iki yanında iki aslan, iki kartal ve herkül, zeus-oromasdes,(pers tanrısı ahura mazda ile özdeşunan zenginlik tanrıçası)apollo-mithras ve antiochus’un 9 metrelik heykelleri bulunuyor. bu figürler, geçen yüzyıllar içinde kafalarını kaybetti, bölgede parçalar halinde sürreal bir görüntü sergiliyorlar. heykellerin kime ait olduğu kitabeler yoluyla belirlendi. aynısı, zamanında uzun frizler oluşturan dikey taş dilimleri için de geçerli. bunlar, antiochus’un atası olan makedonyalılarla persleri anlatıyor. her birinin önünde esans yakılan minberler, yer alıyor. aynı heykeller ve atalar 49 metre yüksekli-ğinde ve 152 metre çapındaki höyüğün iki yanında yer alıyor. ancak doğu tarafındaki, taş tabaklardan oluşan heykeller, çok daha iyi muhafaza edilmiş. devasa kafa figürleri, yunanlıların yüz ifadesini ve perslilerin saç stilini yansıtıyor. antiochus’un lüsüzlerden biri olduğuna inandığına dair şüphe yok. batı tarafındaki rölyeflerde, apollo, zeus ve herkül’le el sıkıştığı görülüyor. burada da mö 7 temmuz 62’de gerçekleşen astronomik birleşmeyi anlatan, yıldızlar, jüpiter, mars ve satürn gezegenlerinin aranjmanının işlendiği bir taş dilimi çok ilgi çekiyor. bu tarihin neden önemli olduğu kesinlik kazanmış olmasa da nemrut dağı’ndaki yapılanmanın başlangıç tarihi olabileceği sanılıyor.</Page><Page Number="107">107 turizm höyüğün doğu tarafındaki minber bugü-ne dek sağlam kalmış. iki bölge arasında duvarlı bir geçiş olduğuna ve bu geçidin girişine aşağıdaki bir dağ patikasından gidildiğine dair yeterli kanıt var. bölgede, dini törenler gerçekleştiriliyordu. yüzyıl-lar süren gizlilikten sonra, nemrut dağı 1881’de alman mühendis karl sester ta-rafından keşfedildi. sonraki bazı çalışma-larında antiochus’un mezarı bulanamadı, ancak bu bölgede yakıldığı sanılıyor. hiç insan kalıntısının bulunmayışının önemi yok - kralın gururu, ardında bıraktığı heykellerle yaşıyor. kommagene kommagene, ilk başka sele-ucid imparatorluğu’nun bir parçasıydı. mö 2. yüzyılın ortalarında bağımsız bir eyalet oldu. 1. antiochus’un yönetiminde, kral roma’nın düşmanı perslerle müttfik olana kadar roma’yla iyi ilişkiler içindeydi. ms 38’ de mark antony antiochus’un tahttan indirdikten sonra kommagene eyaleti güveni-lirliğini yitirdi. sonunda, ms 72’ de imparator vespasian tarafından roma eyaleti olan suriye’ye dahil edildi. nasıl gidilir? yüksekliğinden ötürü nemrut dağı’nı ziyaret etmek için en uygun zaman haziran, temmuz ve ağustos. başkent ankara’dan, elazığ’dan ve diyarbakır’dan buraya uçuşlar var. buraya adıyaman’dan araba, minibüs ya da helikopterle ulaşabilirsiniz. 360 nolu karayolu üzerindeki kâhta’da konaklama imkanı var. şanlıurfa’dan bir gün süren araba seferleri de organize ediliyor.</Page><Page Number="108">konya vizyon • mayıs 2011 108 turizm peru andları’ndaki urubamba nehri’nden 457 metre yukarı-da, iki dağın arasında terk edil-miş bir tören alanı uzanır. bu yere machu picchu, yani “eski zirve” denir ancak bu isim yakınlardaki bir dağdan ödünç alınmıştır ve bu önemli yerleşi-me verilmesinin sebebi orijinal isminin bilinmemesidir. yale üniversitesi arkeologlarından hiram bingham 1911 yılında bu uzak, iki hektarlık yerleşi-mi keşfettiğinde, imparatoru başkent cuzco’dan kaçıran ispanyol istilasından sonra son inkalıların 36 yıl boyunca yaşadığı meşhur vilcabamba’yı bulduğunu düşünür. görüntü-nün muhteşemliği su götürmez bir gerçekti ancak yerleşimin vilcabamba olup kesinliğe kavuşmuş değil. machu picchu bir şehirden çok, önemli bir tören alanı ve dini yerleşim yerine benzer. yapıldığı tarih tam olarak bilinmese de, inka imparatorluğu’nun 15’inci yüzyıl sonlarına denk gelen genişleme döneminde yapıldığı düşünülüyor. burada bir tahmine göre en az 1500 kişi yaşamış-tı. bölgede bulunan iskeletlere bakıldığında 1 erkeğe 10 kadınının bulunduğu söylenebilir. bu oran machu pıcchu’nun güneşe tapma merkezi olduğu ve güneş bakireleri olarak bilinen kadın-ların mabedi olduğu teorisini doğruluyor. machu picchu’da güneşin önemine dair bir diğer kanıt da, “intihuatanha”denilen güneş sunağı’nın varlığıdır. bu tuhaf şekilli taş yapı, karmaşık bir astronomi cihazına benzer. buna benzer bir başka yapı buluna-mamıştır ama intihuatanha’nın gündönümleri gibi özel tarihleri saymakta kullanıldığı düşünülmekte-dir. isminin ise kış gündönümü sırasında güneşin düştüğü noktadaki bir törene genderme yaptığı sanılıyor. güneş kulesi adı verilen at nalı şeklinde yapılmış ve kış gündönümünde güneş ışınlarını yakalayacak şekilde yerleştirilmiş bir penceresi bu-lunan bir yapıda ve ayrıca üç pencere tapınağı adı verilen ve bu üç encerenin dikdörtgen şeklinde dik bir taşla hlanlanmış bir şekilde sıralandığı yapıda güneş gözlemleri yapıldığı tahmin ediliyor.burada yaz ve kış gündönümlerinde inti raymi adı verilen bir inka güneş festivali yapıldığı biliniyor.</Page><Page Number="109">109 turizm machu picchu, bahçelerin, bal-konların, büyük tören yapılarının ve sarayların bulunduğu bir yerdi. su kemerlerinin, çeşmelerinin, banyoların varlığına ve mısır, pata-tes gibi sebzelerin yetiştirildiğine  dair kanıtlar var. farklı katlar ve teraslı bahçeler yüzlerce basamak-la birbirine bağlanmıştır. ispanyol istilasından sonra bir sır olarak kalan yerleşim yeri, bilinmeyen sebeplerle terkedilmiş. inkalar arasında bir iç savaş olduğu ya da tapınağının bozulduğu, ortaya atılan teoriler arasındadır. nasıl gidilir? machu picchu, lima’dan iç hat seferleri yapılan cuzco kentine 97 km uzalıkta. cuzco’dan machu picchu’ya  trenle gidilebiliyor ve ge-nellikle trenler otobüslerle bağlantılı. istasyondan böl-geye yaya tırmanma mesafesi yaklaşık üç saat. olağanüstü duvarcılık hiram bingham, machu picchu’daki olağanüstü taş işçiliği hakkında yorumlar yapmış ve dev beyaz granit blokların harç kullanılmadan yerleş-tirilmesini, yerleşimin belki de en etkileyici özelliği olarak tanımlamıştır. bu taşların çoğunun kenarı, bir taşın diğerine mükemmel bir şekilde otura-bilmesi özenle şekillendirilmiş. sonuç; neredeyse gözle görülmeyecek eklem-leriyle bir duvar ve bu teknikle yapıl-dığında sağlamlığı kanıtlanan binalar. bingham, machu picchu’ya vardığında yerleşim birkaç yüzyıldır terk edilmiş durumdaydı. ancak ormanlık alandaki bitkiler haddini aşmış ve yoğun bir te-mizleme çalışması gerektirmiş olsa da yapılarda hasar şaşırtıcı derecede azdı. bazıları, ne demir aletleri, ne yük taşı-yacak hayvanları, ne de tekerlek bilgisi olan inkaların, bu kalitede bir duvar işçiliği çıkarmış olmalarının imkansız olduğunu söylüyor. inkalar ilerlemiş bir medeniyetti ancak dev taşları kesip taşıyacak aletleri olmadığı sürece mac-hu picchu’yu yaratmış olamazlardı. bu noktada bazıları da dünya dışı ziya-retçilerden ya da doğaüstü güçlerden bahsetmeye başlıyor. daha basit bir açıklama ise “inkalar’ dan önce bura-da yaşamış bir topluluğun yerleşimin temellerini attığını” söylemek olabilir. kesin olan bir şey varsa o da kimsenin machu picchu’nun nasıl inşa edildi-ğini bilmemesi. hangi yöntemle inşa edilmiş olursa olsun, bu yerleşim yeri, gizemli insanların dünyasına heyecan verici bir göz atma imkanı sağlıyor.</Page><Page Number="110">konya vizyon • mayıs 2011 110 turizm islam’ın en kutsal türbelerinden biri, islam’la ilgili dünyanın en eski binasının içinde bulu-nuyor. kubbe-tüs sahra, müslümanlar için çok önemli bir türbe olsa da, islam’dan önce de kayda değer olan bir bölgede yer alıyor. mö 1. milenyumun başlarında kral davit kudüs’ü ele geçirdiğinde, tanrı’nın gazabına uğrayan bir nüfus sayımı yapmaya çalıştı. sonuçta bir bela gerçekleşti. durumu düzeltmek isteyen david, kudüs’te ibrahim’in oğlunu kurban ettiği kayaya bir minber yaptırdı. moriah dağı’nın zirvesindeki bu kaya, birçoklarına göe dünyanın merkeziydi. david’in oğlu solo-mon daha sonra buraya altın kutu ark of the covenant’ın sakladığı büyük tapınağı yaptır-dı. bugün hala, alanda tapınağın kalıntıları bulunuyor. 6. yüzyılda, nebuchadrezzar şehri yerle bir ettikten sonra, tapınak yeniden inşa edildi. düzlük de tapınak da mö 1. yüzyılda kral herod’un isteği üzerine genişletildi. ms 7. yüzyılda, kudüs’ün arap fatihi umar ibn-khatib, orijinal kayayı ortaya çıkardı ve yakına bir cami yaptırdı. daha sonraları, halife abdül-melik, buranın müslümanlar için bir dibadet yeri olması konusunda diretti. hepsinin ötesinde burası hz. muhammed, melek cebrail tarafından uykusundan uyan-dırılıp kanatlı bir at üzerinde kudüs’ e getirildi. hira dağı’nın zirvesinden göğe, tanrı’nın huzuruna çıktı ve islam’ın şartlarını öğrendi. kubbe-tüs sahra, hz. muhammed’in göğe yükseldiği yerde bulunuyor. burayı ziyaret eden hacılar, peygamberin ayak izleriyle saka-lını görebilir. bina, 688-692 yılları arasında, inşa edildi. islam’la ilgili dünyadaki en eski yapı olsa da, dizaynı hıristiyan mimarisinin etkilerini taşıdığı için “islam’ dan uzak” diye nitelendirilir. orjinalinin altından yapıldığı söylenen kubbe, üzerinde bulunduğu kutsal kayanın sembolü olarak görülür. 20 metre çapında ve 34 metre yüksekliğindeki kubbeyi taş sütunlar taşır. dış tarafta sekizgen bir pasaj bulunuyor. binanın ortasındaki kayayı çevreleyen pasajlar, ibadet sırasında hacıların özgürce hareket etmesine olanak sağlıyor. içeride bariz bizans etkisi taşıyan bir mozaik bulunuyor. hattatlık, türbenin yapıldığı dönemde islam sanatının önemli bir parçasıydı. binanın içinde şeritler halinde kitabeler yer alıyor. bazıları, kubbenin içine boyanmış.</Page><Page Number="111">111 inşaat dekorasyon dış cepheler ilk başta cam mo-zaikle kaplı olsa da, 16. yüzyılda islam mermerleriyle kaplandı. kubbe-tüs sahra’yı yaptıran umayyad hanedanı mensubu halife abdülmelik, binanın içinde anılsa da daha sonraki abbasi halifelerinden biri, bu kitabeyi değiştirerek, burayı kendisine mal etmeye çalıştı. kitabenin üze-rindeki ismi değiştirse de tarihi değiştirmeyi unuttu, böylece kubbe-tüs sahra’nın hakkı hala abdülmelik’e teslim ediliyor. kubbe-tüs sahra’nın bulunduğu tapınak dağı, üç ayrı dini inanışın yan yana olduğu bir yer. ağlama duvarı ms 66’da roma’ya karşı bir yahudi başkaldırısı gerçekleşti. 4 yıl roma ordu-su kudus’ü yerle bir etti. yahudiler öldürülüp esir alındı. hayatta kalanların solomon’un tapınağı’nın bulunduğu bölgeye dönmesi yasaklandı. daha sonra, inançlı olanlara yılda bir kez taşlara dönüp ağlamaları için bölgeye girme ayrıcalığı verildi. gelenek bugün hala devam ediyor. ağlama duvarı (ibranice’de kotel maaravi), yahudilik’in en etkili sembollerinden. kral herod’un zamanında genişletilen duvar, 1948’den 1967’deki altı gün savaşı’na kadar ürdünlülerin elindeydi. 1.2 metre yüksekliğinde taşlardan yapılan duvar, tapınak’ın boyutları hakkında bir fikir verebilir. via dolorosa via dolorosa, isa’nın çarmıhını calvary’e taşıdığı yol. 2 bin yıl sonra, isa’nın ölüme mahkum edildiği roma üslerinden çıkan yol, tapınak dağı’nın kuzey kıyısında uzanıyor. çok sayıda dindar, via dolorosa’da yürümeyi olağanüstü bir deneyim olarak nitelendiriyor. el aksa camii tapınak dağı’nın güney ucundaki cami, kubbe-tüs sahra yapılmadan önce müslüman dünyasının ibadetini yaptığı yerdi. defalarca yeniden inşa edilen kubbeli devasa dik-dörtgen yapı üç bin kişi alıyor. nasıl gidiliyor? ben gurion havalimanı, kudüs’ün 30 mil(48 km) kuzeyba-tısında yer alıyor. kubbe-tüs sahra, kudüs’te eski şehir’deki tapınak dağı’nın üzerinde. modern şehir doğusunda, tren istasyonundan yaklaşık 1 mil (1.5 km) uzaklıkta. araba ya da toplu taşıma araçlarıyla buraya kolayca ulaşılabilir. kaynak: dünya harikaları- on bin yılın eserleri</Page><Page Number="112">konya vizyon • mayıs 2011 112 inşaat dekorasyon batık tırnak nedir? tırnak batması acı verici, yürü-meyi zorlaştıran hatta ileri du-rumlarda engelleyen, görüntü olarak hoş olmayan ve genellik-le uzun süre devam eden bir tır-nak hastalığıdır. tırnak ve ayak derisi arasındaki derinin kızar-masına ve iltihaplanmasına yol açar. buna rağmen batık tırnak sorunu yaşayan çoğu kişi, yanlış bilgilendirme ve yönlendirme ile işin uzmanı haricinde yapı-lan acı verici ve kalıcı olmayan tedaviler nedeniyle batık tırnak uygulamasına yanaşmamakta-dır. fakat gelişen uygulama yön-temleri sayesinde bu sorun kalı-cı ve ağrısız bir şekilde çözüme kavuşturulabilmektedir. batık tırnak neden ve nasıl meydana gelir? ayaklarımız vücudumuzu des-tekleyen ve taşıyan en önemli uzuvlardandır. yanlış ayakka-bı seçimi, yüksek ökçe ve sivri burun ayakkabılar, yetersiz bir şekilde gerçekleştirilen ayak bakımı, kilo fazlalığı, diabet, ha-milelik, basış problemleri, yanlış pedikür ve ağır spor yapmak gibi nedenlerden ötürü ayak ve tır-naklarda birtakım bozukluklar ve hastalıklar oluşabilmektedir. şeker hastalığı da ayak sağlığını olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden biridir. ayrıca tır-nak derilerinin estetik neden-lerle aşırı ve devamlı bir şekilde kesilmesi de tırnak yataklarının kronik ve devamlı bir şekilde il-tihaplanmasına neden olur. batık tırnak uygulama-sında yapılan yanlış uy-gulamalar? batık tırnak uygulamaları ayak bakımı ve sağlığı konusunda uzmanlaşmış podologlar tara-fından uygulanmaktadır. batık tırnak uygulaması için birçok değişik yöntem ve uygulama bulunmaktadır. ayak sağlığı ve bakımı uçlarında kancacıklar olan iki çok ince yaylı titanyum teller, tırnak kenarlarının alt kısmına dikkatlice yerleştirilerek, bir halka ile birbirine bağlanır. böylece tır-nak kenarları, enfeksiyonlu tırnak ağzın-dan kaldırılarak, öne doğru çekilir. reyyan şalvarcı</Page><Page Number="113">113 sağlık ve güzellik çoğu tedaviler, doktorların önerdiği ayak banyoları, krem-ler, antibiyotik kullanımı ve tır-nakların düz kesilmesi şeklinde uygulanmaktadır. bu tedavilerin işe yaramaması ve batık tırnağın uzun süre ile tedavi edilemediği veya yanlış tedavilerin uygulan-dığı vakalarda tırnak ameliyatı yapılmaktadır. bu operasyonlar-da batık tırnağın olduğu tırnak derisi çoğu zaman ayak kemi-ğine varana kadar kesilir ve yok edilir. tırnak yatağının da bir kısmı alınarak yatağın daraltıl-ması sağlanır. fakat bu yönte-min başarı oranı oldukça düşük-tür. hatta sonu alınamamaktadır ve estetik olarak da tırnak yatağı, görüntüsü bozulmaktadır. uygulamada çok karşılaşılan ama başarı düzeyi yine çok dü-şük olan diğer bir yöntem de tüm tırnağın çekilmesi yöntemi-dir. bu da kalıcı değil geçici bir tedavidir. tırnağı batan bir has-ta, tırnağını pedikürde ya da cer-rahi müdahaleyle çektirerek bu acıdan kurtulacağını düşünebi-lir ancak her iki yöntem de has-taya çözüm getirmez. pedikürde batan tırnak yanlardan kesilerek çıkartılır. bu yöntem tırnak ya-tağının iyiden iyiye daralmasına ya da tırnak uzarken tırnağın yatağına saplanarak enfeksiyon oluşmasına neden olur. cerrahi operasyonda ise tır-nak yatağı daralmış bir tırnağın çekilmesi, tekrardan uzayacak tırnağın aynı yatak üzerinde uzaması demektir. aynı yatak üzerinde uzayan tırnak dönük olarak ve ete saplanarak uzaya-caktır. bu da enfeksiyon oluşma riskini ortaya koymaktadır. tır-nağını yiyen insanları düşünün parmak uçları, yuvarlak tırnak-lar sanki ete gömüktür. çünkü tırnağı olmayan bir parmağın ucundaki doku öne, yani tırna-ğın doğduğu yere doğru topar-lanır. tırnağı cerrahiyle alınmış kişiler bu yazıyı okurken “evet gerçekten benim de öyle olmuş-tu.” diyecekler. özellikle diabet hastasının bu riskleri bilerek ha-reket etmesini tavsiye ediyoruz çünkü bu gibi riskler bir diabet hastasında geri dönüşü olmayan büyük problemlere neden olabi-lir. parmak uçlarımızda kılcal da-marlar bulunmaktadır ve bu kıl-cal damarlar parmak uçlarımıza can verir. parmak ucunda oluşan enfeksiyonu kılcal damarların vücuda taşıma ihtimali çok yük-sektir. parmak ucunda oluşan bir enfeksiyon, kemikte veya vücu-dumuzun herhangi bir organın-da ciddi hasarlara yol açabilir. batık tırnak uygulama-sı doğru olarak nasıl çö-zümlenir? 3to tel sistemi nedir? tırnak batıkları cerrahi müda-hale gerektirmeden giderilmek-tedir. 3to adı verilen tel sis-temi ile tırnağın cerrahi olarak çekilmesine gerek kalmamakta ve tırnağın tekrar batması engel-lenmektedir. 3to tel siste-mi aynı diş çengeli gibi, ayak ve el tırnakları için, tırnak defor-melerini düzeltici bir teldir.3to tel sistemi nin kullanıldığı durumlar. etin içerisine batmış tırnakların kurtarılmasında, tırnak ağzının enfeksiyon kapması durumunda da uygulanabilir. içeriye doğru çok kıvrılmış tır-naklarda,  etin içerisine hafifçe batmış tırnaklarda önlem olarak 3to tel sistemi  nasıl çalışır? uçlarında kancacıklar olan iki çok ince yaylı titanyum teller, tırnak kenarlarının alt kısmına dikkatlice yerleştirilerek, bir halka ile birbiri-ne bağlanır. böylece tırnak kenar-ları, enfeksiyonlu tırnak ağzından kaldırılarak, öne doğru çekilir. 3to tel sistemi şikâyetlerin çabucak azalmasını sağlar. avantajları hassas bakım: tel takılırken hemen hemen hiç bir şey hisset-mezsiniz.  hızlı rahatlama: tırnak ve deri bölgesinin yükünü hafifle-terek ayak parmağındaki acıyı hızlı bir şekilde ortadan kaldırır rahatlama sağlar.  ayakkabıların içerisinde her-hangi bir engel teşkil etmez.  spor ve iş hayatında kısıtlama getirmez. uzun vadeli iyileşme: tırna-ğın doğal uzamasını destekleme ile iyileşme sağlar, hemen he-men problemin tekrarını orta-dan kaldırır. ameliyata (tırnak çekilmesine) en iyi alternatiftir: özellikle şeker hastaları için çok avantajlıdır.  mükemmel uyum şekli saye-sinde tırnakların şekline göre bireysel uyum sağlar. 3to tel sistemi etin içerisine batmış tırnakların kurtarılmasında, tırnak ağzının enfeksiyon kapması durumunda da uygulanabilir.</Page><Page Number="114">konya vizyon • mayıs 2011 114 inşaat dekorasyon diabet ayak: diabet ayakların bakımında bazı farklılıklar bulunmaktadır. çünkü dia-bet hastalarının ayaklarında ortaya çıkan so-runlar, dikkate alınmadığında çok küçük bile olsalar ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. diabetik ayaklarda, dolaşım bozukluğundan dolayı his kaybı oluşabilmektedir. cilt ince ve hassas olup, ancak hastalar acıyı hissetmekte zorlanmakta, ya da hiç hissetmemektedirler. bu nedenle de diabetlilerin ayaklarına kesici makas pens ve sivri uçlu aletler kullanılmadan cihaz ile bakım yapılmaktadır. cildi besleyen özel ayak ürünleri tavsiye edilmektedir. batık tırnak: tırnak batıkları cerrahi mü-dahale gerektirmeden giderilmektedir. 3to adı verilen tel sistemi ile tırnağın cerrahi ola-rak çekilmesine gerek kalmamakta ve tırnağın tekrar batması engellenmektedir. kalınlaşmış (gryphotic) veya mantarlı tırnak: tırnak ağrısız, acısız ve kanamasız inceltilmektedir. gerekiyorsa jel sistemi uy-gulanmaktadır. deforme tırnak: deformasyona uğramış, darbe sonucu ya da farklı nedenlerle şekli bo-zulmuş tırnaklar tekrar şekillendirilmektedir. tırmaklardaki deformasyonlar düzeltiliyor. ortez uygulamaları: parmak duruş veya basış bozukluğundan meydana gelen defor-masyonlar, kişinin ayağına özel destek malze-mesi hazırlanarak rahatlatılmaktadır. nasır ve sertleşme: nasırın neden olduğu baskı tespit edilmektedir. nasır tabakaları ci-haz ile acı vermeden temizlenirken, baskının oluştuğu bölge korunmaya alınarak tekrar oluşması engellenmektedir. jel sistemi uygulaması: kalınlaşmış, de-forme ve batık tırnaklarda, tırnak yatağının düzeltilmesi gerektiğinde uygulanmaktadır. jel sistemi ile mantar tırnaklarda sıvı emilimi engellendiği için tedavi süreci kısalmaktadır. ayrıca tırnakta kalınlaşmadan veya mantar-dan dolayı oluşan rahatsız edici kötü görüntü ortadan kalkmaktadır. deri sertleşmesiyle oluşan problem-lere yönelik uygulamalar: özellikle ayak tabanında, yere basmakla oluşan basınç dağılımı ve sürtünme nedeniyle oluşan sert-leşmelerde, önce sert tabakalar ağrısız acısız cihaz yardımı ile temizlenmektedir. tekrar oluşmasını engellemek için baskı giderici des-tek malzemesi uygulanmaktadır. ciltteki ölü tabakalar temizlenir, cilt tipine uygun ürünler kullandırılmaktadır. düzenli bakım ile ciltteki ölü tabakalar giderilmektedir. çatlak topuk uygulamaları: derideki çatlaklar şişkin kuru ve yağ eksikliği olan nasır tabakaları sonucu olarak oluşmaktadır. çat-lakların ilerlemesi burada bulunan damarlar sayesinde mikroorganizmaların çatlaklardan vücudun içine ulaşma riski nedeniyle tehli-keli olabilmektedir. ayrıca burada bulunan açık sinir uçları, çok fazla ağrı hissedilmesine sebep olmaktadır. bunları düzeltmek için ilk önce fazlalık olan nasırlaşmış tabaka dikkatli-ce alınarak basınç azaltılmaktadır. ardından yağlı krem sürülmekte ve bazı durumlarda alt deri tabakasına kadar ulaşan çatlakların onarılması için düzenli bakımlar ile kontrol altına alınmaktadır. günlük yaşamda el ve ayaklarımız çeşitli nedenlerle yıpranıyor ve bakıma ihtiyaç duyuyor. - diyabetik ayak - batık tırnak - kalınlaşmış tırnak [ gryphotıc] - nasır - deforme tırnak - mantar tırnak - siğil - ortez uygulamaları - jel sistem uygulamaları - deri deformasyon, sertleşme, keratinizasyon - destek malzemelerinin uygulanması [tabanlık,silikon v.s] - çatlak topuk - terleyen ayak</Page><Page Number="115">115 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="116">konya vizyon • mayıs 2011 116 kadın günümüz çağında hamilelikte egzersiz yap-mak iyi beslenmek kadar önemli olup aynı zamanda sabır ve özveri isteyen bir spordur . geçmişteki, egzersiz yaparsan çocuğun dü-şebilir, erken doğum yapabilirsin, bebeğine kordon dolanır kesinlikle yapma gibi yanlış inanışlar yerini bilimsel gelişmelere bırakmış-tır . hamilelik döneminde ve sonrasında anne ve bebeğin sağlığı için egzersiz ayrı bir önem taşımaktadır . bebeğin büyümesiyle karın bölgesinde ortaya çıkan ağırlık artışını den-gelemek üzere, sırt kasları daha fazla kasıl-maya ve bel kavisi artmaya başlar . meydana gelen bu değişimler kaslarda aşırı yorgunlu-ğa ve bağlarda gerginliğe neden olur . bunları engellemek için hamilelik egzersiz programı dâhilinde, karın kaslarını güçlendirici ve sırt kaslarını esneten egzersizler yapmak, doğru nefes alıp vermeyi, ergonomik duruşları, düz-gün oturma ve yatma pozisyonunu öğren-mek, dinlenme araları vermek konularında bilinçlenmek son derece faydalıdır . hamilelik dönemi egzersiz programının üç temel ilkesi vardır: • annenin fiziksel dayanıklılığını artırarak doğum sonrası yoğun tempoya ayak uydurmasını sağlamak • hamilelik döneminde kontrollü kilo alımını sağlayarak vücut düzgünlü-ğünü korumak • annenin bu zorlu ve heyecanlı süreci bilinçli, dinamik ve mutlu olarak tamamlamasını sağlamak. 	 hamilelikte egzersiz günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. egzersiz düzenli ve doğru yapıldığı takdirde vücudu hamileliğin bazı olumsuz etkilerin-den korur. daha önemlisi zihinsel ve psikolojik olarak rahatlık sağlar. kilo art-tıkça, karın büyüdükçe anne kendini ağır, hantal, cazibesiz ve sıkıntılı hisseder. özgüvenini kaybeder. unutmayın egzersiz önemli bir psikolojik destek aracı-dır. egzersiz yapan hamile bayanlar çocuğuna daha mutlu ve huzurlu yaklaşır. fzt. hatice dayı</Page><Page Number="117">117 kadın hamilelikte meydana gelen değişimler hamile olduğunuzu öğrendiğiniz an-dan itibaren geçecek 9 aylık süreçte vücudunuzda birçok değişiklik mey-dana gelecektir. gebelikteki bu deği-şiklikler: vücut ağırlığındaki değişik-likler, sistemlere ait değişiklikler ve postür (duruş) değişiklikleri olarak 3 başlık altında toplanmıştır. gebelik sürecinde vücut ağırlığında %25 ten fazla bir artış meydana ge-lir. ortalama 10-15 kg ‘lık kilo artışı normaldir. sistemik olarak uterusun kapasitesi 4000 kat artar, böbrekler 1 cm büyür ve mesaneye baskı artar, göğüs kafesinin ve diyaframın pozis-yonu değişir, akciğer kapasitesi azalır, kan hacmi büyük oranda artar, buna bağlı bacaklarda varis oluşumu göz-lemlenebilir, karın kasları ve eklem bağları gevşer, eklem laksitesi oluşur, birçok enzim ve hormonlarda deği-şim meydana gelir. postüral olarakta omuzlar öne doğru yuvarlaklaşır, vücut ağırlık merkezi öne ve yukarı kayar, vücut ağırlığı to-puklar üzerinde taşınır, bel çukurluğu ve eklemlerdeki stress artar. tüm bu değişimlere karşı önlemler alınmaz ise kalıcı hasar bırakabilir. hamilelik egzersiz programı dokto-runuz uygun gördüğü andan itibaren mutlaka bu konuda eğitim almış fiz-yoterapist gözetiminde yapılmalıdır. aksi halde bilinçsizce yapılan yanlış egzersizler size ve bebeğinize zarar verebilir. fizyoterapist yaptığı fiz-yoterapi değerlendirmeleri ışığında her hamilenin kendine özgü egzer-siz programını belirler, eğitim verir ve uygular. hamilelikte sırt, karın ve pelvik taban kaslarının çalıştırılması gerekmektedir. bebeğin büyüdükçe ağırlaşması nedeniyle taşıyıcı olan kasların, özellikle karın kaslarının kuv-vetlenmesi annenin rahatlığı açısından önemlidir. kasıklardaki kasların geliştirilmesi ise, doğum anında esnekliği ve doğum sonrası problemlerin daha az görülmesini sağlar. sırt kaslarının çalış-masıyla da, duruş bozuklukları ve bel ağrıları giderilebilir. annenin bebeğini taşımada zorlanma-sını engellemek için de kol ve boyun kasları kuvvetlendirilmelidir. egzersiz yaparken nefes kullanımının yanı sıra, vücudun su kaybına da dikkat etmek gerekir. unutulmamalıdır ki, vücudu çok fazla yormayan ve her gün dengeli yapılan egzersizler hamilelik için faydalıdır. amaç alınan kalorileri yakmak ve formda kalmak değil, doğum anında ve sonra-sında kullanılacak kasları geliştirmektir. 9 ay süren bu zorlu sürecin ardından, sizi, hiçbir şekilde açıklayamayacağınız eşsiz bir duygunun beklediğini unutmayınız… annelik… değerli anneler mutlu ve sağlıklı bir hamilelik geçirmeniz dileğiyle…</Page><Page Number="118">konya vizyon • mayıs 2011 118 diyet yemek yeme davranış bozukluklarından birisi olan orthorexia yunan-cada "doğru yemek yemeye fiske vurmak" anlamına geliyor. ilk olarak dr.steven bratman ekim 1997'de yoga dergisinde bu konuyla ilgili yazdı-ğı yazıda konuyla ilgili çok ilginçtir birçok telefon ve soru almış. diyet uzmanı ahmet gürapaydın orthorexia: rejim yapma takıntısı aslında orthorexia psikolojik bir rahatsız-lık gibi görünmesine rağmen gelişiminde sık ve bilinçsiz yapılan diyet uygulamaları yatıyor. bu kişiler devamlı rejim yapma is-teği duyarlar, sürekli yediği yemeklerin saf, katkısız ve doğal olmasına özen gösterirler, vakitlerini doğal ürünler satan marketler arayarak geçirirler, birçoğu vejetaryen ki-şilerdir, sebze ve meyveleri doğallıkları kaçmasın diye çiğ olarak tüketirler, onlar için beslenmekte amaç lezzetli yemek değil sağlıklı yemektir. kendi bildiklerinin tek doğru olduğuna inanıp kafalarının dikine giderler belli bir süre sonra yiyecek yemek bulamamaya başlarlar, çünkü takıntılı olmaları her besi-nin hazırlanış ve sofraya getiriliş biçiminde bir sağlıksızlık bulmalarına yol açmaktadır. belli bir süre sonra ellerinde yiyebilecek sadece birkaç besin kalmıştır, bu ara-da hızla kilo kaybettikleri için besin öğesi eksikliklerine ve zayıflığa bağlı sağ-lık sorunları baş gösterir. bu halleriyle farkında olmadan anoreksia nervozaya benzer özellik gösterirler ki; anoreksia hastalığı % 10-15 açlıktan ölümlerle sonuçlana bilen, kesin tedavinin zor gerçekleştiği, tedavi edilse bile tekrar baş gösteren, hiç yemek yememe, yese de çok az ve belli şeyleri yeme hastalığıdır. orthorexia’lara artık yemek yediremezsiniz, yaşam gayeleri sağlıklı besin ara-mak olmuştur artık ve daha kötüsü sizi de çok eleştirirler diğer insanlara zaval-lılar gözüyle bakarlar. aşağıdaki sorulara evet cevabı veriyorsanız orthorexia belirtisi gösteriyorsunuz demektir? sağlıksız şeyler yemeyenleri küçümsüyorum. yarının yemeğini bugünden planlarım dün yaptığınız diyet size yetersiz mi geliyor steril olmayan besinleri yedikçe sağlığınızın bozulduğunu mu düşünüyorsunuz yemeğin sağlıklı olması lezzetli olmasından daha mı önemli  oysa sağlıklı beslenmek bazı şeyleri yemeyerek değil her besinden dengeli yiye-rek sağlanabiliyor. vücudumuz sağlıklı olmak için yaklaşık 40 adet besin öğesi-ne ihtiyaç duyuyor. bunu da bir iki besinden karşılamamız imkânsız bu nedenle her besinden belli oranda yemek gerekiyor. özellikle gençlerimizi rejim yapma takıntısı olan orthorexia hastalığından koruyalım, onlara her besinden yemenin belli oranlarda ve miktarda yemenin sağlıklı beslenmek olduğunu öğretelim.</Page><Page Number="119">119 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="120">konya vizyon • mayıs 2011 120 sağlık burnunuzdan estetik ameliyat olmalısınız özel konya farabi hastanesi plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahisi uzmanı op. dr . mehmet dadacı burnunuzdaki ufak bir sorunun yüzünüzü gölgelediğini düşünüyorsanız, burnunuzda eğrilik veya şekil bozukluğu varsa, insanlarla karşılaştığınızda kendinizi rahat hissetmiyorsanız, karşınızdaki kişinin burnunuza odaklandığını düşünüyorsanız, aynanın karşısında özgüveniniz azalıyorsa; en iyi sonuçlanan ameliyat anlaşılmayan olandır burun estetiğindeki amaç, yüzde uygun oran-tı ve büyüklüğe sahip, iyi nefes alabilen burun oluşturmaktır . en güzel sonuç, estetik ameli-yat olduğu başkaları tarafından anlaşılmayan, yüz ile orantısı uyumlu ve doğal burundur . her insana aynı güzel burnu değil, kişinin yüzüne uygun burun yapmak çok önemlidir . birine ya-kışan burun size yakışmayabilir . güzel ve doğal yapılmış bir burun, estetikli burun gibi kolayca anlaşılamaz. sizi hiç tanımayan kimseler ame-liyat olduğunuzu anlamaz. estetik burun cerrahisi, burnun kemik ve kıkırdakla-rın yeniden şekillendirilmesi ameliyatıdır. bu ame-liyatla burnun yapısı ve yüz ile orantısına bakılarak, burnun boyutlarının küçültülmesi ya da büyültül-mesi, ucunun inceltilmesi, yüksekliğinin artırılması veya azaltılması gibi işlemler yapılır. burun esteti-ğinde, burun şeklinin düzeltilmesinin yanı sıra, bu-run içindeki kıkırdak ve kemik eğriliklerine ya da burun etlerine bağlı nefes alma problemleri de aynı ameliyatta düzeltilebilir.</Page><Page Number="121">121 inşaat dekorasyon ameliyatınızın hüsranla sonuçlanmasını istemiyorsanız burun yüzün en dikkat çeken organ olma-sı nedeniyle küçük hatalar bile göze çarpar . bu nedenle burun estetiğinin; cerrahın bilgi, beceri ve deneyimine en çok bağlı bir operas-yon olduğu söylenebilir . uygunsuz koşullarda ve ehil olmayan ellerde geçirilen ameliyat-lar sonrası, sonuçların beklentileri karşıla-maması sürpriz olmaz. başarıyı artıran en önemli faktör , burnun iyi analiz edilerek plan-lama yapılması ve beklentileri gerçekçi tut-mak gerekir . hastanın ne istediğini bilmesi, beklentilerinin gerçekliliği, yapılabilirliği ve hastanın psikolojik durumu muayene sıra-sında değerlendirilmelidir . burun estetiği ameliyatının öncesi sonrası… açık ve kapalı olmak üzere iki ana teknik kullanılır . ameliyatın hangi teknikle yapılacağı hastanın ame-liyatındaki sorunlarına göre karar-laştırılır . burun gelişimi tamamladıktan sonra ameliyat yapılabilir . bu yaş sı-nırı genç kızlarda 16-17 yaş, erkek-lerde ise 17-18 yaş olarak verilebilir .  ameliyat ortalama 1-1,5 saat sü-rer . ameliyat sonrası hastamızı 1 gün hastanemizde misafir ederiz. ameliyat sonrası burun kenarları ve göz altlarında morartılar ve şişlikler her hastada az yada çok mevcut ola-caktır . buz tatbiki ile bu değişiklikler azaltılabilir . ayrıca ödem azaltıcı ilaç-lar bize yardımcı olur . burun içindeki tampon 3. günde, burun dışındaki alçı 7 günde alınıp flaster ile bandajlama yapılır . yaklaşık 10 günden itibaren hastalarımız işlerine dönebilir . ameliyattan sonra birinci ay sonun-da ödemler azalmaya başlar ve son burun hali yaklaşık 6. ayın sonunda ortaya çıkar . yılın her döneminde burun ame-liyatı yapılabilir . ameliyat sonrası 3 ay sonuna kadar güneşten korun-mak renklenme farklılığını önlemek amacıyla önemlidir . hastalarımız en erken 2. ayın so-nunda mümkün olan en hafif göz-lüklerini kullanmalarına izin vere-biliriz. bu dönemi lens kullanımı ile geçirmeleri uygun olacaktır . 3 ay süre ile burun dış darbelere karşı korunmalıdır . ameliyat öncesi ve sonrası sigara-nın bırakılması sağlığımız ve ameliya-tımızın başarısı açısından önemlidir .</Page><Page Number="122">konya vizyon • mayıs 2011 122 sağlık sessiz ve sinsi ilerleyen bir hırsız ‘glokom’ özel konya farabi hastanesi göz hastalıkları ve cerrahisi uzmanı op. dr . zeynep dadacı glokomda göz içi basıncı sıklıkla yavaş yavaş yükselip, görme sinirinde yıllar içinde ilerleyici bir tahribat yapar . halk arasında inanılanın aksine glokom, ağrısız ve sessiz seyreder . hastalık çok ilerlediğinde görme kaybı hasta tarafından fark edilir , bu aşamada oluşan hasar geri döndürülemez. glokomun daha nadir gö-rülen tipinde ise (glokom krizi), göz içi basıncının ani olarak çok yüksek değerlere çıkmasıyla, şiddetli göz ağrısı, kızarıklık, görmede bulanıklaşma, ışıkların çevresinde halelerin görülmesi, bulantı ve kusmalar olu-şur . bu durumda saatler içinde bile görme kaybı gelişebileceğinden, hemen göz doktoruna başvurulmalıdır . çok nadir olarak bebeklik ve çocukluk döneminde de glokom görülebilir , gözde büyüme, ışık hassasiyeti ve yaşarma olan bebeklerin göz doktoruna götürülmesi gerekir . göz tansiyonu yüksekliği ile seyredip, yıllarca sesiz sedasız ilerleyerek görme sinirinin tahribatına neden olan glokom, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada körlüğe yol açan nedenler ara-sında ilk sıralarda yer alıyor . kalıcı kör-lük ise sadece zamanında teşhis, düzenli takip ve tedavi ile önlenebiliyor .</Page><Page Number="123">123 inşaat dekorasyon ‘iyileştim’ diyerek tedaviyi bırakmayın glokom çoğunlukla sıradan bir göz muayenesi veya basit nedenlerle polikliniğimize başvuran hastalarda yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir . hastalığa bağlı körlüğün önlenme-sinde düzenli takip ve tedavi de en az erken tanı kadar önemlidir . teşhis edildiğinde hastalığın niteliği ve ciddiyeti, doktor tarafından hastaya ve yakınlarına tüm açıklığı ile anlatılmalıdır . hasta-lığın ciddiyetinin tam bilincinde olmayan hastalar sıklıkla takip ve tedavilerine devam etmemekte, bu da görme kaybıyla sonuçlanmaktadır . tedavi aşama aşama yapılıyor glokom tedavisinde göz içi basıncının düşürül-mesi ‘olmazsa olmazdır’. göz içi basıncını düşür-meye yönelik çok sayıda ilaç vardır . glokom tanısı konulduğunda, hastanın sistemik hastalıkları da dikkate alınarak en uygun tedavi seçeneği belirle-nir . gerekirse cerrahi ve lazer girişimleri de uygu-lanabilir . bu tedavilerde amaç mevcut görmenin korunması, ilerleyici hasarın önlenmesidir . glokom kimlerde görülür?  araştırmalara göre 40 yaş üstü toplumda glokom görülme sıklığı yüzde 1-2 arasında. fakat hastalık sinsi seyrettiği için gelişmiş ülkelerde bile glokomu olan bireylerin yarısından çoğu hastalığından habersiz olarak yaşıyor . merak edilen sorulardan bir tanesi de ‘hastalık riskini arttıran faktörler nelerdir’ oluyor . her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalık olmasına rağ-men ileri yaş (40 yaş üzeri), artmış göz içi basıncı ve ailesinde glokom hikayesi olan kişilerde risk daha yüksek. ayrıca, yüksek-düşük kan basıncı, diyabet (şeker), miyopi (uzağı göreme-me), uzun süreli kortizon tedavisi, göz yaralanmaları ve migren de glokom için risktir .</Page><Page Number="124">konya vizyon • mayıs 2011 124 sağlık bronz ten out sağlıklı ten in özel konya farabi hastanesi dermatoloji uzmanı uzm. dr . dilek peker fazla güneşe maruz kalınan ciltte çil, kırışıklık, kılcal damar genişleme-si, alerjik cilt hastalıkları ve deri kanseri gibi birçok rahatsızlığa rastlanır . güneşten gelen tehlikeli ultraviyole ışınları güneye inildikçe ve yüksek ra-kımlı bölgelerde daha fazladır . güneş yanığı oluşma riski saat 10.00 – 16.00 arasında daha fazladır . bu saatler arasında güneşte fazla kalınırsa, deride bir kızarıklık meydana gelir . şiddetli güneş yanıklarında ağrı, ödem ve su toplamaları görülür . ayrıca ateş, halsizlik ve şuur bulanıklığı olur . bahar aylarını geride bırakmaya hazırlanırken, birçok kişi hastalıklarından kurtulmak için güneşin en sıcak yü-zünü sabırsızlıkla bekliyor . ancak güzel görünmek adına bronzlaşana kadar güneş ışığına maruz kalmak, cildin gü-neş hasarına uğradığı anlamına gelir ve alerjik hastalık-lardan hızlı yaşlanmaya kadar , çeşitli rahatsızlıklara hatta deri kanserine bile neden olabilir . güneş ışınların dik gel-diği saatlerde dışarı çıkmamanın yanı sıra dermatoloji uz-manına giderek cilt analizi yaptırıp, cildinize uygun doğru güneş kremini kullanmak koruyucu bir önlem olacaktır .</Page><Page Number="125">125 inşaat dekorasyon güneş yanığı deyip geçmeyin güneş yanıklarının ciltte oluşturduğu deri değişiklikleri yıllar içersinde yaşlılık lekelerine ve ilerde kansere dönüşebilen üzeri kabuklu hastalıklara neden olur . ayrıca deri kanserle-rinin yüzde 90’ı da güneş gören yerlerde görülüyor . kanse-rin belirtisi de genellikle açık renkli insanlarda kırmızımsı bir yama şeklinde veya beyaz renkli kabarıklıklar şeklinde de başlayabildiği gibi iyileşmeyen kabuklu yara şeklinde de görülebilir . bu tip kanserler , erken yakalanırsa hasta kurtu-labilir aksi durum ölümcüldür . güneşlenmeden önce cildinize ne sürdüğünüz önemli! güneşlenmeden önce sürülen bazı parfüm, kozmetik, bitki ve ilaçlar da kısa bir temas sonrasında kırmızı lekeler , ka-barıklıklar ve su toplamasına da olabilir . bunların yanında doğum kontrol hapları, antibiyotikler , tansiyon ilaçları ve bazı depresyon ilaçları güneşle birlikte çeşitli rahatsızlıklara davetiye çıkarabilir . güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının di-rekt gözle temasında katarakta kadar gidebilen problemlere yol açabilir . her mevsim cilde uygun güneş kremi kullanmak sağlığımız için önemlidir solaryumdan da kaçının bronz ten cildin güneş ha-sarına uğradığını göste-rir ve son derece zararlı-dır . bronzlaşmak aslında dna’sı yavaş yavaş bozu-lan hücrelerin habercisi-dir . bunlarda uzun vadede kanser hücresi geliştirme-ye elverişli hücrelerdir . ay-rıca birçok kişi de solaryum yaptırarak bronzlaşmak is-tese de bu yöntem de doğ-ru bir yol değildir . çünkü birçok solaryum cihazı, de-rinin daha alt tabakalarına inerek erken deri yaşlan-masına ve cilt kanserleri yol açan ultraviyole ışını yayarak cilde zarar verir .</Page><Page Number="126">konya vizyon • mayıs 2011 126 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="127">127 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="128">konya vizyon • mayıs 2011 128 teknoloji teknovizyon nıntendo 3ds tablet pc’lerden sonra 3 boyutlu cihazlar 2010 yılına damga vurdu. tv sek-töründeki 3 boyut ile birlikte oyun sektöründe de 3 boyut büyük bir aşama kaydetti. özellikle gözlüğe ihtiyaç duymayan nintendovirtual boy oyun kon-solu aynı zamanda ilk 3 boyutlu oyun konsolu olarakda kayıtlara geçti. 3 bo-yutlu oyun teknolojisinin yeterli gelmeyeceğini düşünün nintendo, 3ds’nin wii gibi üçüncü parti oyun eksikliğinden sorun yaşamak istemiyor. metal gear solid, metal gear solid 2 ve resident evil gibi bazı dev oyunlar yolda bile. xtıon pro xtion un arkasında teknoloji devlerinden biri olan asus var ve kinect in başlarında ol-duğu gibi kapalı bir kod ile değil tamamen açık ve geliştirilebilir bir sdk (software development kit – yazılım geliştirme kiti) ile birlikte yazılımcılara sunuluyor. açıkçası bu kinect in tahtına göz koymuş bir ürün için pc lerde orijinal bir yazılımı olmayan bir ürüne karşı büyük bir çelme. htc - thunderbolt htc tarafından 4g lte uyumlu desteği ile piyasaya sunulan thunderbolt akıllı telefonu hakkında ilk izlenimler ve teknik detaylara kısaca bakacak olursak; htc desire hd mo-deline göre daha hafif bir model olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. desire hd modeliyle benzer olarak 1ghz hızında işlemci ve 4,3" boyutunda dokunmatik ekran kullanılmış. ekran super lcd özelliklerine sahip, nokta aralığı daha küçük ve daha keskin görüntü teknolojisin barındırıyor.android 2,2 froyo işletim sistemi kullanılan telefon üstün kab-losuz veri aktarım sistemi olan lte veya daha çok bilinen adıyla 4g desteği ile beraber kullanıcıların beğenisine sunuluyor. gerçi ülkemizde bunun şu anlık olsa da işe yarama-yacağını söyleyebiliriz. standar olarak 1400mah batarya ile birlikte gelen telefon, bunun dışında opsiyonel olarak 1650mah lik batarya seçeneği de sunuyor. akıllı telefon piya-sasında aplle'dan sonra en büyük pazar payınsa sahip olan htc modeli bu yeni modeli ile pazar payını bir miktar daha arttıracak gibi duruyor. yakın zamanda gelişmeleri burada aktaracağız. telefon ile ilgili video izlenimleri aşağıda bulabilirsiniz.</Page><Page Number="129">129 teknoloji sony erıcsson w8 sony ericsson w8 walkman tutkunları için üretilmiş bir telefon. lakin bu telefon sony ericsson tarafından daha önce duyurulmuş olan xperia x8'in yazılımının bi-raz yenilenmiş halinden başka bir şey değil. android işletim sistemine sahip w8 akıllı telefon 16m tft dokunmatik ekrana sahip. 99 x 54 x 15 mm boyutlarında ve 104 gr ağırlığında olan w8 walkmanin diğer özellikleri ise; • çizilmelere karşı dayanıklı ekran • html tarayıcı • ivme ve yakınlık sensörü • timescape arayüzü • mp4 oynatıcı • walkman ve mp3 çalar • 320 x 480 piksel çözünürlük • 128 mb dahili 32 gb harici microsd hafıza • usb,bluetooth • sms, mms, email, push email, ım mesaj seçenekleri • google search, maps, gmail, youtube, takvim, google talk • standart batarya, li-po 1200 mah blackberry playbook blackberry playbook tablet bilgisayarını tanıttı blackberry tab-let os işletim sistemini kullanacak olan tablet bilgisayar 7 inch ekran boyutu ve 1024 x 600 çözünürlük desteği sunuyor. black-berry playbookkullanıcılara iyi bir web taraması, çoklu görev olanağı, yüksek multimedya performansı gibi özelliklerin yanı sıra, 1 ghz çift çekirdekli işlemci 1 gb ram bellek sunuyor. ayrıcablackberry playbook ön tarafında 3mp kamera ve arka kısmında 5mp kamera bulunuyor. samsung chat 335 1000 kişilik telefon rehberi, wi-fi 802.11 b/g microsd hafıza kartı desteği, bluetooth 2.1 60 mb dahil hafıza, tam qwerty klavye boyutlar: 111.2 x 61.2 x 12 mm, video oynatıcı renk seçenekleri: siyah, beyaz, gümüş ağırlık: 93 gram, microusb, müzik çalar 2,4 inç 256k 320 x 240 piksel tft ekran 2 megapiksel dijital kamera, java, ajanda video desteği: mp4, h.264, web tarayıcı ses desteği: mp3, eaac, mıdı (polifonik) 3.5mm evrensel kulaklık girişi alarm, e-posta, sms, mms, t9, titreşim</Page><Page Number="130">konya vizyon • mayıs 2011 130 sinema bir “yanlış” okuma denemesi “yamuk baktım, gerçeği gördüm” demişti “yamuk bak-mak” adlı kitabında sloven filozof slavoj jijek. bakış açısının değiştirilmesinin, bir tabloyu algılama biçimini tamamı ile değiştirebileceğini iddia ettiği sözünü ettiğim kitaptaki denemesinde nesnelere geleneksel perspektif açısından değil de ilk anda düşünülmeyecek başka açılar-dan, yani konvansiyonel bakış referans alındığında dü-pedüz “yanlış” bir yerden bakmanın önümüze daha geniş bir ufuk açabileceğinden söz etmişti. bu balkan filozofunun düşünceleri ile aynı çer-çevede ele alınabilecek bir başka kitap mart ayında metis yayınlarından çıktı: (nurdan gür-bilek, benden önce bir başkası, metis yayınları, mart 2011). gürbilek bir edebiyat eleştirmeni olarak en temelde jijek’ten farklı bir şey öner-memektedir aslında: açıyı değiştirmek. ancak bunu yaparken kendi bakışıyla analiz etmek istediği yazar veyahut onun yapıtının arasına, analiz nesnesi yazar ile aynı kaygıları taşıdığını, aynı temayı işlediğini düşündüğü bir başka ya-zarı, o yazarın bir metnini koyar. görüntü bize bir prizmadan kırılarak gelmektedir artık. bir "böcek" imgesi eşliğinde dostoyevski’yi kafka üzerinden yorumlamamızı; modernizme pek-te yakın durmayan ahmet hamdi tanpınar’ı, osmanlı’dan cumhuriyet’e geçiş sancılarının bu çok önemli türk yazarını, insanlığın, dünya-yı radikal bir devrimle değiştirmek dışında her-hangi bir kurtuluş şansı olabileceğini düşünme-yen yahudi marksist filozof walter benjamin’in metinleri yardımıyla anlamamızı önermektedir. çünkü tanpınar ve benjamin ne kadar farklı coğrafya ve inanışların insanları olsalar da onla-rı yazmaya zorlayan kendi bireysel ve toplumsal geçmişlerine yönelik aynı "kayıp duygusu" daha doğrusu "yitirdiklerinin yarası" dır. kısacası, "metinler birbirleri ile konuşabilseydi, konuşmaktan öte tartışabilselerdi birbirlerine ve bize ne söylerlerdi?" sorusu bu eleştiri kitabının temel meselesidir. lafı hiç uzatmadan, aynı meseleyi ve aynı yön-temi sinemaya taşıdığımızda ne göreceğimizi tartışmak istiyorum. örneğin, bir erkeğe duydukları aşkın hayatla-rını büyük ölçüde belirlediği "selvi boylum al yazmalım"ın asya’ sı ile "masumiyet"in uğur’u ne konuşurlardı, neyi tartışırlardı acaba? cenk taşbaşlı</Page><Page Number="131">131 sinema aşık olduğu ve kendisini, onu başkasına vermek isteyen ailesinin evinden kaçıran kamyon şoförü ilyas bunalıma girip evi terk ettiğin-de oğlu samet ile bir başına yapayalnız kalan köylü kızı asya, filmin finalinde geri dönen ve tekrar kabul edilmeyi uman ve kendisinin de hala bir şeyler hissettiği ilyas’a rağmen, onun yokluğunda ona ve oğluna sahip çıkan, oğlunun baba bildiği yol yapımcısı cemşit’i, büyük ölçüde oğlunun olası taleplerini göz önüne alarak tercih eder. çünkü ona göre sevgi "emek"tir; "sahip çıkan insan eli"dir. oysa "masumiyet"in baş kadın karakteri için; onu deliler gibi seven ve koruyup kollayan bekir ve lal kızı çilem ile, kendi aşık olduğu adamın; bir hapishaneden diğerine, bir türlü rahat durmadığı için nakledilen zagor’un peşinde, o şehir senin bu şehir benim gezen; ve filmin sonunda hapisten kaçan zagor ile birlikte olmak uğruna kızı-nı, bekir’in karşılıksız aşkı nedeniyle intihar edişi sonrasında onun "misyon"unu üstlenen yusuf ’ a emanet edip, sevgilisinin yanına gittikten sonra mafya tarafından sevgilisi ile birlikte öldürülen uğur için sevgi düpedüz cinsel ve duygusal tutkudan ibarettir. ne olursa olsun tutkuyla bağlanılan insanın yanında olmaktır. dışardan bakıldığında 1977’ deki "selvi boylum…"dan 1997’ deki "masumiyet"e 20 sene içerisinde türk kadınının yaşadığı değişimin bir ahlaki yozlaşmaya mı yoksa kadının öz-gürleşmesine mi işaret ettiği kuşkusuz tartışılabilir ancak benim dikkat çekmek istediğim nokta hayali bir mekanda tartışan asya ve uğur’un kendi duruşlarını savunmak adına ne tür argümanlar geliştirecekleridir. örneğin, asya uğur’ a, çocuğu olduktan sonra bir kadının yalnızca ken-dini düşünmeye hakkı olmadığını mı vazederdi acaba?  ya da uğur asya’ya ilyas ile kaçtığında gösterdiği cesareti, yüreği-nin sesine kulak verebilme yiğitliğini cemşit’i tercih ederek boşa harcadığını mı iddia ederdi? kaçarken ailesini karşısına alarak gös-terdiği tavırla kapıdan kovduğu teslimiyeti, konformizmi çocuk bahanesiyle cemşit’i tercih ederek bacadan içeri almış olduğunu mu haykırırdı asya’nın yüzüne? olası cevapları okuyuculara bırakarak analiz içeriğini değiştiri-yorum. ancak değiştirmeden önce ilk paragrafta adını andığım gürbilek’in kitabında sözünü ettiği bir kavramdan, "paranteze al-mak" diye adlandırılabilecek bir tarzdan bahsetmek istiyorum. nur-dan gürbilek kitabında, yazarların kendilerine bir tür "alan açma" çabası içinde olduklarından söz eder. kendisinin "edebi selefi" yani öncülü olan, temelde aynı temayı iş-leyen bir başkasıyla farklılaşmaya başlayan yazar ister istemez ken-di problemini tartışmak adına öncülünün sorunsalını, tabiri caizse es geçecek, görmezden gelecek veya önemsizleştirecektir. kısacası paranteze alacaktır. aynı tarzı yukarıda bahsettiğim filmlerde de görebilmekteyiz. örneğin asya için, kendisinden önceki sevda an-latılarında kim bilir kaç aşığın üstesinden gelmeyi başaramadığı, bu yüzden kara toprağın altına girdiği "muradına erememe", sevdi-ğine kavuşamama problemi hiç sorun olmamış; sevgilisi ile kaçıp, hamile kalıp, bebeğini doğurduktan sonra ana babasından helallik istemeye baba evine dönmüş, ellerini öpüp barışmıştır. film bunu göstermez bile; olup bitenleri asya’nın anlatıcı üst sesinden dinle-riz. buna karşılık uğur için, hem asya’nın anlatısının merkez so-runsalını hem de asya’nın hikayesiyle kendi hikayesinin kesişim noktasını oluşturan "sana emek veren sabırlı, fedakar erkek mi yoksa senin arzuladığın uçarı erkek mi?" sorusu hiçbir zaman bir dilemma, ikilem haline gelmemiş; uğur, iradesini, çok açık bir biçimde ikinci erkek tipi lehine belirtmiş; bu tercihin ortaya çıkardığı problemler-le savaşmayı tercih etmiştir. ne kızı  çilem’in bekir’i baba bilip bağ-lanma olasılığı, ne de bekir’in filmin ortasında beynine bir kurşun</Page><Page Number="132">konya vizyon • mayıs 2011 132 sinema sıkıp dünyadan göçüp gitmesi gerçeği umurunda olmuştur. asya "karasevda anlatıları" denilebilecek çok ciddi bir külliyatı, uğur da asya’nın asıl derdini "paranteze almışlardır". artık, köyden şehre, varoştan şehir merkezine, eğitimsiz yoksul aşık kadın-lardan, kime ne duyduğunu kendi bile anlayamayan, ne hissettiğini bilmekten aciz ama şehirli, eğitimli modern ve yalnız erkek bireylere gelebiliriz. bura-da da "çapraz okuma" işe yarayacakmış gibi gözüküyor.  nisan ayı içinde seyrettiğim, 1990’ların ortalarında istanbul’da başarılı bir rad-yo programı yapan iki "marjinal"in an-latıldığı "kaybedenler kulübü" ve film-deki erkek temsilleri, bana, temelde aynı "habitus"a, aynı sosyal belirlenim ve çevreye sahip erkekleri anlatan, biri olağanüstü popüler diğeri ancak meraklısı tarafından internetten indirilerek iz-lenebilmiş iki filmi anımsattı. "ıssız adam" ve "moral bozukluğu ve 31". sözü edilen üç filmin de ortak noktası, yukarıdaki paragrafta bahsi geçen erkek tipinin zaman zaman görece başa-rılı, "moral bozukluğu…"nda olduğu gibi bazen "mutlak başarısız" gönül macerası "girişimlerini" konu edinmesi. pek bilinen bir film olmadığı için "moral bozukluğu"nda, aynı evi paylaşan iki kafadarın artık yalnızlıktan "ıssızlıktan" gına getirip kadınlarla anlamlı, karşılıklı bir ilişki kurma çabasına giriştiklerinden, ancak filmde gösterilen hiçbir girişimin müspet sonuç ver-memesinin "mizahi bir tonla" anlatıldığından bahsetmem gerekiyor. benim kafamı kurcala-yan nokta şu: "ıssız adam" ve "kaybedenler…" deki erkek baş rol oyuncularına layık görülen ancak diğer filmdeki "elemanlar"a bahşedilme-yen çekicilik ve karizma biz seyircileri aslında mevcut olmayan bir ayırıma, bazı insanların "öz"lerinde var olan birtakım hususiyetlerden dolayı diğerlerinden daha fazla teveccüh gös-terilmeye layık şahsiyetler olduğu illüzyonuna sürüklüyor olamaz mı? başka bir deyişle, şayet "ıssız adam" hoşlandığı kızdan karşılık göreme-seydi; eğer "kaybedenler"in yaptığı radyo prog-ramı popüler olmasaydı bu filmlerdeki muh-terem şahsiyetlerin, "moral bozukluğu"ndaki zavallılardan bir farkı kalacak mıydı acaba? yani, karizma da, çekicilikte, bir "yapıntı", öyle olduğuna vehmedilen insanlara yönelmiş bakışların bir ürünü, çok sayıda değişkeni ve dinamiği olan bir "toplumsal mutabakat"ın sonucu ise; herkesin, bir nedenden dolayı, bir gün "ıssız" başka bir gün "morali bozuk" olma ihtimali mevcut-sa neden insanları kaçılamaz kategori hapishanelerine tıkıyo-ruz? daha da önemlisi, eğer yukarıda adı anılan mutabakatın taraflarından biri, "karizma"yı inşa edecek olan bakışın sahibi hoşlanılan kadın ise ve o, imzayı atana kadar sözleşme yürürlü-ğe girmeyecekse biz neden hep bu anlatıları, karizmatik ya da değil "erkek hikayeleri" olarak algılamak zorundayız? bitirirken, insanlar ile ilişki kurmakta zorlanıyor olmanın, için-de yaşanılan toplumun kenarına, köşesine kaçmaya çalışmanın ve "köşeye" kurulan hayatın nimetlerinden faydalanmanın, son-ra da "ıssız" veyahut "kaybeden" olarak payelendirilmenin ideo-lojisini yapan anlatılara karşı, kenara çekilip 65 yıl öncesinden bir alıntı yapmak istiyorum. alıntıdaki "mazlum" ifadesinin geçtiği yerleri "ıssız" "kaybeden" olarak okumanıza eminim ki alıntının sahibi theodor w. adorno’nun bir itirazı olmazdı. "şahane mazlumların yüceltilmesi sonuçta onları mazlumlaş-tıran şahane düzenin yüceltilmesinden başka bir şey değildir ."</Page><Page Number="133">133 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="134">konya vizyon • mayıs 2011 134 inşaat dekorasyon ağır abi ağır abi tür : komedi yönetmen : oğuzhan uğur senaryo : oğuzhan uğur   yapım : 2011, türkiye oyuncular : halil taşdemir, senem başak, serhat turan, erdinç kurt iki arkadaşın ağır abi olma yolunda verdikle-ri mücadele sırasında iki güç arasında kalma-larını konu alıyor. efe ve yiğit adında iki genç moda olan mafya dizilerinden etkilenmeyi abartıp ağır abi olmayı kafaya koymuşlardır. ağır abi olabilmek için ne yapabileceklerini düşünürlerken, türkiye’de yaşayan en acımasız mafya babası olan abidin cirit'in yaşadığı kasabaya gitmeye karar verirler. ufak bir güç gösterisiyle kendilerini abidin cirit'e kanıtlayan ikilinin, cirit'in bir anda tövbe edip kendini âlemden emekli etmesiyle hayalleri yıkılır. cirit elini yine de ikilinin üzerinden çekmez ve efe’yle yiğit’i tek oğlu olan sultan’ın koruması olarak görevlendirir. suçlu kim henry's crıme tür : komedi yönetmen : malcolm venville senaryo : sacha gervasi, david n. white    yapım : 2010, abd oyuncular : keanu reeves (henry torne), judy greer (debbie torne), fisher stevens (eddie vibes), danny hoch (joe), james caan (max saltzman), vera farmiga (julie ıvanova) uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan keanu reeves yapımcılığını da kendisinin yaptığı henry’ s crime (suçlu kim?) ile geri döndü. başrollerinde keanu reeves ile birlikte vera farmiga, james caan ve judy greer‘in paylaştığı filmin yönetmeni malcolm ven-ville. komedi türündeki filmin konusu; henry (keanu reeves) hayalleri olmayan, hayatını amaçsızca sürdüren bir adamdır. bir sabah kendisini bir banka soygunun içinde bulur ve suçu olmadığı halde hapse girer. hapiste hayatını değiştirecek olan adam max ( james caan) ile tanışacaktır. kıyamet gecesi vanishing on 7th street tür : gerilim yönetmen : brad anderson senaryo : anthony jaswinski yapım : 2010, abd oyuncular : hayden christensen (luke), thandie newton (rosemary), john leguizamo (paul), taylor groothuis (briana), jordan trovil-lion (concession girl), jacob latimore (james) insan nüfusunun çoğu gizemli bir şekilde bir anda karanlık olunca ortadan kaybolur. arkalarında herhangi bir ipucu bırakmadan kaybolan bu insanlar, ardlarında bıraktıkları kişisel eşyalara bakılırsa, yanlarında hiçbir şey götürememişlerdir. bu tuhaf ve karanlık olaydan kurtulan bir grup insan 7. cadde’de bir barda buluşur. bu insan-ların hemfikir olduğu tek şey vardır; asla karanlıkta olmamak. tek kurtuluşları ışıktır. aralarında son kalan insanlar olduklarını düşünenler vardır. ve bu şüphe bir süre sonra yerini yoğun bir paranoyaya bırakacaktır. çığlık 4 scream 4 tür : gerilim/korku yönetmen : wes craven  senaryo : kevin williamson yapım : 2011, abd oyuncular : courteney cox (gale), emma roberts (jill), hayden panettiere (kirby reed), lake bell (judy hicks), neve campbell (sidney prescott), david arquette (şerif dewey riley) scre4m’de kişisel gelişim kitapları yazarı olan sidney prescott (neve campbell), ki-tabının tanıtım turunun son durağı olarak woodsboro’ya geri döner. artık evli bir çift olan şerif dewey (david arquette) ve gale (courteney cox-arquette) ile tek-rar iletişime geçen sidney, kuzeni jill (emma roberts) ve teyzesi kate’i (mary mcdonnell) de ziyaret eder. ne yazık ki sidney’in yeniden ortaya çıkışı hayalet maske’nin de geri dönmesine sebep olur. sidney, gale, dewey, jill ile arkadaşları ve nihayetinde tüm kasaba artık tehlike altındadır... tor thor tür : fantastik/aksiyon yönetmen : kenneth branagh senaryo : ashley miller, don payne  yapım : 2011, abd oyuncular : natalie portman ( jane foster), chris hemsworth (thor), kat dennings (darcy), anthony hopkins (odin), ray ste-venson (volstagg), ıdris elba (heimdall) destansı thor macerası, günümüz dünya-sındaki marvel evreni’nden, asgard’ın mis-tik gerçekliğine kadar uzanıyor. hikayenin merkezinde, düşüncesiz tavırları ile antik bir savaşı tekrar başlatan güçlü ama kibirli bir savaşçı olan yüce thor var. bu dü-şüncesiz tavırlarından dolayı thor, cezalandırılmak için dünya’ya sürgün ediliyor ve insanlar arasında yaşamaya mecbur bırakılıyor. kendi dünyasının en tehlikeli kötü adamı en karanlık güçlerini dünya’yı istila etmek için yollayınca thor, ger-çek bir kahraman olmak için nelerin gerektiğini öğreniyor. hop dedik: deli dumrul tür : komedi yönetmen : oğuz yalçın senaryo : bayram özbek yapım : 2011, türkiye oyuncular : atıf emir benderlioğlu, orhan bıyıklı, ceren şekerci, mesut çakarlı, ferdi akanur, sabri özmener, melih çardak, yaşar uzer, erdal cindoruk, nurhan yılma deli dumrul, istanbul'un kurtlar kuşlar ale-mine meydan okumuş ve oyuna getirilerek hapse düşmüştür . içerde hayatının zindana döneceğini düşünürken, ruh dünyasında derin tesirler meydana getirecek olan gönül erlerinden ihsan bey ile tanışır . hapiste dum-rul ile ihsan bey'in en has talebesi ve manevi evladı alperen arasında sıkı bir dostluk başlar. deli dumrul'u, gönül eri ihsan bey'i ve yiğitlik timsali alperen'i uğradıkları if-tiralardan aklayıp kurtaracak kişi ise başkomiser semih ve komiser zeynep'tir . önce ihsan bey ve alperen, ardından da deli dumrul aklanarak tahliye olur. sinevizyon</Page><Page Number="135">135 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="136">konya vizyon • mayıs 2011 136 inşaat dekorasyon çağdaş arap aşk şiirleri antolojisi metin fındıkçı basım tarihi : mart 2011 türü : şiir sayfa sayısı : 296 can yayınları etiket fiyatı : 20 tl ilk islam fetihleri savaş barış ilişkisi israfil balcı basım tarihi : nisan 2011 türü : araştırma sayfa sayısı : 424  pınar yayınları etiket fiyatı : 17,5 tl herkes için evrim davıd sloan wılson basım tarihi : nisan 2011 türü : edebiyat dışı sayfa sayısı : 392  metis yayıncılık etiket fiyatı : 26 tl osmanlı çağında hanedan ve toplum feridun m. emecen basım tarihi : nisan 2011 türü : tarih inceleme araştırma dizisi sayfa sayısı : 416  timaş yayınları etiket fiyatı : 17,5 tl şairin romanı murathan mungan basım tarihi : nisan 2011 türü : roman sayfa sayısı : 582  metis yayıncılık etiket fiyatı : 30 tl şeytani intikam thomas perry basım tarihi : nisan 2011 türü : roman sayfa sayısı : 404 sonsuz kitap yayınları etiket fiyatı : 20 tl tanrılar ülkesinde aşk zeki nurçin basım tarihi : nisan 2011 türü : roman sayfa sayısı : 400  göl kitap etiket fiyatı : 18 tl kitap müzik oyun oluruna bırak sıla sitemkar gökhan özen sen ve ben funda arar yağmur ağlıyor enbe ork.&amp;mustafa ceceli gitme ümit sayın&amp;tarkan suya hapsettim deniz seki beyaz ebru gündeş kayıp tarkan kaybolan yıllar ozan doğulu&amp;sezen aksu istanbul sertab erener ömrümün geri kalanı berkay hayat arkadaşım özcan deniz aşklayalım meyra git candan erçetin sihirbaz petek dinçöz budur atiye yanındayım ferhat göçer arabesk ayşe özyılmazel buzdan şato kutsi baba beni maziye götür izel 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15-16-17-18-19-20-batman arkham cıty arkham city, ilk oyundaki olayların 18 ay sonrasında başlıyor. arkham asylum'un eski müdürü olan quincy sharp, joker'i engelleyen kişilik olarak ün kazanıyor ve bu şöhretini, gotham şehrine belediye başkanı olmak için kullanıyor. bu ilk aşa-ma. ikinci aşama ise, sharp'ın yeni bir şehir planı üzerine. "arkham city" dedik, ama oyunumuz gotham şehri sınırlarında geçecek. arkham city ise, sharp'ın azılı suçlular için tasarladığı, gothamın ıssız ve kul-lanılamaz hâlê gelmiş sokaklarını duvarlarla çevirerek oluşturduğu bir şehir, daha doğrusu bir açık hava hapishanesi. 4 sıkışık duvar arasına mahkum olmayan suçlular, böylelikle sinir katsayısı anlamında daha düşük düzeylerde yaşayabilecek. gerçi aralarında dalaşıp da birbirlerini öldürmeleri, huzurlu bir hayat is-teyen iyi insanlar için mutluluk verici bir gelişme bile sayılabilir. arkham citynin sınırları o kadar keskin ve güçlü çizilmiştir ki, buradan kaçmak çok zordur. teknolojik imkânlar bir yana, aynı zamanda tiger adı verilen paralı askerler de güvenlik görevlisi olarak bu bölgede çalışmaktadır. demiştik ya, ne yaparsanız yapın, bir suçlu gibi düşünmeniz çok zor, ama hastalıklı bir beyine yetkiler vermek de ahmaklıktan baş-ka bir şey değildir. bu hapishanenin yöneticisi olarak psikiyatr hugp strange atanıyor, ama strange'in gotham için kötü ve henüz açığa çıkmamış planları var. herkesi bir kenara atıp, her ihtimale karşı hazır pozisyonda bekleyen tek kişi ise, batman'den başkası değil. bu ay en fazla dinlenen 20 parça;</Page><Page Number="137">137 inşaat dekorasyon dvd the town hırsızlar şehri yönetmen : ben affleck senaryo : ben affleck, david crockett oyuncular : ben affleck, blake lively, rebecca hall, jeremy renner, chris cooper, jon hamm, victor garber, pete postlethwaite, titus welliver, thomas ol-son, alex winston, mark berglund, adam j. husband, alexandra bussell, americo presciutti, ben hanson, billy silvia, türü : aksiyon/suç/gerilim süre : 123 dk. web sitesi : thetownmovie.warnerbros.com tron legacy tron efsanesi yönetmen : joseph kosinski senaryo : edward kitsis, steven lisberger, 	 richard jefferies, lee sternthal, oyuncular : michael sheen, cillian murphy , jeff bridges, olivia wilde, garrett hedlund, james frain, beau garrett, serinda swan, brandon jay mclaren, amy esterle yapımcı : steven spielberg, brigham taylor, sean bailey, bruce franklin, jeffrey silver, ju-lien lemaitre, steve gaub, bonnie franklin, süre : 120 dk. web sitesi : disneyturkiye.com.tr/tron tangled karmakarışık yönetmen : byron howard, nathan greno senaryo : jacob grimm, dan fogelman, wilhelm grimm seslendirenler: mandy moore (rapunzel), zachary levi (flynn rider), donna murphy (madame gothel) yapımcı : roy conli müzik : sertab erener, alan menken, glenn slater, jeanine tesori tür : aile/animasyon/komedi süre : 92 dk. web sitesi : disney .go.com/disneypictures/tangled kutsal damacana: dracoola yönetmen : korhan bozkurt senaryo : ahmet yılmaz oyuncular : ersin korkut, şahin ırmak, sinan bengier, özge ulusoy, ceyhun fersoy, volkan demirok, ececan gümeci, abidin yerebakan, hüseyin elmalıpınar, erdem baş, güzin usta, yıldıray yıldızoğlu, burhan türk yapımcı : şenol zencir, selin altınel türü : komedi/korku süre : 92 dk. web sitesi : www.kutsaldamacanadracoola.com megamınd megazeka yönetmen : tom mcgrath senaryo : brent simons, alan j. schoolcraft seslendirenler: brad pitt (metro man), jonah hill (titan), tina fey (roxanne ritchi), will ferrell (megamind), ben stiller (bernard) yapımcı : ben stiller, denise nolan casci-no, lara breay, stuart cornfeld türü : aile/animasyon müzik : hans zimmer, lorne balfe süre : 96 dk. web sitesi : www.megamindinternational.com yönetmen ve oyuncu ben affleck'in kızımı kurtarın'dan (gone baby gone) sonra çektiği ve aynı zamanda başrolü oynadığı film hammett ödülü sahibi yazar chuck hogan'ın 'hırsızlar prensi' adlı romanından uyarlandı. dough macray banka soyguncularından oluşan bir grubun lideridir. hayatında kimseyle yakınlaşmadığından kimseyi kaybetme korkusu da yoktur. ancak bu du-rum son işlerinde banka müdürü claire keesey’yi rehin almaları ile değişecektir. claire’ e ilgi duymaya başlayan dough’ın hayatı da bu doğrultuda değişecektir. tiglon   etiket fiyatı : 21.99 tl (kdv dahil)  abd 2010 tron: legacy daha önce beyaz perdede gördüklerimizin hiçbirine ben-zemeyen bir dijital dünyada kurulmuş bir 3d ileri teknoloji macerası. sam flynn, kevin flynn’in 27 yaşındaki teknoloji meraklısı oğlu, babasının orta-dan kayboluşunu araştırır ve kendini babasının 25 yıldır yaşadığı tron’un di-jital dünyasında bulur. kevin’in sadık sırdaşı quorra’yla birlikte, baba ve oğul çok fazla gelişmiş ve son derece tehlikeli bir hale gelen, görsel açıdan dudak uçuklatan sanal alemde bir ölüm kalım yolculuğuna çıkarlar. tiglon  etiket fiyatı : 21.99 tl (kdv dahil)  abd 2010 akıncı kara fuat bundan 600 yıl önce transilvanya valisi vlad’ı yakalamış ve hapse atmıştır. yıllarca hapiste kalan vlad, çıktıktan sonra acımasızlığı ile ün sal-mış herkesi kazığa oturtmuştur. tanrı’nın gazabına uğrayan vlad halkının kanını içerek vampire dönüşmüş ve kara fuat’ın peşine düşmüştür. vlad’ın son hedefi, kara fuat soyunun son temsilcisi sebahattin’dir. sebahattin, yetim olarak ye-tiştiği konakta çalışmaktadır. bütün bu yaşananlardan haberi olmadan hayatını sürdüren sebahattin’in karşısına bir gün gizemli bir adam çıkar… tiglon  etiket fiyatı : 21.99 tl (kdv dahil)   türkiye 2011 “megazeka” , dünyanın gelmiş geçmiş en zeki süper kötü kahramanıdır ve en az başarılı olanı. yıllar boyu akla gelebilecek her yolu deneyerek metro city’yi ele ge-çirmeye çalışır . her girişimi, “metro man” olarak bilinen pelerinli süper kahraman yüzünden başarısızlıkla sonuçlanır . bir gün onu öldürene dek... o andan sonra megazeka’nın hayatta hiçbir amacı kalmamıştır . süper kahraman-sız bir süper kötü kahraman olmanın hiçbir anlamı yoktur . hayattaki en büyük isteğini elde etmenin, başına gelebilecek en kötü şey olduğunu anlar . tiglon  etiket fiyatı : 21.99 tl (kdv dahil)  abd 2010 krallığın en çok aranan –ve en etkileyici- eşkıyası flynn rider gizemli bir kulede saklanırken, o kulede yaşayan güzel ve cesur, 20 metre uzunluğunda altın sarısı saçları olan rapunzel tarafından esir alınır. yıllardır hapsedildiği kuleden çıkma yolları arayan flynn’i esir alan meraklı kız, yakışıklı hırsızla bir anlaşma yapar. tiglon  etiket fiyatı : 21.99 tl (kdv dahil)  abd 2010</Page><Page Number="138">konya vizyon • mayıs 2011 138 astroloji burçların ondalıkları güneş 360 derecelik burçlar kuşağını 1 yılda yol aldığında her burca 30 derecelik bir pay düşer. bu 30 derece 10 derecelik ya da yaklaşık 10 günlük 3 bölüme ayrılır. onlukların birinci, ikin-ci ya da üçüncü bölümünde doğanlar burçlarının etkilerini fark-lı şekillerde yansıtırlar. her bir burç, temsil edildiği sembolik kişilikle bağlantılı belli özelliklere sahiptir. burçlar kuşağının temelleri tarihin çok eski zamanlarına uzanır, ancak günümüzde bu semboloji hala eski şekliyle kullanılmaktadır. burçlar, güneş ve gezegenlerin doğ-rudan gökyüzüne doğru uzanan rotasını gösterir. özellikle sınırda doğan kişilerin burçlarını doğum haritasından belirlemeleri gerekebilir. daha cesur olmayı öğrenmek, başka insanların ih-tiyaçların ve endişelerinin farkına varmayı öğren-mek, ruhsal duyarlık ve meditasyon yeteneklerini geliştirmek, bağımlılığın yıkıcı etkilerinden arın-mak gibi. eski babilliler’in gökyüzünü daire ola-rak kabul edip evlere ayırmasından sonra buralara burçlar yerleştirilmiştir . tıpkı gökyüzü evleri ha-ritasında olduğu gibi zodyak’ta (burçlar kuşağı) 12 burç vardır ve her bir burç 30 dereceden oluşur, böylece 360 derecelik daire tamamlanır . burçlar koç’la başlar ve balık’la sonuçlanır . bir burcun 29. derecesinde bulunan bir gezegen değişken ola-rak tanımlanır, yani bu gezegen hem sınırları için-de bulunduğu burcun ve hem de bir sonraki burcun özelliklerine sahip olabilir . örneğin eğer bir kişi 29 derece terazi burcunda doğmuşsa, bu kişide hem terazi, hem de akrep karakteri bulunabilir . bu bi-rey, bazen kararlarını adalet ve denge için vererek hayata bir terazi gibi yaklaşır ve bazen de zekâ ve sezgisiyle bir akrep gibi hareket eder . diğer geze-genler veya yükselen ve başucu’nun bu iki burçtan birine düşmesi, kişinin bu burca biraz daha eğilim-li olması anlamına gelebilir . burç dekanatlarını biliyormusunuz? burçlar aklın içindeki süreçleri sembolize ederler. bu süreçlerin her biri insanın yoğun olarak özdeşleştiği bir büyüme modelidir.</Page><Page Number="139">139 astroloji koç (aries) 21 mart-20 nisan 21 mart-31 mart doğumlular koç burcunun ilk on gününde doğan ve koç burcu ile mars etkisindeki kişiler savaşçı, yılmayan, hareketli ve atılgandırlar. diğer insanlara kendi-lerini kanıtlayarak onların beğenisini kazanmaktan hoşlanırlar. 1 nisan-10 nisan doğumlular koç burcunun ikinci on gününde doğan ve aslan burcu ile güneş etki-sindeki kişiler kararlı davranışlarıyla başladıkları işi sonuca götürürler. iyi bir irade ve fiziksel güce, ayrıca örgüt-leme yeteneğine sahiptirler. 11 nisan-20 nisan doğumlular koç burcunun üçüncü on gününde do-ğan ve yay burcu ile jüpiter etkisindeki kişiler kültürel, sosyal ve entelektüel ça-lışmalarla yakından ilgilenmeyi severler . boğa (taurus) 21 nisan-20 mayıs 21 nisan-30 nisan doğumlular boğa burcunun ilk on gününde doğan ve boğa burcu ile venüs etkisindeki kişiler rahatlarına düşkün, risk almak-tan hoşlanmayan, sanat ve müzik alan-larında yetenekli, eğlenmekten, güzel vakit harcamaktan hoşlanan kişilerdir. yavaş fakat kararlı ve çok çalışırlar. 1 mayıs-10 mayıs doğumlular boğa burcunun ikinci on gününde doğan ve başak burcu ile merkür et-kisindeki kişiler tüm boğa’lar gibi pa-raya önem verirler. ancak diğerlerine oranla daha dikkatli, hesaplı ve planlı hareket ederler. 11 mayıs-20 mayıs doğumlular boğa burcunun üçüncü on günün-de doğan ve oğlak burcu ile satürn etkisindeki kişiler tutkulu, planlı ve programlı, daha çok maddi ve manevi güvenlikleri için mücadele eden kişi-lerdir. boğa ve oğlak burçlarının etki-si ile inatçılıkları yüksektir. ikizler (gemini) 21 mayıs-21 haziran 21 mayıs-31 mayıs doğumlular ikizler burcunun ilk on gününde doğan ve ikizler burcu ile merkür etkisindeki kişiler entelektüel insan-lardır. birden çok konu ile ilgilenme, dağınıklık, fiziksel ve zihinsel olarak hareketlilik gösterirler. konuşmak-tan, yeni şeyler öğrenmekten ve gez-mekten hoşlanırlar. 1 haziran-10 haziran doğumlular ikizler burcunun ikinci on gününde doğan ve terazi burcu ile venüs etki-sindeki kişiler toplumsal konularda, halkla ilişkilerde, sanat, edebiyat ve diplomasi gibi alanlarda başarı gös-terirler. karşısındaki kişiye fikirlerini zorlamadan kolaylıkla kabul ettirirler. tatlı bir ikna edici yeteneğe sahiptirler. 11 haziran-21 haziran doğumlular ikizler burcunun üçüncü on gününde doğan ve kova burcu ile uranüs etki-sindeki kişiler diğer ikizler’den fark-lı olarak daha az konuşur ve sadece önemli buldukları konularda konuş-maktan hoşlanırlar. ayrıca düşünce özgürlüklerini kısıtlayan insanlara karşı hoşgörülü davranmazlar. yengeç (cancer) 22 haziran-22 temmuz 22 haziran-30 haziran doğumlular yengeç burcunun ilk on gününde doğan ve yengeç burcu ile ay’ın etki-sindeki kişiler entelektüel insanlardır. oldukça duygusal ve duyarlı bir yapıya sahip olup, diğer yengeç’lere oranla aile ilişkilerine daha fazla düşkündürler. 1 temmuz-10 temmuz doğumlular yengeç burcunun ikinci on gününde doğan ve akrep burcu ile mars-pluto etkisindeki kişiler diğer yengeç’lere oranla daha kararlı ve iradeli bir ya-pıya sahiptirler. aşırı duygusallıkları ilişkilerinde sorunlara yol açabilir. aile büyükleri ve özellikle anneleri ile aralarında çatışmalar yaşayabilirler. 11 temmuz-22 temmuz doğumlular yengeç burcunun üçüncü on günün-de doğan ve balık burcu ile jüpiter-neptün etkisindeki kişiler aile yaşan-tılarını huzur içinde yaşamak isterler ve bunun için ruhsal ve dini değerlere önem verirler. gelişmiş bir hayal güç-leri, ayrıca sanat yetenekleri vardır. aslan (leo) 23 temmuz – 22 ağustos 23 temmuz-1 ağustos doğumlular aslan burcunun ilk on gününde doğan ve aslan burcu ile güneş etkisindeki kişiler fiziksel yapı ve kişilik açısından güçlü insanlardır. ayrıca yöneticilik ya da liderlik yönleri de kuvvetlidir. iyi bir aktör, heykeltıraş olabilirler. 2 ağustos-11 ağustos doğumlular aslan burcunun ikinci on gününde do-ğan ve yay burcu ile jüpiter etkisindeki kişiler sosyal ve kültürel alanlarda iyi bir lider olurlar. düşüncelerini istedik-leri gibi şekillendirip bundan kazan-dıkları güçle çevrelerini etkilerler. 12 ağustos-22 ağustos doğumlular aslan burcunun üçüncü on gününde doğan ve koç burcu ile mars etkisin-deki kişiler son derece enerjiktirler ve yeni projelere atılmaktan hoşlanırlar. ilgilendikleri konuda mutlaka en iyi olmak isterler. bedenleri güzel ve çe-kicidir. ancak alkol konusunda dik-katli olmaları gerekmektedir. burcunuz doğum tarihiniz burcunuz doğum tarihiniz koç koç 22 - 31 mart terazi t erazi 25 eylül - 3 ekim koç aslan 1 - 10 nisan terazi kova 4 - 13 ekim koç yay 11 - 20 nisan terazi ikizler 14 - 23 ekim boğa boğa 21 - 30 nisan akrep akrep 24 ekim - 2 kasım boğa başak 1 - 10 mayıs akrep balık 3 - 12 kasım boğa oğlak 11 - 21 mayıs akrep yengeç 13 - 22 kasım ikizler ikizler 22 - 31 mayıs yay yay 23 kasım - 2 aralık ikizler t erazi 1 - 10 haziran yay koç 3 - 12 aralık ikizler kova 11 - 21 haziran yay aslan 13 - 22 aralık yengeç yengeç 22 haziran - 2 t emmuz oğlak oğlak 23 - 31 aralık yengeç akrep 3 - 12 t emmuz oğlak boğa 1 - 10 ocak yengeç balık 13 - 23 t emmuz oğlak başak 11 - 20 ocak aslan aslan 24 t emmuz - 2 ağustos kova kova 21 - 30 ocak aslan yay 3 - 12 ağustos kova ikizler 31 ocak - 9 şubat aslan koç 13 - 23 ağustos kova t erazi 10 - 19 şubat başak başak 24 ağustos - 2 eylül balık balık 20 şubat - 1 mart başak oğlak 3 - 12 eylül balık yengeç 2 - 11 mart başak boğa 13 - 23 eylül balık akrep 12 - 21 mart</Page><Page Number="140">konya vizyon • mayıs 2011 140 astroloji başak (virgo) 23 ağustos-22 eylül 23 ağustos-2 eylül doğumlular başak burcunun ilk on gününde do-ğan ve başak burcu ile merkür etkisin-deki kişiler sağlık, temizlik, beslenme ve iş konularıyla yakından ilgilenirler ve bunlarla ilgili meslekleri seçmeye eğilimlidirler. ayrıca el hüneri gerek-tiren işlere de doğuştan gelen bir yat-kınlıkları bulunur. duygusal konular-da ise çekimser kalırlar. 3 eylül-12 eylül doğumlular başak burcunun ikinci on gününde doğan ve oğlak burcu ile satürn et-kisindeki kişiler organizasyon konu-larında çok iyi performans gösterirler. mühendislik dalları, matematik, fizik, kimya gibi bilim dallarında çok başa-rılı olurlar. teoriye verdikleri önemi uygulamaya da gösterirler. ağırbaşlı, tutucu ve geleneklerine bağlıdırlar. 13 eylül-22 eylül doğumlular başak burcunun üçüncü on gününde doğan ve boğa burcu venüs etkisinde-ki kişiler daha dışa dönük ve rahatlarına düşkün olurlar. toplumun alışkanlık ve beğenilerini iyi anladıkları için modacı-lık, tasarımcılık gibi estetik gerektiren mesleklerde başarı gösterirler. venüs etkisi ile biraz tembel olabilirler. terazi (libra) 23 eylül-23 ekim 23 eylül-2 ekim doğumlular terazi burcunun ilk on gününde do-ğan ve terazi burcu ile venüs etki-sindeki kişiler çevrelerinde her şeyin uyumlu, güzel, rahat ve konforlu ol-masını isterler. aktif bir sosyal hayata sahip olup, sevgi ve arkadaşlıktan, ay-rıca sanattan hoşlanırlar. evlilik yaşan-tılarında önemli bir olgudur. 3 ekim-12 ekim doğumlular terazi burcunun ikinci on gününde doğan ve kova burcu ile uranüs et-kisindeki kişilerin doğaüstü konulara, astrolojiye, elektronik ve bilgisayarla-ra ilgisi bulunur. duygusal tepkilerini kontrol etmekte başarılıdırlar. diğer terazi’lere göre daha kararlıdırlar. 13 ekim-23 ekim doğumlular terazi burcunun üçüncü on gününde doğan ve boğa burcu ile merkür etkisin-deki kişiler iletişim, yazı yazma, konuş-ma ve edebiyattan hoşlanırlar . ayrıca bu konuda doğuştan gelen bir yeteneğe sa-hiptirler. gerek iş gerekse sosyal hayat-larında sık sık yolculuk ederler . tekdüze işlerden çabuk sıkılarlar ve aynı anda birden fazla iş ile ilgilenebilirler. akrep (scorpio) 24 ekim-22 kasım 24 ekim-2 ekim doğumlular akrep burcunun ilk on gününde do-ğan ve akrep burcu ile mars-pluto etkisindeki kişiler oldukça güçlü bir duygusal yapıya sahiptirler. ölümü hayatın bir gerçeği ve yeni bir baş-langıç kabul ederler ve korkmazlar. uygulamalı bilimler, mühendislik ve üretim dallarında başarılı olurlar. 3 kasım-12 kasım doğumlular akrep burcunun ikinci on gününde do-ğan ve balık burcu ile jüpiter-neptün etkisindeki kişiler diğer akrep’lere oranla daha yumuşak ve merhametli olurlar. gizli bilimlere, astrolojiye karşı özel bir ilgileri bulunur. zengin bir ha-yal dünyasına sahiptirler. 13 kasım-22 kasım doğumlular akrep burcunun üçüncü on gününde doğan ve yengeç burcu ile ay’ın etki-sindeki kişiler son derece güçlü sezgile-re sahiptir. ruh halleri içinde bulundu-ğu koşullara göre sık sık değişebilir. yay (sagittarius) 23 kasım-21 aralık 23 kasım-2 aralık doğumlular yay burcunun ilk on gününde doğan ve yay burcu ile jüpiter etkisindeki kişiler felsefe, yabancı dil ve din konularına ilgi gösterirler. yabancı ülkelere seyahat etmekten, buralarda yaşayan farklı kül-türlerdeki insanlarla iletişim kurmaktan hoşlanırlar . tutamayacakları sözleri ver-meleri sık sık başlarını ağrıtabilir . 3 aralık-12 aralık doğumlular yay burcunun ikinci on gününde doğan ve koç burcu ile mars etkisindeki kişi-ler lider veya kahraman olma dürtüsü taşırlar. bu uğurda anlamsız inançlara kapılıp yanılgıya düşmeleri mümkün-dür. heyecan ve serüveni severler. 13 aralık-21 aralık doğumlular yay burcunun üçüncü on gününde doğan ve aslan burcu ile güneş et-kisindeki kişiler diğer yay’lara göre daha iyimserdir. toplumda iyi bir sos-yal statüye ulaşıp, politik, dinsel ya da eğitim konularında başarılı olabilirler. oğlak (capricorn) 22 aralık-20 ocak 22 aralık-31 aralık doğumlular oğlak burcunun ilk on gününde do-ğan ve oğlak burcu ile satürn etkisin-deki kişiler çalışkan, iyi bir örgütleme yeteneğine sahip, fırsatları değerlen-direbilen ve sabırlıdırlar. kararlı ve harekete çabuk geçmeleri sayesinde güvenli meslekleri seçerler. 01 ocak-10 ocak doğumlular oğlak burcunun ikinci on gününde doğan ve boğa burcu ile venüs etki-sindeki kişiler. güvenlik ve toplum-daki yerlerini maddi olarak sağlamaya eğilim gösterirler. evlenme yoluyla sosyal statülerini yükseltmeleri müm-kündür. diğer oğlak’lara oranla daha dikkatli ve kararlıdırlar. 10 ocak-20 ocak doğumlular oğlak burcunun üçüncü on gününde doğan ve başak burcu ile merkür etki-sindeki kişiler sağlık konuları ile ilgili meslekleri seçmeye eğilim gösterirler. ayrıca yöneticilik, endüstri dalları, imalat gibi özen isteyen işlerde de ba-şarılı olurlar. iyi bir dış görünüm ile ve sade ama zarif giysilere sahip olurlar. kova (aquarius) 21 ocak-18 şubat 21 ocak-30 ocak doğumlular kova burcunun ilk on gününde doğan ve kova burcu ile uranüs etkisindeki kişiler sürekli olarak yeni deneyler ve tecrübeler yaşamak isterler. gele-neksel ve alışılagelmiş tutumlardan kopmak için elinden geldikleri kadar farklı yollar ararlar. adalet duygusu gelişmiş dost canlısı insanlardır. 31 ocak-10 şubat doğumlular kova burcunun ikinci on gününde doğan ve ikizler burcu ile merkür et-kisindeki kişiler entelektüel konulara son derece meraklı olurlar. iletişim ile ilgili basın, yayın, televizyon, reklam-cılık gibi mesleklerde başarı sağlarlar. düşünceleri akılcı ve özgündür. 11 şubat-18 şubat doğumlular kova burcunun üçüncü on gününde doğan ve terazi burcu ile venüs etki-sindeki kişiler dost canlısı, hoş sohbet insanlardır, ancak sosyal ilişkilerinde resmi ve biraz serttirler. arkadaşlarına karşı bağlıdırlar ve onlardan da aynı tutumu göstermesini beklerler. balık (pisces) 19 şubat-20 mart 19 şubat-29 şubat doğumlular balık burcunun ilk on gününde doğan ve balık burcu ile jüpiter-neptün etkisinde-ki kişiler içine kapanık ve düşüncelidirler . kuvvetli sezgi güçleri sayesinde diğer in-sanların duygularını rahatlıkla anlarlar . 1 mart-10 mart doğumlular balık burcunun ikinci on gününde doğan ve yengeç burcu ile ay’ın etki-sindeki kişiler evlerinin rahat ve güzel olmasından hoşlanırlar ve bu amaçta para harcamaktan çekinmezler. duy-gusal ilişkilerinde oldukça kararlıdırlar. 11 mart-20 mart doğumlular balık burcunun üçüncü on gününde doğan ve akrep burcu ile pluto-mars etkisindeki kişilerin gizemli bilimler ilgi alanındadır . ruhun gelişmesine önem verirler . diğer balık burçlarına göre daha güçlü ve kararlıdırlar. bu yüzden de başladıkları işi rahat bitirirler .</Page><Page Number="141">141 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="142">konya vizyon • mayıs 2011 142 inşaat dekorasyon koç burcu (21 mart - 20 nisan) bu aralar çevrenizden iltifatlar duyacaksınız. aranan simaların başında geleceksiniz. bu kadar popüler olmanız hiç şüphesiz neşeli ve sorunsuz bir tip olmanızdan kaynaklanıyor. fiziksel pırıltınız da dorukta. bu sayede yeni flörtler ve romantizm dolu ilişkiler yaşamanız kaçınılmaz. yaşamın her alanında şansınız yüksek gözüküyor. siz bu şansı özellikle duygusal bağlamda kullanmaktan yanasınız. böylece yalnızlığınıza son verebilirsiniz. gene de dikkatli olmanızda fayda var. sonradan üzüleceğiniz adımlar atmamaya dikkat etmelisiniz. boğa burcu (21 nisan - 20 mayıs) hayatınızdaki ani değişiklikler sizi derinden etkilemiş gibi görünüyor. herşey birdenbire olmuş gibi geliyor. oysa uzun zamandır bunu içten içe hazırlıyordunuz. önümüzdeki gün-lerde çok daha keyifli olayların gerçekleştiğine tanık olabilir-siniz. aşkta da bir karar arifesindesiniz. kararınız gelecek günleri etkileyebilir. ailenizle ilgilenseniz iyi olur. sizle yakınlaşmakta güçlük çekiyorlar. ama bunu dile getiremiyorlar. yakın zamanda bir yatırım yapmayı düşünüyorsunuz. bu konuda eski bir dostunuz size yardımcı olacak. 	 yengeç burcu (22 haziran - 22 temmuz) birçok fırsat var önünüzde. eğer zekanıza güvenerek olumlu ve güzel kararlar verirseniz, bu fırsatları en iyi şekilde değerlendir-miş olacaksınız. böylece iş hayatınızda yeni olanaklar yakalaya-bileceksiniz. iş hayatınızda bundan sonraki günlerde oluşacak tatsızlıkları gidermek için hazırlıklı olun. sevgilinizle mesafeli bir ilişkiniz var. bunu daha sıcak ve yakın bir hale getirmeniz sizin elinizde. bunun için çaba har-camalısınız. bu çabanızın karşılığını kat kat alacaksınız. çünkü o buna değer. bir yakınınızın hastalığı sizi üzecek. ama önemli bir durum değil korkmayın. başak burcu (23 ağustos - 22 eylül) parlak bir dönem başladı ama siz yine memnun değilsiniz. çünkü yapınızda hiçbir zaman olanla yetinmemek gibi bir dürtü var. bu nedenle var olan şeylerin tadını çıkaramıyorsu-nuz. elinizden küçük mutluluklar kaçıyor. işleriniz, arladaşla-rınız ve hobilerinize ayırdığınız zamanın bir bölümünü de sevgilinize ayırın. bu günlerde kendisini çok ihmal edilmiş hissediyor. bunu dile getirmiyor ama her an patlayabilir. aniden bir iş yolculuğuna çıkma ihtimaliniz var. yemekte ölçüyü fazla kaçırmayın. tatlılardan uzak durun. akrep burcu (24 ekim - 22 kasım) paranızı dikkatli harcamalısınız. şans oyunlarına fazla güven-meyin. para konusunda daha tutumlu olmalısınız. sonra gire-ceğiniz maddi sıkıntının sorumluluğunu kimseye yüklemeye hakkınız yok. dış görünüşünüzü şu günlerde epey ihmal edi-yorsunuz. nerede o eski bakımlı haliniz? çevrenizdekiler buna çok şaşırıyorlar. sizin daha bakımlı olmanızı ısrarla söylemelerine kulak verin. kendinize çeki düzen verin ve işinize gereken ilgiyi gösterin. yaşadığınız değişikliklerin yarattı-ğı stres midenizin hassasiyetini arttırabilir. oğlak burcu (22 aralık - 20 ocak) duygusal hayatınızla iş hayatınızı birbirine karıştırıyorsu-nuz. dedikodular yüzünden özel hayatınızda birtakım feda-karlıklar yapmanız gerekebilir. işinizle ilgili karar verirken iş arkadaşlarınız konusunda oldukça dikkatli davranmanız gerekiyor. işlerinize önem verdiğiniz kadar beraber olduğunuz kişiyi de dü-şünmelisiniz. kendisini ihmal ettiğinizi sanabilir. bundan dolayı aranızda hu-zursuzluk yaşayabilirsiniz. katı diyetlere paydos edin. sebze, meyva yiyin ve düzenli jimnastiğe başlayın. balık burcu (19 şubat - 20 mart) başkalarına emir vermekten çok hoşlanıyorsunuz ve herkesi sizin kurallarınıza uymaya zorluyorsunuz. bu bencilliğe bir son vermenin zamanı geldi de geçiyor bile. etrafınızdakileri, sizi seven insanları bu şekilde üzmeye hiç hakkınız yok. aynı şeyin kendinize yapılması hoşunuza gidermiydi. şu sıralar iş yerinde birtakım problemler yaşayabilirsiniz. o yüzden biraz yalnız çalışmaya gayret edin. ikili diyaloglardan kaçının. yalnızsanız mükemmeli aramaktan artık vazgeçin. mut-luluk uzak değil. dönüp etrafınıza bir göz atmakta fayda var. ikizler burcu (21 mayıs - 21 haziran) geleceğinizle ilgili önemli kararlar alacağınız bir döneme gi-riyorsunuz. sevdiğinizle bazı sorunlar çıkabilir. onun da fi-kirlerine önem verin. uyarılarını dikkatle dinleyin. elde ede-ceğiniz kazanç yüzünüzü güldürse bile çok büyük gelişmeler beklemeyin. adımlarınızı sağlam atın. her zaman bir açık kapı bırakın. hayatta herşey olabilir, unutmayın. sosyal hayatınız çok renklenecek. yeni kişilerle ta-nışacaksınız. yeni imkanlar ve fırsatlar doğabilir. gözünüzü dört açın. bundan yararlanmayı bilin. sağlık yönünden hiçbir sorun görünmüyor. aslan burcu (23 temmuz - 22 ağustos) 	 idari ve hukuksal işlerde güçlüklerle karşılaşabilirsiniz. baş-kalarına emir vermekten çok hoşlanıyorsunuz ve herkesi sizin kurallarınıza uymaya zorluyorsunuz. eğer iş arkadaşlarınızla aranızda büyük bir kavga çıkmasını istemiyorsanız, yalnız ça-lışmalısınız. sevdiğinizle aranızda bazı sorunlar olduğu bir gerçek. ancak canı-nızı sıkmayın, çünkü herşey yoluna girecek. yalnızsanız mükemmeli aramaktan artık vazgeçmelisiniz. düşünmeden hareket etmekten kaçınmalısınız. enerjiniz ve performansınız tam yerinde. özellikle ayın son günlerinde mutluluk var. terazi burcu (23 eylül - 23 ekim) aşk ile işi birbirine karıştırıyorsunuz. bu da işinizi tehlikeye sokabilir. herkese mavi boncuk veriyorsunuz. çapkınlıktan vazgeçip daha kalıcı ilişkilere yönelmelisiniz. her an çok iyi anlaşabileceğiniz bir kişiye rastlayabilirsiniz. hatta yeni bir yaşam kurabilirsiniz. uzun seyahatlere çıkmayı ne zamandır düşünüyordunuz. bunun için bir olanak karşınıza çıkacak. olanağı iyi değerlendirmeye bakın. parasal durumunuz daha iyi olabilir, eğer müsrif davranmaz ve iyi yatırımlarda bulunursanız. gözlerinizdeki ağrının nedeni uykunuzu iyi almamanız. yay burcu (23 kasım - 21 aralık) daha çok sosyal ilişkilerle ilgili konularla bu sıralar uğraşa-caksınız. hareketleriniz ve sözlerinizde dikkatli olmanız ge-rekiyor. kendinizi kapana kıstırılmış hissedebilirsiniz. aşk hayatınızda heyecanlarınızı ve duygularınızı bastırmakta zor-lanacaksınız. yalnızsanız bir ilişki isteyip istemediğinize artık karar verin. akıl-lıca davranır ve zamanınızı iyi değerlendirebilirseniz başarı sizin. biraz alçakgö-nüllü olun. çevrenizdekileri itiyorsunuz ve eleştiri konusu oluyorsunuz. işitme problemi olabilir. dikkat. kova burcu (21 ocak - 18 şubat) uzun vadede gerçekleştirmeyi düşündüğünüz proje ve plan-larınızı şu günlerde tatbikata geçirme fırsatı yakalayabilir-siniz. bu fırsatı iyi değerlendirin. zira her an insanın eline böyle önemli şanslar geçmez. hayatınızı biraz renklendirin. arkadaş ortamlarına katılın. iş ve aşk birarada yürümez demeyin. yeni kişi-lerle tanışın. belki de aradığınız mutluluğu yakalayacaksınız. deniz ve güneş sizin için iyi olabilir. böylece yoğun temponun stresini üzerinizden atabilirsi-niz. sağlığınız gayet iyi. astroloji</Page><Page Number="143">143 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="144">konya vizyon • mayıs 2011 144 şehir rehberi 322 22 03 323 80 73 235 40 16 237 58 53 241 37 07 352 76 23 323 33 00 352 85 47 323 12 22 325 27 57 320 33 34 247 30 23 350 72 98 244 92 60 fesleğen restaurant cemo meram cemo nalçacı kule sini akkonak hacı şükrü mado konak konya mutfağı yakapark kösedağ restaurant lina restaurant livar balık mithat tirit salonu sille konak restaurantlar hastaneler 235 45 00 323 67 09 235 42 05 263 11 42 251 52 80 351 16 50 223 60 00 241 50 00 numune hastanesi meram araş. hastanesi (ssk) dr. f.s. doğum ve çocuk hast. beyhekim ünitesi (toki) ağız ve diş sağlığı merkezi beyhekim ağız ve diş sağlığı s.ü. meram tıp fakültesi s.ü. selçuklu tıp fakültesi 223 12 53 257 06 06 236 54 07 321 20 41 444 42 00 353 72 00 353 88 03 235 50 42 s.ü. diş fakültesi eğt. hast. başkent üni. araş. hastanesi belediye sağlık hastanesi askeri hava hastanesi vakıf hastanesi nakiboğlu bilgi hastanesi akademi hospital özel selçuklu hastanesi 351 41 00 350 37 77 353 04 05 444 02 46 221 37 37 249 74 74 221 44 44 353 69 00 kızılay hastanesi konya hospital anıt hastanesi aknet göz hastanesi bsk hastanesi derya tıp merkezi farabi hastanesi fizikon resmi kurumlar 310 20 11 353 31 68 235 50 50 350 13 13 235 46 00 221 14 00 251 02 50 350 13 13 327 02 52 322 87 76 351 74 45 322 45 21 235 90 10 valilik meram kaymakamlığı selçuklu kaymakamlığı karatay kaymakamlığı büyük şehir belediyesi santral meram belediye başkanlığı selçuklu belediye başkanlığı karatay belediye başkanlığı garnizon komutanlığı merkez komutanlığı subay orduevi askerlik dairesi başkanlığı	 il jandarma komutanlığı 221 31 00 237 64 00 221 32 00 353 30 50 236 07 90 322 27 60 351 18 32 221 61 00 351 34 25 321 70 19 353 40 21 322 74 30 350 61 58 adliye sarayı santral emniyet müdürlüğü cumhuriyet başsavcısı milli eğitim müdürlüğü bağ-kur il müdürlüğü ssk müdürlüğü sağlık müdürlüğü koski genel müdürlüğü halk kütüphanesi devlet su işleri il kültür ve turizm müdürlüğü meteoroloji bölge müdürlüğü müftülük 255 00 60 221 52 52 342 14 44 353 47 17 350 64 64 351 30 00 239 04 80 351 89 58 351 32 07 352 80 22 351 32 04 351 32 07 351 89 58 medaş konya ticaret odası ticaret borsası mimarlar odası muhasebeciler odası lokantacılar odası türk standartları enstitüsü müzeler müdürlüğü mevlana müzesi karatay müzesi ince minare müzesi arkeoloji müzesi etnografya müzesi önemli telefonlar 110 112 117 119 121 122 yangın ihbar hızır acil orman yangını posta kodu telefon arıza ankesör arıza 124 125 133 135 153 154 data arıza radyo tv arıza çağrı uyandırma alo zabıta alo trafik 155 156 163 175 178 181 polis imdat jandarma imdat telekom borç sorma alo tüketici alo rtük çevre bilgi 184	 185 186 187 188	 189 sağlık danışma su arıza elektrik arıza gaz arıza cenaze hizmetleri vergi danışma 265 02 45 322 36 80 351 20 00 265 01 42 265 01 91 265 00 80 265 18 61 265 00 40 265 01 60 otogar santral ddy thy aksel turizm has turizm kontur turizm konset turizm metro turizm özkaymak turizm ulaşım 238 37 34 237 32 36 352 51 51 351 22 00 234 05 56 321 74 49 incimiz çiçekçilik buket çiçekçilik kiraz çiçekçilik ünsal çiçekçilik noya çiçekçilik şato lale çiçekçilik çiçekçiler 324 76 76 325 06 01 325 17 48 325 26 26 321 47 66 324 60 50 324 01 06 323 03 02 324 44 01 ayçiçeği kreş deniz incileri günışığı hepsi papatyam kıvılcım minik kalpler oyna eğlen öğren pınar kreş şımarık patikler kreşler 261 18 18 324 34 10 323 67 86 235 25 20 324 19 00 244 90 93 325 15 06 bahçeşehir koleji başak koleji gündoğdu koleji ideal koleji özel diltaş ted koleji özel gençlik özel okullar 246 55 70 238 33 03 444 00 33 444 00 40 352 15 16 345 10 86 236 79 33 345 34 38 238 10 48 235 56 42 tnt inter global kargo ups dhl express kargo aras kargo mng sürat kargo aramex fedex kargo 353 51 84 352 16 16 345 24 24 321 87 70 350 0 444 350 75 75 241 16 16 233 43 03 444 0 155 236 96 02 236 21 21 323 08 08 238 58 32 hakimiyet memleket gazetesi yeni meram konya postası merhaba gazetesi yeni konya ün tv sun tv kon tv ktv konya tv anadolu manşet iha basın /medya 352 13 78 235 32 49 235 79 57 238 45 62 235 61 51 350 96 70 320 73 35 233 16 45 353 53 28 235 25 19 beta color burç fotoğrafçılık çankaya foto elit color mert stüdyo foto moda salih color sedef fotoğrafçılık foto ekrem özcan fotoğrafçılık fotoğraf stüdyoları</Page><Page Number="145">145 şehir rehberi 322 11 11 235 42 15 350 40 50 237 86 20 238 86 48 235 81 88 350 58 11 351 24 53 353 93 36 345 36 75 345 09 20 345 39 17 345 16 16 248 83 00 345 17 27 345 36 00 345 10 56 342 23 73 236 61 66 cin cin elektronik vatan rent a car sistem dershanesi naturel tasarım paşa home store semra sigorta kamışçıoğlu arçelik sarraf çeliksürer öz. bilge kız öğr. yurdu poligon mek attariye mutlu gravür atariye hilalsan makine büyük enes metal rotsan otomotiv delibay petrol ürünleri demirci teknik hırdavat atemas teknik hırdavat akdeniz cam alüminyum merkez firmalar 265 10 00 265 02 65 265 32 42 265 23 55 265 34 33 265 18 70 265 18 78 265 19 87 265 32 06 265 19 80 265 11 45 265 11 28 265 37 76 265 12 72 265 12 87 265 11 21 265 19 71 265 12 34 265 12 14 265 11 61 265 33 17 265 02 07 265 28 85 265 25 32 265 27 20 265 22 21 265 23 52 265 41 37 265 12 00 265 05 15 265 39 12 265 36 12 265 17 53 265 05 15 265 11 11 265 10 95 265 14 11 265 10 71 265 10 65 265 12 52 265 10 50 265 21 56 265 10 92 265 36 17 265 05 00 265 25 25 265 23 79 265 10 30 265 10 45 265 23 75 265 47 90 265 33 53 real hipermarket praktiker mavijeans seden triko adidas süvari dufy finansbank u.s.polo hatemoğlu kiğılı collezione journey tefal bosch kafkas şekerleme sony centone kitapsan l.c.w. d's damat kukla kebap özsüt ikbal burger king pizza daily hanımeli mudo ayakkabı dünyası nokia panço electro world foto burç turkcell avea horasan kuyumculuk elit bijuteri kuz optik dry center obje iç giyim belgin triko philips ismail zaza kuaför karaca cafe alle teknosa express kundura gizay sağlık ürünleri künefecim harribo koton willy wonder's m1 merkez a.v.m. (265 06 00) 235 64 40 237 86 91 235 88 58 238 51 12 238 57 57 238 92 01 235 66 33 237 09 01 237 81 27 235 46 51 238 16 62 236 36 23 234 15 05 237 62 92 237 88 99 234 32 81 238 20 42 237 77 89 236 42 68 235 81 57 seden triko serpil düğme sevenhill soley sony sumak swatch şölen pastanesi tefal tekin acar tobacco shop tiffany türk telekom turkcell teknosa tergan vodafone w willy wonder's yıldız terzi 233 10 01 237 93 94 237 93 94 233 10 60 238 80 02 233 23 41 233 60 20 238 36 73 235 08 84 238 38 68 233 28 72 237 87 00 234 32 34 236 70 90 237 12 57 234 32 50 236 17 47 233 89 89 236 62 62 236 41 08 236 18 88 238 16 80 236 87 77 238 96 37 237 54 86 237 20 60 233 35 65 235 15 19 238 60 30 238 41 61 234 33 33 233 80 00 233 16 61 237 71 22 234 24 86 235 70 08 237 43 08 237 45 96 237 79 03 233 24 25 238 39 80 235 76 76 235 23 50 235 82 33 238 43 05 234 33 10 238 11 85 233 69 01 237 39 95 235 30 01 237 75 02 236 36 77 233 09 39 238 47 87 236 89 43 236 43 20 238 62 00 233 26 00 234 33 11 233 66 00 237 04 40 237 58 83 235 66 33 238 15 93 237 13 96 236 88 77 235 69 99 238 96 19 237 74 73 238 42 14 237 51 20 238 9470 236 32 83 233 22 62 237 46 33 236 24 44 233 54 74 238 24 95 237 87 54 236 57 58 237 02 99 237 33 27 236 72 42 237 47 17 aba piknik adese adese kömür adidas adil ışık almula turizm arçelik armağan oyuncak assortie atlas kuru temizleme avşar sinemaları ayakkabı dünyası aylin triko bereket şekercisi bernardo bimeks bisse bolulu hasan usta boyner burger king cam mekan cafe's ceylan ciğerci sait colin's collezione corner çocuk eğlence d&amp;r dagi damat tween daniel hechter desa digitürk dufy enes optik er piliç euromoda evita faik sönmez fix silver ful çiçekçilik gnc hacıoğlu hotiç ipekyol ikbal ittifak altın javelin journey jumbo store karacaoğlu kemal tanca kiddo kiğılı kip konset koton kayra kukla kebap konya mutfağı kulesini kuz optik lale döner laura baresse lcw levi's lostra çilingir ltb mavi jeans mc donald's network nike özsüt özün baharat panço pırlanta penti world pierre cardin pizza pizza perlina rodi sabri özel sarar kulesite a.v.m. (234 32 72) 350 44 44 353 40 43 350 47 47 238 21 11 353 21 57 350 50 80 350 18 08 350 37 67 322 99 92 322 34 51 350 13 32 322 17 12 265 10 92 237 36 11 321 40 91 352 53 51 321 01 02 341 24 58 325 17 77 aktiva güzellik derma lazer uğur güzellik salonu maya clup elif güzellik hera lazer soft lazer dr. rabia güzellik neva güzellik suderm güzellik medislim kareina kuaför zaza kuaför ceren saç tasarım inter kuaför kaldırım cafe new garden nirvana kafe karmaşık kafe güzellik merkezleri kuaför salonları kafeler büsan org. san.</Page><Page Number="146">konya vizyon • mayıs 2011 146 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="147">147 inşaat dekorasyon</Page><Page Number="148">konya vizyon • mayıs 2011 148 inşaat dekorasyon</Page></Pages></Search>